Çin İşgali Altında: Doğu Türkistan

İslam’ın ilk 5 yılında Allah Resulü’nün tebliğine kulak veren Sahabe efendilerimizin sayısı 50’den fazla değilken, bugün dünyada yaklaşık 200’e yakın ülkede 1,5 milyardan fazla Müslüman bulunmaktadır.

Bu noktada Kuran-ı Kerîm’in “inananlar kardeştir” buyurduğunu düşünürsek, bizlerin Müslümanlar hakkında bilgi sahibi olmamız ve dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan, mücadele eden kardeşlerimizi tanıyıp bilmemiz gerekmektedir. Onların dertleri ile dertlenmek, onlara elden geldiğince destek olmak ve en azından dua etmek hepimizin görevi olsa gerektir.

Biz de ülkemiz dışında kalan Müslümanların geçmişten bugüne durumlarını aktarmaya çalışacağımız bu çalışmaya ilk olarak İslam Âleminin en sahipsiz ve kanayan yarası olan Doğu Türkistan ile başlayacağız.

Türkistan adını ilk defa eski İranlılar’ın, daha sonra Araplar’ın Orta Asya’da Türkler’in yaşadığı bölgeleri tanımlamak için kullandıkları bilinmektedir.

Bu alanın tarihî kaynaklardaki adı 19. yüzyıl ortalarına kadar Türkistan’dır (Türk yurdu). Ekseriyeti günümüzde Uygur ve Kazak Türkleri ile diğer Türk gruplarının oluşturduğu Çin Halk Cumhuriyeti hâkimiyetindeki bölgeye Doğu Türkistan; 1924’ten sonra Sovyet hâkimiyetine giren alana Batı Türkistan adı verilmektedir.

Doğu Türkistan, Asya kıtasının tam ortasında bulunmaktadır. Güneyde Pakistan, Hindistan, Keşmir ve Tibet, güneybatı ve batıda Afganistan ve Batı Türkistan, kuzeyde Sibirya ve nihayet doğu ve kuzeydoğuda Çin ve Moğolistan ile sınırdır. Doğu Türkistan’ın yüzölçümü Çin topraklarının altıda birini teşkil etmektedir. Bu toprağın 600.000 kilometrekaresi çöl, 91.000 kilometrekaresi ormanlıktır.

Doğu Türkistan’ın tarihine baktığımızda Türk tarihi kadar eskiye gitmemiz gerekmektedir. Zira Doğu Türkistan, Türklerin en eski yerleşme alanlarından biridir. İslâm öncesi devrede Doğu Türkistan coğrafyası sırasıyla; Hun (M.Ö. 220-M.S. 386), Tabgaç (386-534) ve Göktürk (550-840) hâkimiyetinde kalmıştır. Bugün Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türkleri 840 yılında bölgeye yerleşmiştir. 840’ta kurulan Karahanlılar, İslâmiyet’ten sonra önemli bölümü Doğu Türkistan’da olan ilk büyük Türk devletidir. Doğu Türkistan daha sonra Kara Hoca Uygur Hanlığı (846-1218) ve Türk-Moğol İmparatorluğu hâkimiyeti altında kalmıştır. (1218-1759)

1750’de ilk Çin işgali başlamış ve 1862 tarihine kadar sürmüştür. Bu süre içinde Doğu Türkistan’da 42 bağımsızlık mücadelesi hareketi olmuştur. 1863’te Doğu Türkistan Mücadelesini yürüten Mehmed Yakup Bey, Kaşgar merkez olmak üzere bir devlet kurmayı başarmıştır. Bu devlet Osmanlı Padişahı Abdülaziz’den yardım istemiş ve istedikleri yardımı almışlardır. Yakup Bey’in Abdulaziz Han adına hutbe okuttuğu ve sikke bastırdığı bilinmektedir. Sonraları Mehmed Yakup Bey, en büyük desteği ise II. Abdulhamid’den görmüştür. Bu desteğe rağmen, bu devlet Çin ve Rusya’dan dolayı maalesef uzun ömürlü olamamıştır.

Yakup Bey’in 1877 yılında vefat etmesi üzerine Çin hemen ortaya çıkan siyasi boşluktan faydalanarak 18 Mayıs 1878’de Doğu Türkistan’ın tamamını işgal etmiştir ve nihayetinde 18 Kasım 1884’te Çin imparatorunun emriyle 19. eyalet olarak Sincan (Xin Jian, Yeni Toprak) adıyla doğrudan Çin’e bağlanmıştır.

Bu ağır ve işkenceli esareti kabullenmeyen Doğu Türkistan halkı 1931 yılında Kumul kentinde yeniden bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi başlatmıştır. Ülkenin bütün bölgelerinde başarı kazanılmıştır. Bu başarının ardından 12 Kasım 1933’te Kaşgar’da ‘Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’ kurulmuş, hareketin önderlerinden Hoca Hacı Niyaz cumhurbaşkanı olmuş ve Kaşgar başkent ilan edilmiştir.

Bu gelişme hem Çin’i hem de Sovyetler Birliği’ni endişeye düşürmüştür. Sovyetler Birliği yönetimi, kendi hükümranlığında bulunan Batı Türkistan’a örnek olmasından ötürü tedirginlik duymuştur. Bu nedenle başlarda bağımsızlık mücadelesine destek verdiği halde daha sonra vermemiştir. Ve yıkıma giden yolda öncelikle 1946 yılında iki hükümet arasında 11 maddelik bir metin imzalanıp birleşik hükümet kurulmuştur. Ve ardından, Sovyetler Birliği ve Çin iş birliği ile 20 Ekim 1949’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti fiilen ortadan kaldırılmıştır.

Sürekli değişen dünya konjonktürüne bir de II. Dünya Savaşı eklenince, Orta Asya’yı bütünüyle Rus egemenliğine bırakmak istemeyen Çin kuvvetleri 29 Eylül 1949 yılında Urumçi’yi işgal etmiş, 1951 yılına geldiğinde ise tüm Doğu Türkistan’ı kontrolü altına almıştır.

Esaret istemeyen Doğu Türkistan halkı bu işgale karşı Osman Batur liderliğinde direniş hareketi başlatsa da bu hareket çok geçmeden bastırılmış ve 1953 yılına kadar 100.000’den fazla Doğu Türkistanlı öldürülmüştür. Doğu Türkistan Müslümanları, 1 Ekim 1955’ten beri Sincan Uygur Özerk Bölgesi adıyla Çin işgali altında, inanılmaz ve acımasız baskılar ve asimilasyon uygulamalarına maruz kalmaktadır.

M. Ertuğrul Esen – Zafer Dergisi

Sende yorum yazabilirsin