Çoklu Evrenler Olunca Ne Oluyor

(Tabiat Risalesi Açılımları-8) 

Önemli Bilgilendirme: Tabiat Risalesi Açılımları, görsel destekli ve akademik nitelikli “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”nın “İman Hazinesinin Varlığını Delillerle İspatlamak” isimli ikinci ana bölümünün 1. Hakikat’i olup, “Allah’a İman” hakikatinin mantık ve bilim zemininde akademik olarak ispatı yapılmaktadır. Derslerimizde sunulan hakikatlerin tam olarak hissedilerek pekiştirilmesi için yazımızın sonundaki görsel destekli ders videosunu da izlemenizi tavsiye ediyoruz. Eğitim programının önceki derslerine sayfanın sonundaki “Etiketler” bölümünden ismimize tıklayarak ulaşabilirsiniz.

“Tabiat Risalesi Açılımları” kitabımızın bir parçası olan bu yazımızdan sonra fantastik bir yolculuğa gerçek anlamda giriş yapmak isterseniz kitabımızı okuyabilirsiniz. “Tabiat Risalesi Açılımları”nın (seminer videolarını seyrederek okuyabileceğiniz) Görsel/İnteraktif kitabına ulaşabileceğiniz adres:

http://risaleinuregitimprogrami.com/2015/10/25/tabiat-risalesi-acilimlari-gorselinteraktif-kitap/

Çoklu Evrenler Olunca Ne Oluyor?

Bir önceki yazımızda “Bir Tek Protein Molekülünün Oluşma İhtimali” ve “Basit Bir Bakteride Bulunan 2000 Adet Proteinin Oluşma İhtimali” üzerinde durmuştuk. Şimdi üçüncü maddeye geçmeden önce bazı çok önemli konulara yer vermek istiyoruz. Bunlardan biri çoklu evrenler, diğeri Büyük Tasarım ve Her Şeyin Teorisi. İnşallah bu ikincisini bir sonraki yazımızda ele alacağız.

Şimdi önceki yazımızdaki konuyla oldukça irtibatlı bir konudan bahsedeceğiz. Çünkü burada ihtimal hesapları var. Tesadüfen bir oluşum iddia ediliyor ve bu tesadüfî oluşumu mümkün olduğu kadar kolaylaştırmak isteyen bir görüş var. Bütün teorilerini ve bulgularını buna yönlendirmeye çalışan, o yönde bir meyil gösteren, yani “Bir yaratıcının varlığını kabul etmeyelim de, neyi kabul edersek edelim” diyen bir görüş. Bunu artık açıkça söylüyoruz ve bunun böyle olduğunu ve gerçekten bu arayışta olduklarını, temel mantığın bu olduğunu, bunu zaten kendilerinin söylediğini siz de gördünüz.

“Bilimsel amaca uygun değildir bir tanrıyı düşünmek. O ihtimali düşünmek bile bilimselliğe yakışmaz” deniliyor. Peki neden? Şu önümüzdeki bilgisayarın, “görmediğimiz bir bilgisayar mühendisi” tarafından ya da “detay özelliklerini bilmediğimiz bir fabrika” tarafından üretildiğini düşünmek, bilimselliğe hangi nedenle aykırıdır? Bunu iddia edecek bir bilim adamı olmadığı hâlde ve “Bu bilgisayarın maddeleri bir araya gelmiş de, onu kendi kendine oluşturmuş” demek, bilimselliğe daha uygun olmadığı hâlde; bundan çok daha mükemmel, canlı, konuşan, gülen, üzülen canlıların (daha doğru ifadesiyle ruh programıyla çalışan canlı makinaların) veyahut da şu düzenli kâinatın akıllı bir bilinç yani şuur sahibi bir yaratıcı tarafından yapıldığını düşünmek ve bu yönde bir çıkarım yapmak, “bilimselliğe aykırı” ve böyle muhteşem bir tasarımın maddelerinin bir araya gelerek kendi kendini oluşturduğunu iddia etmek ve bu iddiayı tartışmasız bir şekilde kabul etmek ve ettirmeye çalışmak “bilimsel gerçek” öyle mi? Nasıl bir mantık bu Allah aşkına? Bilime saygısı olan böyle bir şeye inanır mı? Her ne ise. Çok duygusal davranmak istemiyoruz, fakat bilimsel düşünce konusunda çok hassas olduğumuzdan bunları ifade etmeye kendimizi mecbur hissettik.

Güncel bir popüler bilim konusu olduğundan, “paralel evrenler” diye bilinen ve kâinatın yaratılışını inkâr etmeye çalışan düşüncenin farklı bir versiyonu olan ve “yeni ateizm” diye piyasaya çıkan ve kozmolog Stephen Hawking tarafından ortaya koyulan tezden bahsedelim. Bu tezdeki temel gaye, yaşamı barındıran bir kâinat meydana getirmek için muhtemel denemelerin sayısını ve zamanın miktarını artırmak ve dolayısıyla evrenin sözde ihtimaller dâhilinde oluşabilme olasılığını yükseltmektir.

Kısaca şöyle deniliyor: “Sonsuz sayıda çoklu evren var. Öyle olunca da, birinde olmasa diğerinde hayat mutlaka meydana gelmiştir.” Bu dünyada yaptığımız ihtimal hesapları, bu kâinatın çok dışına taşıyor. Bir protein meydana getiremiyorsunuz. Bu kâinatın sahip olduğu madde parçacığı ve bütün ömründe geçen saniye sayısı, o denemeleri başarılı bir şekilde gerçekleştirmeye ve o proteini oluşturmaya yetmiyor. Dışarı gitmeniz lâzım! Çok sayıda evrene ihtiyacınız var! Her birinde o denemelerin yapılıyor olduğunu kabul etmeniz lâzım ki, bir tanesinde de “İşte! Bu hayat böyle meydana gelmiş!” diyebilesiniz. Dikkat edin, temel felsefe bu. Bunu çok basitleştirerek anlatıyoruz tabi ki. Paralel evrenler düşüncesi, ne kadar ihtimal dışı olursa olsun, her olayın bir başka paralel evrende gerçekleşebileceği iddiasını taşır.

Hâlbuki bu kâinat ve içindekiler bir sefere mahsus tesadüfen oluşmuş ve öylece kalmış olan sabit bir eşya değil ki. Her an yeniden yeniye yaratılmaya devam eden dinamik bir yapıya sahip olduğunu görmüyor muyuz? Her sene yüz binlerce insanın ölümü ve doğumu gerçekleşmekte ve her kışta yüzeysel maddî sebepleriyle birlikte ölen milyonlarca canlı, her baharda yeniden canlanmıyor mu? Görmüyor musunuz? Beş yaşındaki hâlinize geri dönün, daha iyi görürsünüz. Ben beş yaşında mıydım, sekiz yaşında mıydım tam hatırlamıyorum, ama buluğ çağında değildim onu biliyorum. Evimizin tam karşısında bir dut ağacı vardı. Kışın gördüm o ağacı. Tamamen özsuyunu çekmiş, meyvelerini dökmüş, yaprağı yok, iskelet gibi bir şey. Dedim: “Ağaç ölmüş!.” Bakınız, çocuk gözüyle “Ölmüş bu ağaç” dedim. Bahar geldi. Dutları çıktı, yaprakları çıktı, canlandı o ağaç, yeşillendi. Önceden yeşil de değildi, kapkara bir şeydi. Çok şaşırdım ve hayretle dedim ki: “Ağaç dirilmiş!” Görüyor musunuz, beş yaşındaki çocuk nasıl görüyor?

Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ayrıca tüm canlılar sürekli çalışan mekanizmalara ve yenilenen vücutlara sahip. Hücrelerimiz sürekli yenileniyor, biliyorsunuz. Dolayısıyla kâinatın ve içindekilerin gerekli tüm şartlarla birlikte, tek bir elden yaratıldığına inanmak, bilimsel düşünceye de çok daha uygun ve makûl bir seçenek olarak görünüyor. Doğruluğu kesin olarak bilinemeyen bir bilim kurgu modeli olan Evrim Teorisi’ni gerçekmiş gibi pazarlamak çok bilimsel oluyor da, (hâlbuki bu, bunu söyleyenlerin felsefî görüşüdür) bunu biz söylediğimiz zaman bilimsel dünya tarafından aforoz mu edileceğiz? Nasıl bir mantık bu? Hâlbuki bizim ifade ettiğimiz daha akılcı bir model. Bilimsel olduğu iddia edilen modeli ise, matematik kabul etmiyor!

Evrim ve tabiat alternatifi üzerinde diretmek, Shakespeare’in eserlerinin, Shakespeare tarafından değil de bir milyar daktilonun başına oturmuş, bir milyar maymunun, bir milyar yıl boyunca süren yazma işleminin sonucunda yazıldığında ısrar etmeye benzer. Bunun için ihtimal hesabı yapılmaya kalkışılacak olursa sıfıra çok yakın, ama sıfır olmayan bir ihtimal bulunabilir. Ama diğer taraftan herkes Shakespeare’in herhangi bir eserinin maymunlar tarafından pratikte, gerçek hayatta asla yazılamayacağını da bilir.

Mesele bunu fark etmek. “Ya, evet, çok küçük bir ihtimal ama yine de mümkün!” diyenlere diyoruz: “Hayır, asla mümkün değil! Buna mümkün denmez.” Evet matematik olarak bir ihtimal var, sıfır değil o ihtimal. Ama biraz evvel söylemiştik, matematikte 1050’de 1 ihtimalden küçük ihtimaller “sıfır” kabul ediliyor diye. Çünkü pratikte mevcut hayat şartları içerisinde öyle bir şey vücuda gelme şansı bulamayacak.

Gidersiniz başka bir kâinata, varsa elinizde başka bir kâinat, orada oluşturursunuz tesadüfen yaşamı! Ama biz gördüğümüz kâinatın verilerine ve şartlarına göre çıkarımlar yapmayacaksak ve bunun adına da bilim diyeceksek, bir yaratıcıyı kabul edenlerin düşüncelerini çok acımasızca eleştirecek ve bilim dışı göreceksek, kusura bakılmasın, bir yaratıcıyı kabul edenler de böyle bir düşünceyi bilim dışı olarak görme hakkını kazanmış olurlar. Ama saygı çerçevesinde görüşülürse, “Tezlerimiz bunlar, delillerimiz bunlar, hadi bakalım siz ne diyorsunuz?” denilir. Ayrıca sürekli yenilenen bir kâinatta böyle bir ihtimal dahi mümkün değildir. Bu hesaplar, sanki bir sabit şekil baz alınarak yapılmış. Fakat kâinat sürekli yenileniyor, o zaman işin rengi de çok değişiyor. Çünkü sayısız yerde ve sayıda bulunan imkânsız ihtimallerin sürekli olarak gerçekleşmeye devam etmesi söz konusu olacaktır ve böyle bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin ise doğrudan ve hesapsız olarak reddedilmesi gerektiği açıktır.

Bununla birlikte, imkânsızlıkları mümkün hâle getirme çabasıyla öne sürülen başka evrenlerin varlığı kabul edilse bile, aynı imkânsızlıklar orada da karşımıza çıkmayacak mı? Çoklu evrenler olunca ne oluyor?!

“Çoklu Evrenler Olunca Ne Oluyor” Eğitim Programı Ders Videosu:

https://youtu.be/clf5Pbza0YE

Görsel destekli ve akademik nitelikli “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”mızı www.kesifyolculuklari.com veya www.risaleinuregitimprogrami.com adreslerinden sistematik olarak takip edebilirsiniz, eğitim programının ders müfredatı olan metin ve görsel/interaktif kitaplarımıza ulaşabilirsiniz.

Ediz Sözüer

Sende yorum yazabilirsin