Asıl Keramet Güzel Ahlak, Gerçek Keşif Tahkiki İmandır

Aklı gözüne inen insanlar için keramet önemlidir. Çünkü onlar gördüğüne inanır. Keramet, her türlü şartların dışında harika bir hal göstermektir.

Mesela şeyh efendinin gaybdan haber vermesi veya uçması gibi… Bu gibi haller şeyhin itibarını artırır ve müritleri ona bağlanır. Hâlbuki şu anda birisi Sultanahmet’ten Kadıköy’e uçarak gitse benim için bir önemi yok. Çünkü kuşlar da uçuyor. Uçan kuşların dinde bir önemi yok.

Haramların arttığı bir devirde en büyük keramet kötü alışkanlıkları terk etmektir. Mesela 20 yaşındaki bir gencin içkiden, kumardan, kız arkadaştan uzak kalması, haramların bütününü terk etmeye çalışırken iradesiyle verdiği savaş, bana göre bu zamanın en büyük kerametidir. Bu keramet faydalıdır; hem onu, hem ailesini, hem milletini kurtarır. Bir başka gencin keramete erip uçması hiç kimseye faydalı değildir. Yani asıl keramet güzel ahlaktır. İnsanlığı ahlak kurtarır. Başka bir kurtarıcı yok… Bir kıssa anlatırlar:

Baba, çocuğun elinden tutup âlim bir şahsa getirmiş. Demiş ki: “Hocam, bu son derece terbiyeli, bilgili ve görgülü bir çocuktur. Lütfen bunu talebeliğe kabul ediniz.

Hoca, hemen ayağa kalkmış. Çocuğun karşısına geçip demiş ki: “Lütfen siz bizi talebeliğe kabul ediniz.

Çocuğun babası şaşırmış: “Nasıl olur hocam?

Hoca: “Evladım, biz edep, terbiye ve ilim öğrenelim diye yıllarca tahsil yaparız. Mademki bu çocuk bu meziyetlere sahiptir, en yüksek tahsilden alacağını almış. Artık o bize talebe olmasın da biz ona talebe olalım.” der.

Zaten teknolojinin üstünlükleri dindarların göstereceği keramete gerek bırakmamıştır. İşte pilot havada uçuyor. Kaptan, denizleri aşıyor. Operatör, doktor kalp ameliyatı yaparken kalbi yerinden çıkarıp tedavi ediyor.

Amerika’da elektronik dersinde profesör dedi ki: “Bilgisayar harika bir cihaz. İnsanın yapamayacağı işleri yapıyor fakat şunu unutmayın ki bilgisayarı yapan, programlayan, çalıştıran insandır. Böylece insanın beyni bilgisayardan üstündür. Teknoloji hiçbir zaman Allah’ın sanatından daha ileri gidemez. Çünkü teknoloji Allah’ın sanatını taklit eder, önüne geçemez.

Bu gerçeği anlatan şahıs, Hıristiyan’dı fakat elektronik profesörüydü. İlim başlangıçta şüphelere, şüpheler sorulara sebep olsa da, ilim ilerledikçe İslam’a teslim olur.

Çeşmi insaf gibi akile mizan olmaz.

Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz…

Demek ki ilmin, tekniğin kerametleri açıkça görülüyor. Fakat ilmin gösterdiği kerametin Allah indinde kıymeti yoktur. Mesela bazı Müslümanların kafasına takılan şüpheler vardır. O soruyla adam, kıvranır. Çamurdan insan olur mu, balığın karnında adam yaşar mı, ölen yok olur mu, cennet cehennem nedir, dünyaya niçin geldik, ebediyet ne demektir? Bu sorular adamın beynini kemiriyor. Bu sebepten bu zamanın kerameti, güzel ahlak olduğu gibi, keşfi de, taklidi imandan tahkiki iman derecesine çıkmaktır. Tahkiki imanla, anlaşılmayan ayet ve hadisleri ispatlı anlamak ve anlatmaktır.

Dünyada yüz tane bahçemiz olsa, ağaçlar sayısınca derdimiz olur. Ve o bahçeler fanidir… Er geç kuruyacak, tükenecektir. Fakat ahiretin bir tek ağacı ebedidir.

Tuba ağacının gölgesinde olmayı her Müslüman ister.

Hekimoğlu İsmail / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin