Ali Ulvi Kurucu’yu Rahmetle Anıyoruz.

Ali Ulvi Kurucu Kimdir ?

Ali Ulvi Kurucu Bey 1922’de Konya’da doğmuş, orta öğrenimini ve hafızlığını bitirdikten sonra, dini eğitimi daha iyi alabilmek için 1939 yılında ailesiyle bereaber Medine’ye hicret etmişti. Yüksek tahsili Mısır’da El–Ezher’de devam ettirmiştir. Mısır’dan döndükten sonra Medine’ye yerleşmiştir. Medine’de “Sultan Mahmud” ve “Şeyhülislam Arif Hikmet” kütüphanelerinde uzun yıllar müdürlük yapmış ve 1985 senesinde emekli olmuştur.

Dört sene idarecilik yaptığım Büyükkoyuncu Vakfı’nın kurucusu merhum İbrahim Büyükkoyuncu anlatmıştı: “Henüz bu vakfı kurmadan önce, kendi kendime şöyle bir karar vermiştim: ‘Koyunlarım, arsalarım, taş ocaklarım adıma neyim varsa satıp, Medine’de bir vakıf kurayım oradaki fakir fukaraya bakayım.’ Ali Ulvi Kurucu Bey, Konya’ya gelince bu düşüncemi kendisine aktardım ve ‘Bana ne tavsiye edersiniz?’ diye sordum. Bana ‘Medine’nin böyle bir şeye ihtiyacı yok. Sen bu servetini burada gençlerin yetişmesi ve talebelerin tahsil yapması için vakfet. Senin ve memleketimiz için bu daha hayırlı olur.’ dedi.”

Konya’nın meşhur mürşidlerinden Hoca Veyiszade’nin yeğeni olan Ali Ulvi Kurucu Hocamız, muhterem ve merhum amcası gibi sohbetleri ile aileden gelen irşad ve tebliğ vazifesini hayatının sonuna kadar devam ettirmiştir. Hac ve umreye gittiğimiz zaman Medine’de kendisini ziyaret eder ve feyizli sözlerinden istifade ederdik. Bizim gibi pek çok insan onunla görüşmek için sıra beklerdi. Büyük tecrübe ve birikime sahip olmanın yanı sıra, Medine’deki konumu itibarıyla âlem–i İslam’dan pek çok kişiyle tanışmış ve görüşmüş olan bu yüce insanın sohbetleri mücevherlerle dolu bir sofra gibiydi.

Türkiye’ye gelince arkadaşlarımız onu rahat bırakmaz, her gün bir yere konferansa davet ederlerdi. Gazetemizin müfettişlerinden Mehdi Yönet Bey ve diğer arkadaşlarımızdan bu konferanslarla ilgili çok şeyler dinledik. Konferanslarında karşısında tertemiz imanlı gençliği görünce “Sizler benim kabul olmuş dualarımsınız!.. Sizler bahar çiçeklerimsiniz!..” derdi. Onu çok tanıyanlardan birisi de Medine’de bulunan Hüseyin Avni Güngören arkadaşımızdır. Bir zamanlar Zaman Gazetesi’ne köşe yazısı olarak gönderdikleri yazıların hepsini de –ellerinin yazmaya müsait olmamasından dolayı– Ali Ulvi Hocamız söyler, Hüseyin Avni Bey arkadaşımız da şevkle yazıp bizlere ulaştırırdı.

Şimdi onun ardından rahmetler okuyor, akraba, dost ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Abdullah Aymaz

Tarihçe-i Hayat’a önsöz

80 yaşında Hakk’a yürüyen Kurucu Hocaefendinin şiirleri başta olmak üzere bir çok eseri kitaplaştırıldı. Şiirde Mehmet Akif Ersoy’un üslubunu zamanımızda devam ettiren nadir şahsiyetlerden olan Kurucu Hocaefendi, nesir sahasında da değerli eserler verdi. Tarihçe-i Hayat için yazdığı önsöz Üstad Bediüzzaman’a getirilince, yazıyı baştan sona okutan Bediüzzaman Hazretleri, metnin başına “Medine-i Münevvere’de bulunan mühim bir alim” notunu yazar ve talebelerine, “Ali Ulvi Efendi benden çok Risale-i Nurları övmüş. Eğer beni fazla övseydi bu ön sözü kabul etmeyecektim” der. Risâle-i Nur Talebeleri, onu Tarihçe-i Hayat’ın önsözünden tanıyıp, sevdi.

Ali Ulvi Kurucu’nun kızına nasihatı

Ali Ulvi Kurucu merhum ömrünün son günlerinde kızına şöyle tavsiyede bulunuyordu: “Kızım insan sadece şahsî hedef ve gayelerini ön planda tutarak yaşarsa vefatıyla hatıralardan silinir. Cemiyet, millet ve fikirleri uğruna yaşayanlar, ölseler de gönüllerde kalıcıdırlar. Gözler hep onları arar ve özler. Kim severek yaşarsa sevilerek ayrılır ve unutulmaz.”

Sende yorum yazabilirsin