Ahirette Gideceğim Yer Belli İse… Allah neden bazı insanlara hidayet nasip eder bazılarına etmez?

Ahirette Gideceğim Yer Belli ise…

Hayatın gayesini idrak edemeyen, hayattan elini eteğini çekmiş, kulluk vazifesini yapmayan sadece dünya hayatına odaklanan insanların söylediği; birde doğru yolu bildiği halde doğru yola girmemek için, nefis ve şeytandan gelen vesveselerin arkasına saklanarak kendilerini haklı göstermeye çalışan insanların söylediği şu sözleri duymuşsunuzdur. “Cennete gidecekler belli, cehenneme gidecekler bellidir, ahirette cennete mi, cehenneme mi gideceğim yerim belli, madem ahiretteki yerim belli ise kendimi yormama ne gerek var, kalbin temiz olsun, dürüst insan ol, insanların yardımına koş yeter.” derler. Kulluk sorumluluğundan kaçmak için kendilerince bu söyledikleri bahanelerin arkasına saklanarak doğru bir davranış yaptığını sanırlar. Oysaki yapılan ameller kulluk şuuru ve Rıza-i İlahi için yapılmadığı takdirde hiçbir önemi olmamakla birlikte benliği yani egoyu tatmin etmekten öteye geçemez. Aslında bu düşüncelere sahip olan insanlar yaratılış fıtratlarında doğruyu görebilecek irade olduğu ve kendileri de bunun farkında oldukları halde yinede hakikati görmemeye çalışırlar. Çünkü dünyanın aldatıcı heveslerine kanıp ölümü ve kulluk vazifesini hatıra getirmezler.

12 (1)Ahiretteki yerim belli” düşüncesine gelince; böyle bir düşünce aslında şunu ifade eder; örneğin öğrenci sınava girmeden önce çalışmaz, “nasıl olsa sınavda kaç alacağım belli, çalışmaya ne gerek var” derse, sizce öğrencinin böyle bir davranışı ne kadar doğru olur? “Öbür dünyadaki yerim belli” diyerek hiçbir kulluk vazifesini yerine getirmeyenler sanki Allah (cc) insana doğru yolu göstermemiş, irade vermemiş ve insanları yaratırken adaletsizce şunlar cennete, şunlar cehenneme gidecek diye adaletsiz bir liste hazırlamış ve bu listede sanki insanın kulluk şuuru ile yaptığı amellerin hiç önemi yokmuş gibi adaletsiz davranmıştır. Oysaki böyle bir düşünce insanın kendini kandırmasından veya şeytanın o insanı bu konuda yanılgıya düşürmesinden başka bir şey değildir. Evet, ahirette gidecek yerimiz bellidir, lakin bu bilgi yalnızca Allah’a mahsustur. Bizler ahirette gidecek yerimizi bilemeyiz, fakat cenneti hak edebilmek için çaba göstermemiz gerekir. Bu dünyada imtihan edildiğimizin idrakine azda olsa varabilmişsek yukarıdaki sözleri söyleyenler dünya hayatında yan gelip yatmaz, Allah’ın verdiği irade ile hakikat yolunda hayatını şekillendirir ve çeki düzen verir. Çünkü her iş bir çaba sonucu şekillenir ve bu çabanın olabilmesinde irade sahibi olduğumuzu da unutmayalım. İmtihandayız, dünya hayatında doğru yaşayıp doğruları cevaplamak için bizlere doğruyu yanlışı ayırt edebilme seçeneği verilmiştir.

Peki, “Ahiretteki yerimiz nasıl olsa belli” sözünü nasıl anlamalıyız? Uzun zaman önce bir sohbette dinlemiştim, verilen örneği daha iyi anlamak için manayı biraz genişlettim; Bir davet var ve herkes ister istemez oraya gidecek. Düşünün ki bir yere kalmak için sizi davet ediyorlar ve herkes oraya gitmeye mecburdur. Sizde davet edilen yere zamanı geldiğinde gideceksiniz. Davet edilen insanlarla ilgili iki tane isim listesi vardır A ve B listesi. A listesi meçhul yani bilinmeyen bir listedir. Bu listede davete gidecek tüm insanlar var; fakat hiç kimse listede kimin adının yazılı olduğunu bilmiyor. B listesi de herkese açık bir listedir. Davete gidecek olan insanlara; B listesinde olmak istiyorlarsa yapmaları gerekenler söyleniyor ve onlara uyacakları kuralları anlatan birde liste veriliyor. “Eğer bu listedekileri yaparsanız B listesine adınızı yazdırabilir ve B listesinde daha iyi bir şekilde davet edildiğiniz yere gider, orada daha iyi ağırlanır, hiç sıkıntı çekmezsiniz. Yok, eğer B listesini boş verir ve umursamazsanız isminiz zaten A listesinde yazılıdır, davete A listesi dâhilinde zaten geleceksiniz.” Şimdi siz bu davete gideceksiniz ve önünüzde iki seçeneğinizin olduğunu biliyorsunuz; belki A listesindesiniz ama A listesi meçhul olduğu için bilmiyorsunuz veya B listesine girmek için kurallara uyup çalışmalısınız. Eğer ki siz deseniz ki; “Ben düşündüm, kararımı verdim, kendimi rahatsız etmeyeceğim ve B listesine girmek için çalışmayacağım, zaten muhtemelen benim adım A listesindedir” diye düşünüyorsanız, bu yaptığınız kumar oynamaktır. “A listesinde olabilirim de, olmayabilirim de, ne olursa olsun ben bu davete gidiyorum zaten” derseniz, yapmanız gereken B listesine girmek için yapılması gereken her şeyi yapmak ve kurallara uyup B listesine adınızı yazdırmak… Allah’ın yol göstermesi ve kaderi temel olarak bu şekilde açıklayabiliriz.

Evet, ismimiz zaten ahirete kesin gidecek listesinde var. Allah (cc) kimin Cennete kimin cehenneme gideceğine karar vermiştir ve bu karar bizler daha yaratılmamışken bile vardır, lakin bizler için bu meçhul bir listedir, yani A listesinde olanlar. Birde herkese açık olan liste var; B listesi, yani kurallara uyma listesi… Falanca şahıs iradesi ile doğru yolu seçecek, hayatı hep doğrularla olacak verilen karar Cennet, falanca şahıs iradesi ile yanlış yolara sapacak, Allah’ı inkâr edecek, verilen karar cehennem. Kimin Cennete kimin cehenneme gideceği kararını bu şekil anlayabiliriz. Dikkat edelim Allah (cc) insanın Cennete yukarıda verilen örnekte anlattığımız B listesine ismimizi yazdırmamız için B listesi kurallarını Kur’an ve Sünneti yol olarak göstermiştir. Unutmayalım ki, Allah (cc) hiç kimseye zulmetmez.

Neden Allah bazı insanlara hidayet nasip eder bazılarına etmez?

Şu meseleyi de yanlış anlamayalım; bazı insanlar var ki Allah onlara hidayeti yani doğru yolu nasip etmiştir. Neden mi? Çünkü onlar zaten hidayet yolundadırlar ve iradeleri ile doğru yolu seçmiş doğru yolda kalmak için çaba gösteriyorlar. Onlar çaba gösterdikçe Allah’ta onlara hakikatin yollarını açar ve onlar hep hakikat yolunda kalırlar. Evet, Allah bazı insanları doğru yola iletir ki o insanlar zaten doğruluk peşinde olan kişilerdir ve hep doğru yola iletilmek için dua ederler. Yine Allah bazı insanlara hidayet nasip etmez ki, bu insanlarda zaten hidayeti yani doğru yola iletilmeyi hak edecek hiçbir şey yapmazlar. Allah’ın dilemesi ve insanın çabasını bu şekil anlayabiliriz. Bu ikisi islamda bir araya gelir. Bunların Kur’an’da bir araya geldiği yer aslında Fatiha Suresinde “Senin yardımını kazanmaya çalışıyoruz” ayetidir. Bu ayeti her gün namaz kılanlar namazlarında okur. Arapçadaki (nestein) kelimesi…

Meseleyi daha iyi idrak edebilmek adına şöyle bir örnek ile konuya açıklık getirmek mümkündür. Diyelim ki arabanızın lastiği patladı ve siz arabada oturup müzik dinliyorsunuz, sonra oradan geçen birine: “Hey arkadaşım! Yardım eder misin şu lastiği değiştirelim, senin için bagajı açarım” diyorum. Bu bir yardım istemedir ama çaba sarf edilmeden sağlıklı bir yardım isteme şekli değildir. Şimdi tekrar düşünelim; arabanızın lastiği yine patladı, siz arabanızdan iniyorsunuz ve krikoyu çıkarıyorsunuz, sonra arabayı kaldırmaya çalışıyorsunuz ama kaldırabilecek kadar güçlü değilsiniz ve siz yine oralardan geçen birine sesleniyor ve ondan yardım istiyorsunuz, öncelikle siz çaba sarf ettiniz daha sonra yardım istediniz. İşte Fatiha Suresindeki (Nestein) Allah’tan yardım dileme tam olarak bu manaya gelir. “Ben çabaladım ve bundan sonra senden yardım talep ediyorum Allah’ım” Bundan öğrenmemiz gerekenlere gelince; senin ve benim Allah’tan yardım istemeye hakkımızın olduğu, en uygun zaman çabaladığımız zamandır. Çaba sarf etmiyorsak Allah’tan yardım istemeye hakkımız olabilir mi? Tıpkı oturduğumuz yerde yoldan geçen birine “arabamın patlayan lastiğini değiştir” dememiz gibi. Önce kulun çabası daha sonra Allah’ın yardımı, bu iki şey beraber gelir. Siz doğru yolu bulmak için çabaladığınızda, Allah sizin doğru yolu bulmanıza hükmedecektir. Çünkü siz iradenizi doğru yola ulaşmak için kullanıyorsunuz. İrade doğru yolu isteyince, Allah’ta onu doğrularla beraber kılar.

Doğru yolda kalmamız için Allah (cc) bizlere hep fırsatlar sunar, çünkü akıl ve irade bunu gerektirir. Hayatta olduğumuz sürece bu fırsatımız hep vardır. Şuan tövbe eder ve yaptığımız hatalar için bir daha yapmamak üzere Allah’a pişmanlığımızı belirtirsek Allah (cc) tövbemizi kabul edecektir. Tek yapmamız gereken samimi bir şekilde Allah’a dönüp “Yarabbi tövbe ediyorum, Sana geldim ve Senin için yolumu değiştireceğim” deyip ve gerçekten yolunu Kur’an ve Sünnet çizgisinden ayırmamaktır. Neden ismimizi B listesine yani Cennet listesine yazdırmak için çaba göstermeyelim ki? Rabbim bizleri doğrularla beraber kılsın ve bizleri Cennete giren kullarından eylesin.

Mehmet Kazar

 

1 tane yorum yapılmış

  1. Ceyhun diyor ki:

    Mehmet Abi kaleminize sağlık. Kesinlikle istifadeli bir yazı olmuş. Özellikle lastik patlama misali çok yerinde ve bizim de meseleleri izah ederken sıklıkla kullandığımız argümanlardan biri.
    Allah razı olsun…

Sende yorum yazabilirsin