Beni Böyle Sev

İnsanoğlu hayatın akışı sürecinde hep birşeyleri ‘kendi dünyasınca’ yorumlama ve anlamlandırma çabası içerisinde yaşama gayreti içerisinde olagelmiştir.

Sanki herşeyin en güzelini , en iyisini o biliyormuş gibi nasihatleri, hayata dair beylik sözleri hep vardır zihninin heybesinde.

Her şey onun kontrolünde olmalı ve en önemlisi herşeyi o doğru biliyor zannınca hareket eder yıllar yılı…

Halbuki ne büyük bir yanlıştır içinde bocalandığı, bilemez…

Sanırım ‘ene’ nin o dipsiz kuyusunda kalmaya devam ettikçe de bilemeyecektir.

Mesela,

Bir anne, evladını ne zamanki ön yargılarından uzak, fıtratında dercedilenin gereğince bir yazgı ile hayatı kucakladığını idrak edemezse, daha ilk annelik dakikalarında başlar tüm zihninde yazageldiği ezberlerin bozulma serencamı…

Evladını olduğu gibi, ‘yaratıldığı gibi’ değil, kendi istediği gibi, kendi doğrularının çerçevesinde oturtma çabası ile her adım attığında, onun yaradılışınca mevcut iradesini, zedelemekte, hayata onu hazırlayacak gücünü yitirmesine sebebiyet vermektedir…

Peki bunu bilinçli yapabilir mi vicdan sahibi olan bir anne?

Pek tabii ki hayır..

Bunu yapan annenin ihtimal, geçmiş yaraları, geçmişte yaşadığı aynı acı tecrübeler, onu bu noktaya sürüklemiştir.

Peki nasıl bitecek bu zincirleme yalnışlar silsilesi?

Hayatı doğal akışınca nasıl kucaklayacak Hz.İnsan ?

Kendi kemalatından bihaber iken bir anne, nasıl olur da evladını iyi ve kamil terbiye edebilir?

Hiç birşey için geç değil… Yeter ki yaralarımızı görebilmeyi göze alalım.. Yeter ki niyet edelim…

Yeter ki aynaya yüzümüzü dönelim…

Hani denir ya, ‘çocuk büyütmek’…

Çocuğu büyüten biz miyiz? Çocuğu büyüten, herşeyin hakiki sahibi Allah!

Çocuğu emanet olarak verendir O…

Anne, mürebbisidir evladının… İlk öğretmenidir, sığınılacak yegane limandır… Anne şefkat güneşidir… ANNE, merhamet denizidir…

Anne, günümüz dünyasının çokça sanallaşan, kalabalıklaşan gürültüsü içerisinde, evladını ne olursa olsun sevgi ile bağrına basmalı…

Onun fıtratına özgü sergilediği, sergilemeye çalıştığı herbir duygusunu, sözünü dikkatle dinlemeli, onu tepeden değil, sözünün seviyesini, gözünün seviyesini dikkate alarak kucaklamalı…

İnanın bir yerlerde bir yanlış, bir aşırılık varsa, hep bizim ‘enemizin’ dayatması ile evlatlarımızın iradesini ezmememiz sonucu, bitmek bilmeyen dünya telaşımız arasında sıkışıp, yalnızlaşan o minik gönüllerin feryadları sonucu olmuştur.

Sözün burasında kısa bir hikaye paylaşalım,

OYUNCAK

Bütün gün dışarıda çalışan karı-koca, küçük kızlarına yaş günü için bir hediye almak üzere oyuncakçı dükkanına girmişlerdi.

Kadın, satıcı kıza:

“Bakın” dedi. “Kızım bütün gün evde bakıcısıyla yalnız kalıyor. Öyle bir oyuncak istiyorum ki ona benim yokluğumu hissettirmesin.”

Satıcı kız başını salladı.

“Sizi çok iyi anlıyorum hanımefendi” dedi.

“Dükkanımız, bu bölgenin en zengin oyuncak çeşitlerine sahiptir. Size istediğiniz hemen her türlü oyuncağı verebilirim. Oyuncak ayılar, oyuncak askerler, itfaiyeciler, her türlüsünden oyuncak bebekler… Ancak oyuncak annemiz yok! Hiçbir zaman da olmadı, üzgünüm.”

Alican TATLI

Oysa çocuk pahalı elbise değil, oysa çocuk çikolata değil, oysa çocuk oyuncak değil, annesini, merhamet güneşini istemektedir.

Annenin şefkat denizinde beslenen o yürek, hayatın zorluklarında dimdik durabilir.

Ama yargılamadan, fıtratını incitmeden, onu, olduğu gibi kabul ederek…

Olduğu gibi severek…

Anne Bak Üşüyorum

Anne bak üşüyorum
Isınmak istiyorum
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Ellerin nerde anne
Yalnız gecelerimde
Sokulduğum göğsün
Ve içimde gülümseyen
Yüzün nerde
Nerde anne
Rüyalarımın en güzel yanı
Yalnızlığım anne
Sensizliğim nerde
Neden ellerin donmuş
Neden gözlerin ölmüş
Fakat sen kimsin
Anne sen kimsin
Anne neredesin
Soruyorum bak anne
Korkuyorum
Şeker karamela istemiyorum
Çizgi film oyuncak istemiyorum
Anne sana geliyorum
Fakat ellerin donmuş
Fakat gözlerin ölmüş
Anne sen kimsin
Anne nerdesin
Soruyorum bak anne
Korkuyorum
Korkuyorum
Anne bak üşüyorum
Isınmak istiyorum
Kucağın nerde anne
Şefkatin nerde
Bu yaldızlar
Bu yapma kuşlar
Bu yalancı memeler
Bu naylon bebekler
Düşümde bir dağ görüyorum
Üstünde çiçekler
Anne bak ölüyorum
Anne ölüyorum
Anne
Ölüyorum

Özlem Özbek

Ehlince malum, biz yine de bir hatırlatalım, bu güzel şiiri, Değerli Sanatçımız Sayın Aykut KUŞKAYA yorumu ile dinleyebilirsiniz.

Selva Sönmez

Sende yorum yazabilirsin