Bana arkadaşını söyle…!

Arkadaşlıklar hayatımızda önemli bir yere sahiptirler. Bazen kişiliğimiz arkadaşlarımız ile anılır. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” Atasözünde ifade edildiği gibi. Saygı ve hoşgörü çerçevesinde kişiliğimizin toplum tarafından dürüst veya kötü bilinmesinde arkadaş çevresin rolü büyüktür. Arkadaş edinmek sosyal hayatta aktif olmak, insanlar arasında saygı görmek ve insanlara saygı göstermek gibi erdemler müslümanca yaşamanın gereklerinden olup, dinimizin öngördüğü güzel davranışlardandır ve dinimiz güzel ahlaklı insanlarla arkadaş olmayı bizlere öğütler.

Kişiliğin dürüst bilinmesi, toplum içinde saygınlık kazanması, temiz ahlaklı insanlarla oturup kalkmayı gerektirir, çünkü arkadaş çevresinin de kişiliğe katkısı azımsanmayacak ölçüde büyüktür. Duymuşsunuzdur belki halk arasında birisi tarif edilirken şöyle tanıtılır; “Falanca kişiyi tanırım, kötü ahlaklı arkadaşlarla gezer, ondan hayır bekleme” veya tam tersi “Falancayı kişiyi tanırım ahlaklı insandır, temiz ahlaklı insanlarla oturur kalkar,” diye halk arasında bu tür konuşma mevzularını hepimiz az çok duymuşuzdur. Demek ki kişiliğimizin toplumca belirlenmesinde arkadaş çevremizin önemli olduğu açık bir gerçektir.

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kötülerle oturmak, iyi insanlar hakkında kötü zan beslemesine neden olur. İyilerle birlikte oturmaksa, kötüleri iyilere katar. İyilerin facirlerle (kötülük ehli olanlarla) oturması, onları facirlere katar. Kimin durumunu kestiremiyorsanız; dinini bilmiyorsanız, onun çevresine bakın. Eğer arkadaşları Allah’ın dinine bağlıysalar, o da Allah’ın dini üzeredir. Şayet arkadaşları Allah’tan başkasının dini üzere iseler, onun Allah’ın dininden nasipsiz olduğunu bilin. Çünkü Resulullah (s.a.v) şöyle derdi:

İnsanların birbiri ile dost ve arkadaş olması, samimiyet kurması, birbirine güven duyması, toplum içinde güvenilir olması dinimizce çok güzel davranışlar olmakla birlikte ibadet sayılacak derecede önemli hasletlerdendir. Arkadaşlıklar, dinimizin emir ve yasakları dairesinde olduğu sürece hem uzun ömürlü olur hem de iyi arkadaşlıkların içinde olmanın verdiği huzur ile doğru yoldan yanlış yollara girmemize engel olmuş olurlar. Kötü yolda ve nefsanî hevesler uğruna kurulan arkadaşlıklar sonu pişmanlık ve hüsranla biter, böyle arkadaşlıklar hem bu dünyada hem de ahirette bize faydası olmayacaktır, bu dünyamızı perişan ettikleri gibi öbür âlemde de cehenneme sürüklerler. Bu konuda Kur’an-ı Kerim Müddessir Suresinin 42’den 45. Ayetlerine kadar insanı cehenneme götüren sebeplerden birisini de kötü ve laubali arkadaşlarla arkadaş olmayı, onların hal ve hareketlerine iştirak etmek olarak tanıtmaktadır. Rabbimiz laubali ve imansız arkadaşlar tarafından yoldan çıkarılan kimselerin hesap gününde pişmanlıklarını şöyle tasvir emektedir;

O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran’dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor der.”(Furkan Suresi 27-29)

İyi arkadaşların veya kötü arkadaşların insanın hayatını ne kadar değiştirdiğini yukarıda anlatılan hadis ve ayetler net bir ifade ile anlatmakta olup, iyi arkadaş insanı cennete kötü arkadaş ise insanı cehenneme götürecek kadar hayatımızda önemli bir yer teşkil eder.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) nakline göre havariler Hz. İsa’ya (a.s): “Kiminle oturup kalkalım?” diye sorunca: Hz. İsa (a.s) şöyle cevap verdi: “O kimseyle oturun ki onu görmeniz size Allah’ı hatırlatsın, konuşması sizin ilminizi artırsın, ameli sizi ahirete meyillendirsin.” (Tuhef-ul Ukul )

Evet, hayatımızdaki arkadaşlar ebedi hayatımızın saadeti için çok önemlidir. Öyle arkadaşlarımız olmalı ki, onlarla karşılaştığımızda bize ilk hatırlattığı şey Allah ve Peygamber (s.a.v) olmalıdır. Hayatımızda bu şekilde ilk gördüğümüz vakit bize Allah’ı ve Peygamberi hatırlatan arkadaşlıklarımızın olması bizi cennete götürmeye vesile olacaktır. İnsan kiminle beraber olursa, kimin hayat tarzını kendine örnek alırsa o kişinin yaşantısı ona sirayet eder. Onun için Peygamberimiz (s.a.v); “Kişi arkadaşının dini (ahlâkı) üzerinedir.” buyurmuştur. Biz de Allah Teâlâ’ya dost olan insanları kendimize gerçek dostlar edinmeliyiz. Bize Allah’ı hatırlatan arkadaşları kendimize arkadaşlar edinmeliyiz ve özellikle iman-i sohbet meclislerinden ayrılmamalıyız ki, Kur’an Ahlakından hissemize düşen payı alabilelim. Bizimle gezen, bizimle oturup kalkan arkadaşlarımızın da ahlakından sorumlu olduğumuzu unutmamanın bilinci ile yaşamalıyız ve Kur’an Ahlakını hem kendimiz yaşamak, hem de yaşayan arkadaşları kendimize arkadaş edinmeliyiz.

Her zaman salih ve sadık arkadaşlarla beraber olmak, bir hataya veya günaha meylettiğimizde onlar hemen bizi uyaracak, hatalar ve günahlar karşısında bizi düzeltme gayreti içinde olacaklardır. Kim bilir belki de çok defa sevdiğimiz o arkadaşların güzel ahlaklarına bakıp, fena his ve heveslerimizi baskı altına alacağız, kötü duygu ve davranışlardan kendimizi uzak tutacağız.

Salih ve Sadık arkadaşlarla birlikte olma duasıyla…

Mehmet Kazar

www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin