Amir Erkek mi Memur Erkek mi?

Günümüzde özlenen bir  erkek profili var.
Dönem dizilerinden olsun, tarih kitaplarından olsun, büyüklerimizin  gözlerindeki o gıpta bakışları ile anlatımlarından olsun ciddi bir özlem aşikare var.
 
Özellikle otuz yaş üstü hanımları zorlayan durumlar olabiliyor.
Çünkü baba profili ve eş profili arasında zıtlık olduğunda hanım nasıl davranacağını bilemeyebiliyor.
 
Şöyle baba profili olan bir hanım düşünün,
 
Babanın akşam eve geleceği vakit evde bir büyüğü ağırlamanın heyecan hali ile harmanlanmış,
tatlı bir telaş, mutluluk ile kapıda karşılanan baba.
Evin erkeği, reisi ağırlığında köşesine geçen, şefkatli ama vakur duruşu
ve  sıcacık bakışı ile ev halkını sarıp sarmalayan bir baba.
Nerde nasıl davranılması gerektiğinin ve had sınırlarının ilk öğreticisi.
Ağzını açıp sözcüklerin bir bir dökülüşü ile tüm dikkatleri üzerine çeken ve tutulması kısmında sürat ve değer gören bir baba.
 
Diğer yanda akşam eve geleceği saati bile dikkate alınmayan,
sürekli evin her köşesinde her işe müdahale eden,
her söze dahil olup laf üreten,
sözlerinin ve duruşunun önemi olmayan
çok konuşan, ağırlığı ve vakur duruşu olmayan bir baba.
Öyle bir baba ile büyüyen kadınlar böyle bir eşe sahip olduğunda ciddi duygu  karışıklığı içinde mutsuz olabiliyor ve eşinin babası gibi olmasını arzu ediyor.
 
Karmaşa zinciri tam da bu kısımda devreye giriyor.
Biz kadınlar evin hükümranlığına baş koymuşcasına mücadele ediyoruz.
Gücü elimize aldığımızda da mutlu olmayan yine biziz.
Ne garip anlaşılmaz bir durum değil mi?
 
Hakikatte gönlümüzde yatan aslan, yanımızda güçlü bir erkek profilidir.
Hem iktidar isteği, hemde güçlü iktidar sahibi bir eş arzusu, ikisi bir arada olmayacağına göre sıkıntı silsilesi başlamış oluyor.
 
Aslında buradaki karmaşaya sebep ise dengelerin yerinden oynatılması.
Çünkü Allah erkeği kavvam yani reis olarak vazifelendirmişdir.
“Gerektiği yerde kadına muhalefet edebilmeli zira bunda bereket vardır” diye ifade eder Hz.Ömer ra.
Erkek karısının görüş ve önerilerini dikkate almalı fakat son sözü evin reisi olarak sorumluluğu üstlenip noktalamalı.
 
“Eşimin yapma deyip itiraz ettiği fakat dinlemediğim her durumda sıkıntı ve problem yaşadım.” diyen bir çok arkadaşımın pişmanlıklarına şahit oldum.
 
Ne yazık ki bu dengeyi bozan çoğunlukla biz kadınlarız.
Denge yerinden oynadığı zaman bu evliliğe de sirayet ediyor, duygulara da.
Ve ne üzücüdür ki isteklerimiz ile yaptıklarımız arasında bocalayıp duruyoruz.
 
Yanımızda güçlü erkek isterken kucağımızda güdümlü erkekler yetiştiriyoruz.
Hayalimizde güçlü erkek var, hayatımızda yönettiğimiz erkek.
Yetiştirdiğimiz erkek eşine bağımlı olsun istemiyoruz.
Oysa örnek aldığı erkek profili baba, hanımına bağımlı.
Durum öyle  bir hal alıyor ki karmaşa yumağı çözümsüzlük yolunda süratle koşuyor.
 
Sadece kadın boyutunda kalmıyor bu durum tabii ki. Bu zihniyet ile büyüyen erkek bulunduğu konum hakkında kavram kargaşası içinde kalıyor.  Rabbinin ona emrettiği gibi amir olamıyor.
 
Kocanın hakkı evinde amir olmaktır, karısının memuru olmak değil.
 
Cenab-ı Hak erkeklerin kadınlar üzerinde hakim olduklarını belirtmiş ve efendi misyonu yüklemiştir. (Nisa suresi 34)
 
Efendi ağırlığını Allah’ın ona verdiği  bir nimet olarak görüp yükünün kıymetinin farkında olan erkeklerin sayısının azaldığını düşünüyorum.
 
Allah’ın emrettiğinin aksi davranan erkekler hatalarının ve vebal altında olduklarının farkına varacaklar mı acaba?
 
Ve erkeği efendiliğinden uzaklaştırıp güdümlü hale getiren kadınlar hatalarının ve vebal altında olduklarının farkına varacaklar mı acaba?
Nagehan İpek – cocukaile.net

3 tane yorum yapılmış

  1. abdullah dedi ki:

    “Nasılki zaman-ı saadette ve selef-i sâlihîn zamanlarında hükümferma hak ve bürhan ve akıl ve meşveret olduklarından, şükûk ve şübehatın hükümleri olmaz idi. Kezalik görüyoruz ki: Fennin himmetiyle, zaman-ı halde filcümle, inşâallah istikbalde bitamamihi hükümferma kuvvete bedel hak ve safsataya bedel bürhan ve tab’a bedel akıl ve hevaya bedel hüda ve taassuba bedel metanet ve garaza bedel hamiyet ve müyulat-ı nefsaniyeye bedel temayülat-ı ukûl ve hissiyata bedel efkâr olacaklardır”
    Muhakemat ( 37 )”

  2. abdullah dedi ki:

    Bu hakikate binaen, zevc olsun zevce olsun, duruşunu, tavrını hakka dayandırmadığı sürece -gerek dahilde gerek hariçte- zayıf ve tesirsiz olacaklardır.
    Zevclerin fıtri kavvamiyeti, akıl ve hikmetin kendilerinde ağır basmasıyla dünya meyline ve şeytani telkinata -hanıma nisbeten- daha az mağlub olmasındandır(Hz. Adem AS’ın şeytana kanmamasından anlıyoruz). Ama eğer beyler ellerinde hakkı tutmazsa, hak ile hüküm verip amel etmezse, nefsine mağlub olduğu gibi, ala külli hal evde kuvveti olmaz, zevce ve çocuklarını da şeytana mağlub edebilir, eliyazü billah..
    Bu sebeple hanımlara otorite kur/kurma değil de, evde Kur’an’ın otoritesini yani hakkı hakim yapın, kendiniz Kur’an’ın yerine geçip de emredici olmayın, herkes tabi olsun, amir değil, demek daha uygun ve fıtri bir çözüm. Beyler de Kur’an’ı tutmakla kuvvetli olmaya çalışsın, hariçten kuvvet aramasın, tahakküm etmesin.
    Elhasıl, kuvvet haktadır..

  3. Hüseyin Kavalcı dedi ki:

    Elhak; hem inancımıza, hem akla, hem de âile saadetine muvafık bir deneme yazısı. Sahibi kalem erbabı Kardeşim İpek Hanım efendiyi tebrik ediyorum ,çağımızın ayrılıklara sebep olan sosyal bir yarası ..yüreğinize sağlık. selam ve dua ile…

Sende yorum yazabilirsin