Çalışmak İbâdet Midir?

Halk arasında çalışmanın ibâdet sayıldığı şeklinde bir düşünce hâkimdir.

Ne yazık ki bu kanaat, farzlarını ve ibâdetini ihmal eden birçok insanın mazereti hâline gelmektedir. Böyleleri, “Dinimizde çalışmak da ibâdettir. Ben çoluk çocuğumun rızkını temin için çalışıyorum.” mazeretiyle tembelliğini örtbas etmek isterler. 

Evet, öncelikle çalışmanın ibâdet olabilmesi için farzlarımızı yapma şartı vardır. Farzları terk ederek çalışmak, ibâdet olarak değerlendirilmez.

Farz olan ibâdetlerin başında ise namaz gelmektedir. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de “Namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün sermâye-i ömrünü, âhirete mal edebilir. Fâni ömrünü, bir cihette ibkâ eder.”1 diyerek çalışmanın ibâdet olmasının ancak namazla mümkün olabileceğini belirtmektedir.

Evet, çalışmak ibâdettir, ancak bu, farzların yerine getirilmesi konusunda ihmal ve tembellik gösterilmemesi ve haramlardan kaçınılması şartına bağlıdır. Nitekim iki namaz vakti arasında kalan saatlerin, vakit namazları kılındığı takdirde güzel bir ibâdet şekline gireceği ve iki namaz arasında işlenen günahların affedileceği şu hadisle müjdelenmiştir: “Büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde, iki namaz arasında yapılan küçük günahlar affolunur.”2

Benzetme yaparsak çalışmak sıfır, ibâdet de bir rakamdır. Çalışmanın kıymet kazanması, yanındaki rakama bağlıdır. Bu yüzden beş vakit namazını kılan ve bu namazlar arasında hayatını helâl ve mübah işlerle süsleyen bir insanın iş hayatı da ibâdet olur. Evet, namaz kılan bir insanın kazmasını yere vuruşu, bağını budaması, hatta Hadis-i Şerifin ifadesiyle “Hanımının ağzına bir lokma koyması sadâka olur.”3 ve ona sevap kazandırır.

Bediüzzaman Hazretleri de çalışmanın bazı şartlarla ibâdet sayılacağını belirtmiş bir defasında ziyaretine gelen elektrik işçilerine şöyle demiştir: “Bu elektriğin umum millete büyük menfaati var. O umumî menfaatten hissedar olabilmeniz için farzınızı kılınız. O zaman bütün sa’yiniz uhrevî bir ticaret ve ibâdet hükmüne geçer.”4

Meselenin bir başka yönü de farzlarını yerine getiren, haramdan kaçınan kimsenin ailesi için çalışmasının da ibâdet olduğudur. Bununla ilgili Peygamberimiz (asm): “Allah yolunda sarfettiğin, bir kölenin hürriyetine kavuşturulması için harcadığın, fakire sadâka olarak verdiğin, bir de ailen için harcadığın paranın hepsi hayırlıdır. Fakat bunlar içinde ailen için sarfettiğin paranın sevabı hepsinden daha çoktur.”5 buyurmaktadır.

Elhasıl: Namaz başta olmak üzere farz ibâdetlerini yerine getiren, günahlardan kaçınan bir kimsenin helâlinden olan bütün çalışması, ailesinin rızkını temin için gayret göstermesi güzel bir niyetle ibâdet hükmüne geçer.

 

Said YÜKSEKDAĞ

said_yuksekdag@hotmail.com

Dipnotlar:

1) Said Nursî, Sözler, s. 41,Yeni Asya, 2013.

2) İbni Hacer, 8/357.

3) Buhari, İman 41; Müslim, Zekât 48.

4) Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 713 Yeni Asya, 2013.

5) Müslim, Zekât, 39.

Sende yorum yazabilirsin