Cennete Hiç Hesapsız Girecekler

(İmam-ı Şa’rânî, “Ölüm-Kıyâmet-Âhiret”, Hadîs No: 382, sayfa: 246)
“Üç zümre vardır ki hesapsız olarak cennete girerler (onlar):

1. Elbisesini yıkayınca giymek için yerine başkasını bulamayan (fakir) kimsedir.
2. Yaktığı ateşin üzerine koyacak iki tencereyi bulamayan kimsedir.
3. Kendisinden içecek bir şey isteyene (bulamadığından) bunlardan hangisini istiyorsun? diye soramayan (fakir) kimsedir, buyurdu” (İbn-i Merdeveyh ile Hafız es-Selefi rivâyet etmiştir; Hadîs-i Şerif, REH No: 3332.).

Hadîs-i Şerif, REH No: 3285
Manâ’sı: “Üç şeyi kim kendinde bulundurursa Allah onu himayesine alıp cennetine koyar. Güçsüze iyi davranmak, anne babaya karşı müşvik olmak, köleye hediye ve ihsanda bulunmak.”

Hadîs-i Şerif, REH No: 3295
Manâ’sı: “Üç şeyi kendinde bulunduran kimseyi Allah kolay bir hesapla geçiştirir ve onu rahmeti ile cennetine koyar: Vermeyene vermen, sana haksızlık edeni bağışlaman, seni ziyaret etmeyeni ziyaret etmen.”

Hadîs-i Şerif, REH No: 3541
Manâ’sı: “Cennete girdim; her iki yanında altınla yazılmış üç satır gördüm. Birinci satır;
Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah idi. İkinci satır;
Yaptığımızı bulduk, yediğimizi kazandık, bıraktıklarımızı ise yitirdik, idi. Üçüncü satırda;
Günahkâr ümmet, bağışlayıcı Rabb idi.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 3671)
Manâ’sı: “Rabbim’den dostlarım için cenneti diledim, verdi.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 2238)
Manâ’sı: “Peygamberlerin tümü cennete, Davud oğlu Süleyman (as)’dan kırk yıl önce girecektir. (Bir hadiste de Sultan Süleyman (as) diğer peygamberlerden 500 sene sonra cennete girecektir. (Cild 1, sayfa 262)) Fakir müslümanlar da zenginlerinden kırk sene önce cennete girecektir. Salih kullar cennete diğerlerinden tam kırk sene evvel girecektir. Şehirliler (cemaat bakımından, zikir halkaları yönünden üstün oldukları için) şehirli olmayanlardan kırk sene evvel cennete gireceklerdir. Çünkü bela (kıtlık ve düşman saldırısı gibi haller) geldiğinde yalnız onları çarpar başkalarını değil.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 1218)
Manâ’sı: “Allah cennette bir rüzgâr yaratmıştır ki, esdiği zaman yedi yıllık mesafeyi kateder. Önünde kapalı bir kapı vardır. Size rahatlığı ve havayı (nesîmî) o kapının aralıklarından gelir. Eğer o kapı bir açılsa yer ile göğün arasında olan herşeyi uçurup savurur, ona Allah katında Ezyeb denir. Sizce onun adı Cenûb (rüzgârıdır).”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 92)
Manâ’sı: (Ey Yahudiler!) Misk ağacına inanıyor musunuz? Onu kitabınızda bulabiliyor musunuz? (Cennet ve cehennem ehlinin halleri geçmiş kitaplarda bildirilmiştir) Bevil ve cenabet bir terdir ki (cennet ehlinin) alınlarından ayaklarına doğru akacaktır. Misk gibi kokacaktır.

(Hadîs-i Şerif, REH No: 106)
Manâ’sı: “Bilir misiniz? İnsanları cennete en çok sokacak hususlar nedir? Allah korkusu ve güzel ahlâk. Bilir misiniz insanları cehenneme koyacak en çok şey nedir? İki boş şey; ağız, tenasûl uzuvu.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 1591)
Manâ’sı: “Muhakkak cennet ehli olan kişiler (dünyada) köşklerinde yıldızların görüldüğü gibi görülecektir.”

(İmam Şa’râni, “Ölüm-Kıyâmet-Âhiret”, sayfa 350, Hadîs No: 642)
“Resûl-i Ekrem (sav) efendimiz:
Cennet ahalisi (kendilerine ikram edilen) nimetlerin arasında bulundukları sırada birden bire üzerlerinden kendilerine bir nur yükseliverir. Bir de bakarlar ki Rabb Teâlâ ve tekaddes Hz. üzerlerine tecellî ederek bakar ve onlara:
– Ey cennet ahalisi! Sizlere selâm olsun, buyurur. Bu da Allah’ın “çok esirgeyici Rab(ler)inden bir de selâm vardır” (Sûre-i Yasin, Âyet 58.) sözüdür. Cennet ahalisi Rabblarına baktıkları zaman cenneti ve cennetin nimetlerini unuturlar. Nihayet Allahu Teâlâ onların gözlerinden gizlenince cennet halkının üzerlerinde ve meskenlerinde onun nuru ve bereketi kalır.”

Cennette Allahu Teâlâ’nın cemalini görünce baygın bir halde her şeyi unuturlar, onun aşkı, onun şevki aylarca gitmez.

(Hadîs-i Şerif, REH No: 3091)
Manâ’sı: “Cennet ehli kavuştukları nimetler içinde sefa

sürerken, üzerlerine bir nur parlayacak, başlarını kaldırdıklarında bir de göreceklerdi ki: Rableri üstlerinden kendilerine nazar edip şöyle buyuruyor: (Selâm size ey cennet ehli) işte bu (selâmün kavlen min rabbin rahîm…) in anlamıdır. Onlar Allah’a Allah’da onlara bakacaklar, kendisi onlardan ayrılmayıncaya kadar onlar O’nun cemalini temaşa (seyir) edecekler, cennet nimetlerinin hiç birine dönüp bakmayacaklar. Nihayet onlardan cemalini çekecek, nuru ve bereketi bulundukları yerlerinde (üzerlerinde) kalacak.” (İmam-ı Şa’rânî, Ölüm-Kıyâmet-Âhiret, Hadis No: 642, sayfa 350.)

(Sünen-i Tirmizi, Cild 4, Hadîs No: 2732)
Manâ’sı: “Harise bin Vehb El Huzâi (ra)’den rivâyet edilmiştir. Resûlullah (sav) buyurdu ki:
Dikkat ediniz! Cennet ehlini size bildireceğim. Her güçsüz ve çelimsiz insan ki, Allah’a karşı yemin etse onun yeminini behemehal yerine getirir. Dikkat ediniz! Size cehennem ehlini bildireceğim. Her kaba, haris ve büyüklük taslayan kişi.” (Sahih-i Müslim, Cild 8, Hadis No: 46 (2853).)

Cennet ehli riyazetle, mücahede ile çalışmış benzi, yüzü sararmış, kendisi güçsüz kalmıştır. Bilal Babam’ın riyazet halinde takatsizliğini yazmıştık.

Şirin olur sözleri
Hakka geçer nazları
Nurlanır benizleri
Allahı seven aşıkların
Seyyid NİZAMOĞLU

Aşkın beni mest eyledi.
Aldı aklım hast eyledi.
Öldürmeye kast eyledi.
Gel gör beni aşk neyledi.
Yunus EMRE

(Hadîs-i Şerif, REH No: 4961)
Manâ’sı: “Kim cennet hazinesini isterse (lâ havle ve lâ kuvvete illa billâhi) ye devam etsin.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 5014)
Manâ’sı: “Kim oruç tutarsa, kim hasta ziyaret ederse, kim cenazenin ardından giderse, kim bunları bir günde yaparsa cennete girer.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 799)
Manâ’sı: “Kıyâmet olunca dünyada, üzüntü, sıkıntı hastalık çekmiş insanlar getirilecek, onlara amel defteri dağıtılmayacak, onlar için mizan kurulmayacak ve kendilerine sırat köprüsü de konmayacak. Bilakis üzerlerine ecir (ve mükâfat) döküldükçe dökülecek sorgusuz ve sualsiz cenete gireceklerdir.” (Hadis-i Şerif, REH No: 1648.)

(Hadîs-i Şerif, REH No: 4493)
Manâ’sı: “Yeryüzünde, cennette ancak şu üç şey vardır:
– Dikilmiş nefis (ecve denilen) hurma ağacı;
– Hacer-ül Esved (Hacer-ül Esved şahit, hacer’ül esvedi Resûlullah öptü diye öpüyorum.)
– Cennetten bir bereket olarak Fırat nehrine dökülen yapraklar.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 6147)
Manâ’sı: “Ey Ummi Kays! Bu makbereyi görüyor musun? Kıyâmet gününde oradan Allah yetmiş bin kişiyi ayın on dördü gibi (nurlu, ışıklı) diriltecek ve hesaba çekilmeden cennete gireceklerdir. (Bâki’yi kasd ediyor) (İmam-ı Şa’rânî, Ölüm-Kıyâmet-Âhiret, Hadis No: 532, sayfa 317.).

(Hadîs-i Şerif, REH No: 5694)
Manâ’sı: “Nefsim yed’i kudretinde olana yemin ederim ki, onun (cennetin) yüksekliği gökle yer arası kadardır. Gökle yer arası 500 yıllık mesafedir.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 1138)
Manâ’sı: “Biliyor musun, Allah (Azze ve Celle) beni cennette (dünyadaki hanımlarıma ilave olarak) İmrân kızı Meryem, Musa’ nın kız kardeşi Kelsûm, Firavun’un hanımı ile evlendirecektir.”

Peygamberimiz (sav) cennette; kendi hanımlarından başka İsa (as)’nın annesi Hz. Meryem; Musa (as)’nın kızkardeşi Kelsum; Firavun’un hanımı Asiye Validemizle evlenecek. Diğer bir rivâyette de Rabia’t-ül-Adaviyye Hz. ile evleneceği söylenmiştir. Peygamberimiz (sav) doğunca; Hz. Meryem, Hz. Asiye ve Hz. Kelsum, bunun üçü de görmeye geldi. Mevlidde üçüncüsünü “hurilerden bir nigar” diye söyler.

(Hadîs-i Şerif, REH No: 1820)
Manâ’sı: “Bir Peygamberin ruhu cennetteki yerini görmedikçe kabz edilmez. Sonra muhayyer kılınır.”

Şehid olanlar, her gün beş yüz selavat-ı şerife getiren daha bazıları, onlar da cennetteki yerini görmeden ölmezler.

(Hadîs-i Şerif, REH No: 2370)
Manâ’sı: “Cennet semada, cehennem ise yerdedir.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 2360)
Manâ’sı: “Cennet birinize pabucunuzun bağından daha yakındır. Cehennem de öyle.”

(Hadîs-i Şerif, REH No: 2371)
Manâ’sı: “Cennet annelerin ayağı altındadır.”

Bir hadiste de cennet anne ile babanın ayağı altındadır. Diğer bir hadis-i şerifte de:
“Kula secde edilecek olsa idi, kadın kocasına secde ederdi. Baba anneye göre o kadar büyük, anne de oğluna göre o kadar büyüktür. Peygamberimiz (sav)’in bu sözleri üzerine evlat babaya namaz kıldıramaz. Evlat babaya köledir, köle efendisine namaz kıldıramaz. Hiç bir köle hiç bir hür kimseye namaz kıldıramaz.

Abdülkadir Haktanır

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin