Bediüzzaman Said Nursi’nin Cenazesi Namazı (Şiir)

Küçük çaylar ırmakla eşleşti

Nehirler, koca denizle birleşti

 

Deryalar hep beraber geldi bir araya

Dönüştü koskocaman sonsuz okyanusa

 

Karınca misal, yollara düşer bütün nurcular

Yetişemez ise, gıyaben cenaze namazı kılar

 

İnsan okyanusu olur Halil İbrahim Dergâhı

On bin kişiyle kılındı, üstad’ın cenaze namazı

 

Birçok Milletvekili, Vali, Belediye Reisi

İştirak etti cenazeye on binlerce kişi

 

Hoca “Allah-ü Ekber” diyerek tekbiri aldı

Sanki Kâinatta ki tüm kulaklar çınladı

 

Ruhen, kalben feyizle, en içten okundu dualar

İkinci tekbirle kendine gelir namazdaki insanlar

 

Yaşlı gözler, üzüntülü kalpler, yaralı ruhlar

Bu halet-i ruhiye de okundu ulvi dualar

 

Boğazda düğümleniyordu kelimeler

Ağızda zor dönüyordu âdeta diller

 

Meydana geldi müthiş bir dua tufanı

Ta! Arş-ı âleme yükseliyordu rüzgârı

 

İmam, üçüncü tekbiri alır“Allah-ü Ekber” der

Dünyada sanki olur deprem, tüm Kâinat titrer

 

Bütün insanlık namına alınır birinci tekbir

Hayvanat adına ikinci “Allah-ü Ekber” denir

 

Bitkiler namı hesabına üçüncü tekbir söylenir

Sağa selam verilerek melekler tebrik edilir

 

Sola dönülerek selam denildi tüm ruhanilere

Üstadın ruhu, Rahmet-i Rahman’a edildi havale

 

Hoca döndü geriye sordu cemaate

Bediüzzaman’ı “nasıl bilirsiniz” diye

 

“En büyük bir müçtehittir” dedi Nur talebeleri

Dendi aynı zamanda kıyamet “Asrının vekili”

 

“Müceddid’dir” hem Asr-ı deccaliyette

Son yüzyılın “kutb-u azamıdır” elbette

 

Aynı anda “hem hâkim, hem de mürşittir”

“Ahir zamanın imamı, ayrıca halis seyyit’dir”

 

Nurun has talebeleri saydı bu özellikleri

Söyledi tüm ehl-i iman “bilemedik kadrini”

 

Bütün melekler ve ruhaniler için fatiha çekilir

İnsanlığa teselli için “El hükmü Lillah” denir

 

Üstadın ruhu dualar üstüne biner

Gökyüzünde nurani yıldızlara gider

 

Semavatta, karşılar galaksiler

Tebrik sırasına girdi tüm âlemler

 

Cansız ceset elbisesi kalır tabutta

Şimdi ise görev sırası toprakta

 

Sanki insan denizin de yüzüyordu cenaze

Tabut, kendi gidiyordu parmaklar üstünde

 

Yıllardır bu aziz misafiri hasretle bekler toprak

Seksen dört sene sonra kavuşabilir anacak

 

İzdihamdan iki saatte gidilir dergâha

Bediüzzaman verilecek artık toprağa

 

Müthiş bir kalabalık var, tüm insanlar üst üste

Herkes cezbe halinde, söz dinlemez hiç kimse

 

Hatta defin esnasında vali düşer yere

Az daha ezilecekti atlatılır büyük tehlike

 

Defin işlemi zor da olsa tamamlanır

Talkın verilerek tüm kalabalık dağılır

 

Üstadın yanına gelir Münker-Nekir

Rabbin kim? Nebin kimdir? Denir

 

Risale-i Nurdaki İman hakikatlerini

Bir anda okur üstad, tüm hepsini

 

Kâinattan müthiş bir alkış tufanı kopar

Basiretiyle keşfeder bunu Mehmet Kayalar

 

Bekir Özcan

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin