‘Allah’ın sadık kulu’ ne diyor?

Bugün, Bediüzzaman Said Nursî’nin, Isparta’nın Barla beldesinde 1927-1934 yılları arasındaki 7 yıllık sürgün hayatını anlatan “Allah’ın Sadık Kulu” filmi, yurt çapında 234 salonda gösterime giriyor. Samanyolu Yayın Grubu’nun, 3,5 yıl süren çalışmasının ürünü olan film; “Motion capture” tekniğiyle Türkiye’de yapılmış ilk uzun metraj 3D animasyon film olma özelliğine sahip.

Filmi, ben de çok merak ediyorum. İnşallah bugün eşimle birlikte seyredeceğim. Çarşamba günkü yazımda da bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Said Nursî, dinimizin mazlumlarındandır. Zaten Allah için yola çıkıp da, eziyet görmeyen, çekmeyen yoktur. Boşuna denmemiş; “kahrın da hoş, lütfun da hoş“… Bediüzzaman Hazretleri, kendi değerlerinden gurbete düşen, kendisi olmaktan hızla uzaklaşan koskoca bir millete, iman hakikatlerinin gücünü, kıymetini hatırlatan ve uçurumun başında durarak manevî bir set oluşturan kahramanlardan biri, belki de en büyüğü… Mehmet Akif merhumun, “Bâri bir ‘yok!’ der sadâ yok mu?” diye inlediği zamanların, derinlerden gelen gür sadâsı… Sadece set oluşturmakla kalmamış, müspet ilimlerle dinî ilimlerin bütünleşmesi gerektiğini savunmuş, fenden, teknolojiden bîhaber hale gelmiş ülkemizde, ezberleri bozarak yeni bir çığır açmıştır. Bugün Türkiye’nin en önemli meselesi olan Kürt sorunu için 80 sene önce yazdığı reçeteler, birliğimiz ve kardeşliğimiz için hâlâ değerini koruyor.

Fakat yeni nesiller onu tam bilmiyor. Hele vesayet sisteminin tekerine çomak soktuğu için, uğradığı eziyetlerin yanı sıra, “Kürt isyancısı”, “şeriatçı”, “Cumhuriyet düşmanı” yaftalamaları ile karalanması, itibarsızlaştırılmak istenmesi yüzünden hâlâ bazı kesimlerce yanlış tanınıyor. Filmin en fazla, yeni nesillerde Said Nursî’yi doğru tanımak, sevmek, onun fikirlerinden, eserlerinden istifade etmek yolunda bir zihnî uyanış vesilesi olma ve merak uyandırma açısından çok faydalı olacağını düşünüyorum.

Bu filmin yapılmış olması, şunu da anlatıyor: Hakikatlerin üstü örtülemez. Kristalleri çamura bulamak, onların kıymetini azaltmaz. Gün olur, devran döner; hakikat erleri gelir, o çamurları yıkar, siler ve onların göz kamaştırıcı güzelliklerini ortaya koyarlar. Bediüzzaman’a zulmedenlerin, onu defalarca zehirleyenlerin, 80 küsur yaşına rağmen memleket zindanlarında dolaştıranların, bugün, pek çoğunun ismini bile hatırlamıyoruz… Ama o memleket zindanları bugün birer sinema salonu oldu ve milyonlar ona koşuyor.

Bediî, kelime anlamıyla, eşi görülmemiş, çok güzel demek. Said Nursî, zamanının eşi görülmemiş alimi, tasarruf ve irşad sahibidir. Görülüyor ki, vefatından sonra da fikirleriyle, ilmiyle, duruşuyla zamanımıza da ışık tutuyor. Hatta daha ileri giderek diyebilirim ki, Türkiye’nin demokratikleşmesine, muhafazakâr demokratların destek vermesi konusunda yol göstericilik yapıyor. Bu ifadeleri abartılı bulacaklar için onun bazı ifadelerini hatırlatayım: “Eğer lâik cumhuriyet soruyorsanız, ben biliyorum ki, lâik manası, bîtaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahatçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükümet telâkki ederim.” (Şualar, s. 317)

Malûmdur ki, her hükümette muhalifler bulunur. Asayişe, emniyete dokunmamak şartıyla, hiç kimse vicdanıyla, kalbiyle kabul ettiği bir fikirden, bir metottan dolayı mesul olmaz. Bu hukukî bir mütearifedir…

Haksızlığa karşı, zulme karşı, kanunsuzluğa karşı muhalefet, hiçbir hükümette suç sayılmaz; bilâkis, muhalefet meşru ve samimi bir muvazene-i adalet unsurudur.” (Tarihçe-i Hayat, s. 564)

Adalet müessesesi hiçbir cereyana kapılmaz, hiçbir tarafgirliğe kaymaz. Bu, din ve vicdan hürriyetinin bir ana umdesidir ki, komünist olmayan Şarkta, Garpta, bütün dünya adalet müesseselerinde cari ve hâkimdir.” (Tarihçe-i Hayat, s. 564)

İnanıyorum ki, Allah’ın Sadık Kulu filmi, göreceği teveccüh ile Üstad Hazretleri’nin ruhunu da şad edecektir…

Hüseyin Gülerce / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin