Atomlarla Bir Kur’an Yazmak

Küçük şeyler’i küçük görmek, biz insanların neredeyse alışkanlık hâline getirdiği bir hatadır. Sanki bir şey küçüldükçe basitleşir, sıradanlaşır ve önemsiz bir hâl alır. Kâinatta yaratılmış sayısız küçük güzel şeyi, bu kaba anlayışın gölgelemesine razı olmayan Bediüzzaman, eserlerinin pek çok yerinde, küçüklerdeki sanatın büyüklerden geri kalmadığına dikkat çekmektedir. Bu meyanda verdiği iki örnek de oldukça ilgi çekicidir. Bediüzzaman bir eserinde “sinekler sanatça tavukları geçemeseler de, geri de kalmazlar” derken, bir başka eserinde; “gökyüzüne yıldızları harf gibi kullanarak yazılan bir Kur’an nüshası, ne kadar olağanüstü ise, atom (cevher-i ferd) harfleriyle yazılan bir Kur’an da o derece olağanüstüdür” mealinde bir örnek verir. Tavuğu, sineği ve yıldızlarla yazılan Kur’an nüshasını başka zamana bırakarak, “atomlarla yazılan Kur’an” örneği üzerinde biraz durmak istiyorum.

Bir pirinç tanesine, tırnak kadar bir kitaba Kur’an yazıldığını duymuşsunuzdur.  Ancak bugün Liverpool Üniversitesi’nde görev yapan bazı bilim adamlarının—atomlarla Kur’an yazmıyorlar tabii ama—birazdan bahsedeceğim araştırmaları, aklımıza hemen Bediüzzaman’ın örneğini getiriyor ve “Acaba böyle bir Kur’an yazılabilir mi?” dedirtiyor.

Ortaçağ Avrupasında bazı bilginlerin tartıştıkları konulardan birisi de “bir toplu iğne başı üzerinde kaç meleğin dans edebileceği” sorusu imiş. Bu tartışmanın sonucunun neye bağlandığı konusunda bilgimiz yok (Büyük ihtimalle etrafı odun yığınlarıyla çevrili bir kazığa). Ama atomların boyut ve yapılarının gün ışığına çıkarıldığı günümüzde bilim adamları kendi kendilerine buna benzer garip sorular soruyorlar ve ilginç sonuçlarla karşılaşıyorlar.

Liverpool Üniversitesi’nde bazı araştırmacılar iki atom eninde bir çizgi çizebilecek bir ışık kullandılar. Bu çizgi öylesine dardı ki, normal bir kurşunkalem ile çizilen çizgi bunlardan yan yana milyonlarcasını içine alabilirdi. Araştırmacıların gerçek gayesi, sağa sola görünmez çizgiler atmak değildi elbette. Araştırma çok büyük bilgilerin çok küçük alanlara sığdırılabilmesi konusunda yeni yöntemler bulmak uğruna sürdürülüyor.

İĞNE UCUNDA ANSİKLOPEDİ

Bir milimetre kare kabul ettiğimiz bir toplu iğne başında yaklaşık 4 trilyon atom vardır. Atomları 100 atomlu kareler biçiminde düzenleyelim. O zaman topluiğne başında bu karelerden 40 milyar âdet elde ederiz. Bu karelerin her birine atomlardan bir harf kazıyabilsek ve hatta bazı kareleri de sözcükler arasındaki boşluklar olarak kalsa, bir sözcükte ortalama altı harfin var olduğunu kabul etsek, bir toplu iğnenin başına yaklaşık 4.7 milyar sözcük doldurabiliriz. Encyclopedia Britanica 50 milyon kadar sözcükten ibaret bir ansiklopedi. Bu ansiklopedinin tümünün toplu iğne başına sığdırılıp sığdırılamayacağının hesabı yapılmış. Sonuçta iğne ucunun yüzde biri kadar bir yerine sığabiliyor! Her harfi yukarıda söylediğimden on kat daha uzun ve enli yapsak bile yine de tam bir ansiklopedi, iğnenin başına fazlasıyla sığabiliyor. Liverpool Üniversitesi araştırmacıları, bunun gerçekten yapılabileceğini ansiklopedinin bir sayfasını iğne başının uygun bir köşesine yerleştirerek gösterdiler.

ATOMLAR BİRER HARF, YERYÜZÜ BİR KİTAP

Atomların birer harf gibi kullanılması aslında insanoğlu için yeni bir şey olsa da, yeryüzünü yaratan kudretin yazdığı, her birimizin her bir hücresinde atom harfleriyle yazılı muhteşem birer kitap bulundurmaktadır: DNA Evet yakın zamanların en büyük bilimsel araştırma çalışması Genom ile birer kütüphane ya da bilgi bankasını andıran kromozomlardaki genlerin okunması ile insan denilen küçük evrenin sır ve özelliklerini biraz daha gün ışığına çıkarmış olduk. Bu kadar bilgi bu kadar küçük DNA içine nasıl sığıyor? DNA molekülünün normal şartlardaki uzunluğu tam 6 metre!! 6 metre boyundaki DNA nın ne kadar çok sayıda atom ihtiva ettiğine şu örnekle bakabiliriz.

1 santimetre uzunluğunda hidrojen zinciri elde etmek için 75 milyon adet hidrojen atomunu uç uca dizmemiz gerekir. İnsan hücresi çekirdeğinde 46 kromozom mevcut. Her bir kromozom içindeki 6 metre uzunluğundaki DNA molekülü bir yumak gibi dürülür. Buna göre 300 metreye yakın uzun bir merdivenin harika bir sarılışla o küçücük hücre çekirdeği içine yerleştirilişine şahit oluyoruz.

Liverpool Üniversitesi araştırmacılarının elektronla çizdikleri iki atom genişliğindeki çizginin bizim bir kurşun kalemle çizdiğimizden milyon defa daha ince olduğunu tekrar hatırlarsak, 300 metre uzunluğundaki DNA zincirinin katlanıp dürülü hâli ile ne denli küçük bir mekân işgal edeceğini anlamak zor olmayacaktır. Aslında bu insan denen küçük kâinatın bir santimetrenin yüzbinde, hatta milyonda biri gibi akıl almaz bir küçüklüğe kromozom hâlinde sıkıştırılması demektir. Elbette bu harika iş, atom denen cansız ve şuursuzların ve karışık tesadüflerin değil, her işi mu’cize ve harika olan ve en güzel isimler kendisinin olan ilmi ve kudreti sonsuzun eseridir.

Prof. Dr. Osman Çakmak

Zafer Dergisi

Sende yorum yazabilirsin