Aile Hayatının Temel Esasları Nelerdir?

Ve o hane ve aile hayatının hayatı ve saadeti ise; samimî ve ciddî ve vefadarane hürmet ve hakikî ve şefkatli ve fedakârane merhamet ile olabilir ve ..(9.Şua , 4.delil)

Bu küçük cennetin hayatı ve saadeti ise:

  • Samimî,Ninecik
  • Ciddî,
  • Vefadarane HÜRMET
  • Hakikî,
  • Şefkatli,
  • Fedakârane MERHAMET ile olabilir.

Aile hayatındaki en ehemmiyetli iki esasın hürmet ve merhamet etmek olduğunu nurlardan anlıyoruz. Bu hürmet ve merhametin mütekabil yani karşılıklı olması gerektiği de ilerideki maddelerde ifade edilmiş. İlaveten, aile hayatının sağlıklı devamı için hürmet ve merhametin bazı vasıfları olması gerekiyor. Bunlar samimî, ciddî, vefadarane hürmet ile hakikî, şefkatli, fedakârane merhamet.

Bu kavramları nasıl hayata geçirebiliriz onun üzerinde düşünelim. Önce planlama yapıyoruz, “1 yıl sonra aile ilişkilerimi hangi seviyede ve nitelikte görmek istiyorum?” Sorusuna net ve tatminkar bir cevap veriyoruz: “Ailemle irtibatımı hürmet ve merhamet  etmek üzerine kuracağım ve bunların da şu vasıfları olacak.” Diyerek kendimize hedef belirliyoruz.

(Bu çalışma, insanın kendine manevî hedefler koyabilmesine bir numune olacak ve planlı yaşamada ehemmiyetli bir tecrübe kazanmış olacağız.)

İlk önce “ailemle irtibatlarımı hangi kavramlar üzerine oturtmaya çalışıyorum”, bunun analizini yapalım. Genelde alışılageldik maddî ihtiyaçların giderilmesine hizmet eden bazı sorumlulukların paylaşımı olarak algılıyoruz aileyi. Biraz daha geniş düşündüğümüzde aileye bir “eğitim” vazifesi de yüklüyoruz. Çocukların yetiştirilmesi ve edepli, ahlaklı insanlar olmasına hizmet etmeli, diyoruz. Bu esnada aile büyüklerinin de eğitime ihtiyacı olduğunu gözden kaçırabiliyoruz. Oysa “dinamik, yaşayan, gelişen aile” kavramında bütün ferdlerin hep beraber eğitim alanında olduğunu idrak etmesi gerekir. Dünya hayatında bulunmamızın ve kulluğun da esasında eğitim vardır; çünkü mahiyet ve kıymet itibarıyla her şey ilme bağlıdır. Bu tür ilmi öğrenmek de kadın, erkek her Müslümana farzdır.

Bütün ferdlerin aynı anda eğitilmesi nasıl olur, aile nasıl bir okuldur?

Mesela : Anne, çocuklarının eğitimine gayret ettiği nisbette bir şahsiyet kazanır, kimlik ve kişilik bilinci gelişir; keza baba da eş ve çocuklarının eğitimine katkıda bulunabildiği nisbette hakikî şahsiyetini, fıtratının iktiza ettiği olgunluğu kazanır; çocuklar da doğru ve güzel davranışları büyüklerinden almakla “ben neyim, nereden geliyorum, nereye gideceğim, dünyada bulunma gayem nedir?” gibi sorulara tatmin edici cevaplar bulur. Yoksa insan gaye-i hayatını belirleyemezse, her gün muhtelif cazibedar yolları nazarımıza sunan dünya hayatı içinde döner durur, çok çaba harcayıp, bir sürü yol gittiği halde bir yere vasıl olamaz, yani maddî veya manevî  bir kemalâta erişemez. Çünkü insan hedef ittihaz ettiği maksada göre şekillenir, kimliğini ona göre belirler, istidad ve kabiliyetlerini hedefine göre inkişaf ettirir. Eğer hedef yoksa, kişiliğini, kimliğini neye göre belirleyecek, fark edecek?

Çoğu genç kardeşlerimizin bu konuda bilgilendirilmemesinden kaynaklanan bir şuursuzlukla, TV’de gördüğü, duyduğu fazilet ve kemalâttan mahrum kimseleri taklide çalışması; insani yönlerini geliştirecekken, elbise-pabuç-saç taklidini kendine hedef seçmesi, çözüm üreten bir akıl yerine, nerde nasıl kendimi uyutabilirim diye düşüncelerle ömür geçirmesi, az rastladığımız bir durum mudur? Bu mudur gençliğin kemali?

Malumdur ki gidilecek hedef belli olmazsa yolculuğun da, yolun da, yolcunun da bir esprisi kalmaz. Öyleyse ailede herkes hedefine yürümeli, kulluk ahlakını kendine yerleştirme gayretinde olmalıdır. Bunun için büyükler sık sık net bir şekilde hedef göstermeli, nasıl varılacağını kendi davranış ve sözleriyle ortaya koymalı, bu aile içi gayreti dar dairesindeki en önemli mesuliyeti bilmelidir. Hedefin canlı tutmak için anne-babanın birbirini ve evladları daim motive etmesi, zorlukları beraber çözmeye çalışması dinamik aile içinde lüzumlu tedbirlerdir. Bu tedbirlerdeki hassasiyet ve isabet anne-babanın kemalâtına zemindir.

Şu durumda herkesin fıtrat-ı asliyesine kavuşabilmesi için aile içi eğitimdeki konumuna dikkat etmesi gerektiğini anladık. Yani, bir çocuk kendi fıtratının hilafına, anne konumuna geçmemeli; anne de sorumluluğunu bırakıp çocukların boşlukta kalmasına sebep olmamalıdır. Baba da hanesinde vakar yerine tevazuyu esas alarak, şefkatle herkesin şahsiyetlerinin gelişmesine yardımcı olmalıdır. Bu durumda öncelikli olarak eşlerin eğitmeye ve eğitilmeye ihtiyacı vardır. Bu şuur kazanılınca herkes eğitimini en güzel şekilde almaya ve vermeye gayret eder. “Beşikten mezara kadar öğrenme” hakikatinin bir cilvesi ailede görülür.

Gelelim hürmet ve merhamet esaslarına:

Hürmet etmek Rüştü Tafral Ağabeyin derlemesinde şöyle anlatılmış:

“Hürmet: Müslüman bir cemiyette küçüklerin büyüklere yaş itibariyle veya diyanet, ilim, hamiyet, fedakârlık dirayet gibi faziletler itibariyle kendinden üstün olana, üstünlüğünü kabul etmenin neticesi olarak kalpde duyulan his ve bu hissin neticesi olarak da o şahsa karşı tavır ve hareketlerinden edebli davranış diye tarif edilebilir. Buna göre hürmetin hakikatı, kalp ve vicdanda bulunur; fiil ve hareketlerde tezahür eder. O halde yalnız zahiren gösterilen hürmet, ciddîyete sahip değildir. Bu tarz zahiri hürmetler, ya bir adet ve alışkanlık veya hürmet edilen şahsın zararlarından korunma veya bazı menfaatler görme sebeplerine dayanır. Bu hal asrımızda olduğu gibi, bozuk cemiyetlerde daha çok yaygın olur. İslam cemiyeti veya cemaatlerinde hakikî hürmetlilik veya hürmetsizlik sebebi, daha çok hürmet edilecek tarafta aranır. Zira samimî hürmet, hürmete lâyık meziyetlerin bulunmasına mütevakkıftır.”

Aile içinde eşlerin birbirine hürmet gösterebilmesi için hangi meziyetleri haiz olmalıdırlar?

(Mümin kimse için) Eğer bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Belki kıymetdar bir tek hasene ile, çok seyyiatına nazar-ı afv ile bakmak lâzımdır. (Lem’alar, 88 )

Hürmetin tarifinde de söylenildiği gibi eşlerdeki diyanet, iman hakikatlerine vukufiyet ve bunlara ilaveten ahlakî faziletlerle mücehhez olmak, hürmeti celbetmeye kafi birer sebeptir; yani kalpte hürmet hissi fıtrî bir surette duyulur ki samimiyet ve ciddiyet bundan doğar. Yoksa kalpte hissedilmeyen, zahirde gösterilen hürmet tavırları bir hakikate dayanmadığından çabuk dağılır, aile hayatının esasını taşıyamaz.  Ana-babalar ahlak ve fazileti kendilerine yerleştirmekle birbirinin ve evladının hürmetini celb edebilir. Bu da ciddi bir şekilde kendini yetiştirme gayreti ile tahakkuk eder. Hürmetin bir vasfı da vefadır; hürmeti icab ettiren hakikate daima vefalı olmak, zaman ve şartların değişmesiyle o hakikate ayna olanlara hürmeti terk etmemek gerektir.

Mesela, Kastamonu Lahikasında çocukların ana-babalarına olan vefadarane hürmetinin nasıl olacağı anlatılıyor:

Hem peder hem vâlide, tenasül kanunundaki vazifede çektikleri çok meşakkat ve gördükleri çok hizmete mukabil; yalnız veledin dünyada kemal-i hürmet ve itaatla şefkatlerine ve hizmetlerine bedel hâlis bir hürmet ve sadıkane bir itaat ve vefatlarından sonra salahatıyla ve hayratıyla ve dualarıyla onların defter-i a’maline hasenat yazdırmak ve onbeş seneden evvel masumen ölmüş ise onlara kıyamette şefaatçı olmak ve Cennet’te onların kucağında sevimli bir çocuk olmaktır. (Kastamonu Lah.)

Çocuklar kaç yaşına gelirse gelsin ana-babasına olan hürmetinde vefasızlık edemez, çünkü sebeb-i vücudu şu alemde ana-babasıdır; Allah öyle tayin etmiştir. O rahmet aynalarında gördüğü şefkatin hatırına daimi ana-babasına hürmette kusur etmemesini vicdanı ihtar eder. Ne var ki ahirzaman fitnesinde terbiye-i İslamiye tam alınamadığından, evladlar ulvî hakikatlerin değerini kavrayamıyor, neticede o hakikatin aynası olanlara da hürmet ve edepte kusur ediyor.

Ailede ikinci temel esas olan merhamet; hakikî, şefkatli, fedakârane olmalı. Bunların da ölçüsü yine nurlarda anlatılmış. Merhamet hissi Allah’ın rahmetine ayine olmak hakikatinden geliyor. Bunun hakikî olması ise kişiye Allah namına muamele etmek ile mümkün. Mesela, evladının dünyevi rütbeler kazanması için uhrevi terbiyeden mahrum kalmasına müsaade etmek, merhamet ve şefkatin su-i istimalidir, Allah’ın o çocuğa olan merhametine ayine olamamaktır. Aile içi hayatta merhamet şefkat şeklinde tezahür etmelidir; zira maddeperestlik ve sebeplere takılmaktan ötürü ruhlar Rabb-i Rahimini doğrudan doğruya bulamamış ve o rahmete aç bir hale gelmiştir. İslami ahlakın da toplumda nadir görülür olmasıyla, muamelat kalb ve ruhu incitir olmuş, adeta insanlardan tevahhuş gelecek derecelerde yalnızlık tercih edilir olmuştur. Ferdleri bu zor halet-i ruhiyeden kurtaracak faktör ailedeki şefkat ortamıdır. Birbirini tenkitten önce, onda fani olup, onun nazarıyla meselelere bakmak, ona göre değerlendirmek, daim insafla, yapıcı, onarıcı hareket tarzını düstur ittihaz etmek gerektir. Bu şekilde yaklaşımların “insan kazanmak” manasında uzun vadede çok semeredar olduğu tecrübelerle sabittir.

Müsbet hareket için karşımızdakini anlamamız, hissetmemiz gerekiyor. Yani, kendi hissimizi bırakıp onunkiyle hislenmek, şartları, imtihanı onun nazarından seyretmek, külliyattaki tabirle “tefani” yapmak, karşımızdakinde fani olmak gerekiyor. İşte kendi his ve fikrimizi bir kenara koyup karşımızdakinin nazarına geçebilmek, oradan bakmaya gayret etmek, bu enaniyet(ego) zamanının en büyük fedakarlığı. Kendimizden sıyrılıp, hiçliğimizi anlamak için bir eğitim olan bu tefani alıştırmaları, aileyi  bir arada tutan, ferdlerin kaynaşıp muhtelif cesedler, tek ruh olmalarına vesile olan bir yöntemdir. Sorununu anlamadığımız bir insana nasıl faydamız dokunur ki? Sorunu anlamak için de onun penceresinden, onun fikir ve hisleriyle bakmak gerekli. Psikolojide “empati kurmak” demişler, nurlar tefani diyor. Allah rızası için yaptığımızda empati, bize ihlası kazandırıyor. Allah için sever, işler, başlar bir halet-i ruhiye alıyoruz; nefsimizin menfaatperest isteklerini bir kenara koyup Allah rızası için hüküm veriyoruz. Yani tefani hakiki uhuvvet için bir şart olduğu gibi, aile içi iletişimde de mutlaka kullanılması gereken bir yöntem.

Elhasıl, aile şahsı manevîsinin oluşması büyüklerden küçüklere merhamet inmesi ve küçüklerden büyüklere hürmet gitmesi ile mümkün oluyor.

Ya Rabbi! Umum alem-i İslamın ve bizim hanelerimizi Rasulullah(ASM) Efendimizin hanesi gibi hürmet ve merhamet ile bereketli kıl. Amin.

Nabi

www.Nurnet.org

Sende yorum yazabilirsin