Eğitimde Müspet Dönüşümün Başlatılması İçin Yöntem Tespiti ve Bir Acil Durum Planı

Yazımız, 8-9 Kasım 2018 Nenehatun Kültür Merkezi, Atatürk Üniversitesi Yerleşkesi Erzurum’da gerçekleştirilen 2. Uluslararası Yaratılış Kongresi tebliğimizin tam metnidir, aşağıdaki adresten videosunu da izleyebilirsiniz.

Önemli Not: Aşağıdaki videonun soru-cevap bölümü olan 17.ci dakikasından itibaren ilk defa bu kadar saklamadan ve doğrudan ve kalpten çıkan bir özel paylaşımı dikkatlerinizi arz ediyoruz. Daha önce hiçbir umumi ortamda dile getirmediğimiz bu çok özel ve şaşırtıcı paylaşımı konuyla ilgilenen kardeşlerimizin muhakkak izlemelerini arzu ve tavsiye ediyoruz.

Video Adresi: https://youtu.be/EK7I9syq7YE

Bu çalışmanın amacı, imanî hakikatlerin tüm detaylarıyla anlatılmasının, ders kitaplarının müfredata uygun olarak tek tek müspet bir şekle dönüştürülmesiyle mi; yoksa bağımsız, müstakil ve müfredatı kendinden olan detaylı, kapsamlı bir tek eğitim programıyla mı olabileceği sorusuna cevap vermek ve karşılaştırmalı çözümlemesini yapmaktır. Sizlere müfredata uygun olarak ders kitaplarının tek tek müspet bir şekle dönüştürülmesi hakkında (meselenin önemine nispeten bir özet niteliğinde) çok önemli tespitler sunacağız. Bu çözümlemelerin hangi yöntemin gerçekçi, daha kolay ve çabuk uygulanabilir ve maksada ulaştırmakta etkili olduğunu en açık şekilde ortaya koymaya yardımcı olacağını ümid ediyoruz.

Değerler eğitimiyle ve mana-yı harfi eksenli (bir yaratıcının varlığını kabul edip çözümlemelerini buna göre yapan bir eğitim yaklaşımıyla) ders kitaplarının yazılmasıyla ilgilenenlerin dikkatlerine özellikle arz ediyoruz.

Eğitimde Müspet Dönüşümün Başlatılması İçin Yöntem Tespiti

Bizim bu konuda farklı bir yaklaşımımız var ve meseleye çok daha farklı bir yerden bakıyoruz. Toplumun her kademede doğru, düzgün olması için itikadı düzgün insanlara ihtiyacı vardır. Kökü çürümüş bir ağacın yaprak ve dallarını ilaçlamak veya süslemeye çalışmak neticesiz kalır. Toplumda yaygın hale gelmiş olan ahlakî değerlerdeki bozukluğun kaynağı olan iman zayıflığının reçetesi ise ancak sağlam inançlı insanlar yetiştirmek ve insanların imanlarını takviye ederek toplumun kalıcı ve sağlıklı bir şekilde düzelmesine zemin hazırlamaktır. Bir toplumu şekillendirmek ve değiştirmenin yolu insan inşasından geçmektedir. Din dersi kitaplarında imana dair ayrılan bölümler çok az olduğundan, mevcut müfredata uymaya kalkılmasının, iman hakikatlerinin neredeyse hiç anlatılmaması anlamına geldiğini vurguluyoruz ve bu durumda bir yardımcı/kaynak/tavsiye ders kitabı üzerinde durulabileceğini hep belirtiliyoruz. Bu müfredat zaten iman hakikatlerinin anlatılmaması için özel olarak inşa edilmiş olduğundan, bu çerçevede kalarak işe yarayacak bir şey anlatamaz ve yazamazsınız. Bunu net olarak ortaya koymak gerekiyor. Bizim temel maksadımız, “imanı tahkikî yaparak (yani araştırma, inceleme ve mantıkî gerekçelere dayalı bilinçli bir iman haline getirerek) kuvvetlendirmek ve kurtarmak” olmalıdır.  Mevcut müfredat paralelinde bu temel maksadı karşılayan bir ders kitabı yazmanın mümkün olmadığını düşünüyoruz. Çıkış noktası bağımsız, müstakil ve müfredatı kendinden olan detaylı, kapsamlı bir tek eğitim programı olabilir ancak. O da elimizin altında. Hemen, beklemeden uygulanabilir. Daha sonrasına ayrıca bakılır diyoruz.

Neden mevcut müfredat paralelinde bu işin yapılamayacağını somutlaştıralım: Okullarımızda sadece “din kültürü” dersi verildiğini, “din eğitimi” ve özellikle “iman hakikatlerinin aklî, mantıkî olarak ders verilmesi”nin söz konusu olmadığını biliyoruz. Örneğin bir orta öğretim din dersi kitabında 5-6 sayfada Allah’a iman gibi en önemli bir meselenin olabilecek en yüzeysel ve basit bir biçimde anlatıldığını görüyoruz. Biz ise müfredatta neredeyse hiç yer ayrılmayan ama en gerekli ve önemli bir alanda nitelikli ve alanında dünyada bir ilk olan çalışmalar sunuyoruz.

Örneğin Allah’a iman hakikatinin mantık ve bilim zemininde akademik olarak ispatı, 150 küsur sayfada yapılıyor. Şimdi böyle bir içeriği mevcut müfredatın neresine yerleştireceksiniz? (Eğer ki böyle kapsamlı bir içeriğin vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu düşünmüyorsanız ve daha azıyla da bu işin yapılabileceğini ve sonuç alınabileceğini düşünüyorsanız kesinlikle aldanıyorsunuz.)

Din dersi harici derslerde ise (fizik, kimya, biyoloji vs.) talim terbiye kurulunun bir yaratıcıdan bahsetmeyi ve atıf yapmayı bile engelleyen katı kuralları da ayrıca önemli bir engeldir. Bu engel olmasa bile yine vurguluyoruz ki, akılları ve kalpleri tam tatmin edecek içerik ancak bağımsız bir derste verilebilir. Başka türlü olmaz. İman hakikatlerinin detaylı ve tahkikî olarak talim edilmesi gerekliliği buna manidir. Sizin mevcut şartlarda ve mevcut derslerin kitaplarının içinde kalarak yapabilecekleriniz, taşıma suyla değirmen döndürmek ve aç bir insanı yemek kırıntılarıyla doyurmaya çalışmaya benzeyecek ve nihai maksadına ulaşma imkânı asla bulamayacak ve verimli olamayacaktır. Talim terbiye kurulu sizi hiçbir konuda engellemese bile bahsettiğimiz realite buna engel olacaktır. İman hakikatleri, gerekli içerikten taviz vermeden hakkıyla ve tüm detaylarıyla ancak ayrı bir derste anlatılabilir. Bunu artık görmek gerekiyor.

Bizim sizlere takdim ettiğimiz çözüm önerimiz hayat kurtarıcı bir acil müdahale reçetesidir. Artık daha fazla kaybedilecek zaman kalmadı. Biz müfredatta olmayan ve fakat çok gerekli ve önemli yeni bir içerik teklif ediyoruz ve önemli olan bunu fikir noktasında kabul ettirmektir. Şekil şartları önemli değil. Şekil şartları gereksiz yere sorun ediliyor. (İcra makamı “Bunu uygulayın ve şekil şartlarını ve müfredatı da buna göre uydurun.” diye talimat verdiği anda bu iş hallolur. Şekil şartları ve müfredat denen şeylerin de gökten inmediğini, insanlar tarafından oluşturulan şeyler olduğunu düşünelim.)

Biz demiyoruz ki ders kitapları mana-yı harfi eksenli olarak  (yani bir yaratıcının varlığını kabul eden ve çıkarımlarını ve anlatımlarını buna göre yapan bir eğitim anlayışıyla) dönüştürülmesin. Bir taraftan bu çalışmalar sürerken diğer taraftan çok daha kolay ulaşılabilecek bir alternatife, yani çabuk ve etkili sonuç verecek ve imanı kurtarma temel maksadımızı tam karşılayacak müstakil bir programa odaklanılsın ve öncelik verilsin diyoruz. Bunu kabul etmek ve anlamak hiç de zor olmamalı. Bir fizik kitabını din dersine dönüştüremez ve imanî meseleleri tüm detaylarıyla o dersin içinde veremezsiniz. Kapsamlı ve içerikten taviz vermeden anlatmaya zamanınız yetmez. Zamanınız yetse öğrencinin iki yoğun içeriği birlikte almaya, sizin de anlatmaya takatiniz yetmez.

Bunların ayrı bir derste tüm incelikleriyle anlatılması lazım. Ne yazık ki “soru işareti oluştursak yeter, açıkça Allah, yaratıcı demeye gerek yok” diyenler bile var.

Açık söylüyoruz: Zamanımızın ateizm, materyalizm ve gaflet karışımından oluşan dehşetli tahribatını küçük kırıntılarla ortadan kaldıramazsınız, tesirini kıramazsınız, bir gayr-ı müslimden farksız bir şekilde konuşan ve yaşayan şu yeni nesli kurtaramazsınız.

Hem yüzlerce kitabı dönüştürmek ve kabul ettirmenin zorluğundan, hem diğer alternatifin buna nispeten faydası çok daha yüksek ve daha kolay uygulanabilir olmasından, hem de bütün kitaplar dönüştürülse bile kıyamete kadar bir temel ders programına hep ihtiyaç olacağından ve hali hazırda bir din dersi zaten olduğundan bu ders içinde veya tercihe bağlı bir seminer veya ders olarak sunulmasında herhangi bir yasal düzenleme gerekmeyeceğinden, tepki de uyandırmayacağından (bir din dersinde neden din anlatıyorsunuz diye kimse tepki koymaz, koyamaz da) ve zaten elimizin altında kullanıma hazır ve ihtiyacı tam karşılayacak bir program mevcut bulunduğundan, elbette bunu kabul ettirmeye odaklanmalı. Öncelik ona verilmeli.

Bu çalışma bir merkez gibi, emsal çalışmaların yolunu açacak, kabiliyetleri harekete getirecek ve bu işin nasıl yapılabileceği konusunda fikir ve hareket noktası olacaktır. Ve ona her zaman ihtiyaç olacaktır. Çünkü bu hakikatlerin müstakil olarak anlatılması gerektiği hakikati hiç değişmeyecektir.

Şimdi bu çalışmalar ortaya çıkmış, gelişmiş ve kullanıma hazır hale getirilmiş. Biz bir ders(in) kitabı(nı) yazmadık. Teknik şekil şartları da bizim işimiz değil zaten. Önemli olan maksadı karşılayacak kabiliyette olan bir esas metnin ve içeriğin ortaya çıkmasıdır. O da hazır. Başka derslerin kitaplarının yazılması ayrı işler. Biz temel maksad olan iman kurtarma maksadımızı karşılama kabiliyetinde şüphe olmayan bu hazır çalışmanın hemen vakit kaybedilmeden servis edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fakat dediğimiz gibi biz müfredatta yer verilmeyen yeni bir şey talep ediyor ve sunuyoruz. Esas olan bu içeriği kabul ettirmektir. Müfredata uygun olması veya uydurulması talebi manasız ve imkânsız olur. Önemli olan kullanılacak ana metnin sağlam olarak ortaya çıkmış olmasıdır. Ders kitapları noktasında değil fakat Risale-i Nur Eğitim Programı noktasında ana metnimiz ve görsel materyallerimiz hazırdır.

Tekrar özellikle çözümlemek istediğimiz ana konumuzla yani “mevcut müfredata bağlı kalarak ders kitapları yazılması” meselesi ile ilgili bir kıyaslama yapmak istiyoruz. Şimdi “mevcut müfredata uygun içerik üretmemiz lazım ki kabul edilsin, ancak böyle bir hareket tarzı gerçekçi olur” deniliyor. Biz ise yukarda çok yerlerde ifade ettiğimiz gibi farklı düşünüyoruz ve mevcut müfredata uygun ve mana-yı harfi eksenli içerik üretilebileceğini ve ders kitabı yazılabileceğini ve bu kısıtlayıcı çerçevede üretilecek ders materyalinin iş göreceğini zannetmenin gerçekten çok uzak düştüğünü söylememiz lazım. (biz bu manada üretilen bir din dersi kitabını inceledik, klasik bir din dersi kitabından fazlasını verebilecek içeriğin yanından bile geçmiyordu, demek bu iş böyle yapılamıyor)

Çok merak ediyoruz acaba yaratıcıdan bahsedilmesine imkân vermeyen kurallarla (din dersi haricindeki kitaplar için geçerli talim terbiye kurallarıyla) ve Allaha imana 5-6, altı iman esasına 30 sayfadan fazla yer ayırmayan bir orta öğretim din dersi müfredatına bağlı kalarak nasıl ve ne şekilde bir din dersi kitabı (veya diğer derslerin kitaplarını) yazmayı düşünüyorsunuz ve bu şekilde yazılacak kitaplardan bu milletin ne gibi bir fayda temin edeceğini düşünüyorsunuz? Gelin bunu açıkça ortaya koyalım.

Demek istiyoruz ki, ders kitaplarındaki bazı mahsurlu ve faili meçhul ifadeleri dönüştürme işinden meded umuyorsanız veya “biz soru işareti uyandırsak yeter, açıkça yaratıcı ve Allah demesek de olur” fikrini benimsemişseniz, emin olunuz ki bu iş “temelleri yıpratılmış bir binanın odalarını süslemekten” veyahut “kökleri çürütülen bir ağacın dal ve yapraklarını ilâçlamaya çalışmaktan” fazla bir şeye benzemeyecektir.

Ders kitaplarındaki üslubun değiştirilmesine, dönüştürülmesine biz de taraftarız. Ancak bunlar üstü kapalı ve alttan alttan mesaj vermek tarzında olmamalı. Gerekçeleriyle ve sağlam bir mantık kurgusuyla altı doldurularak takdim edilen bir bilim yaklaşımıyla yapılmalı. Yoksa asıl bu tarzın tepkilere ve sıkıntılara sebep olacağına inanıyoruz. Asıl bu sefer denilecek ki “işte bakın öğrencilerin (masum gençlerimizin, çocuklarımızın) gizlice bilinçaltlarına işleyecek mesajlar vererek çocuklarımızın beyni yıkanmaya çalışılıyor ve üstü örtülü, gizli bir din propagandası yapılıyor!” Hatta bu iş (sadece ve müstakilen bu işle sınırlı kalırsa) taşıma suyla değirmen döndürmeye benziyor. Tahribatın büyüklüğü ve çok boyutluluğu karşısında böyle basit tedbirler, (üzülerek ifade ediyoruz ki) tamamen faydasız olmamakla beraber, çok basit ve yetersiz kalacak ve imanların kurtulmasına ve tahkikî yapılmasına sebep olmayacaktır. Bunu öngörmek çok zor olmasa gerek diye düşünüyoruz. Eğer böyle detaylı ve kapsamlı bir iman yüklemesi zaruri ve vazgeçilmez bir ihtiyaç olmasa idi, Üstad Bediüzzaman 6000 sayfalık bir eseri neden ortaya koydu?

Açıkçası şahsım adına bir eğitim projesine veya ders kitabına şu gözle bakar ve değerlendirme altına alırım: Bizim temel maksadımız, “imanı tahkikî yaparak kuvvetlendirmek ve kurtarmak”tır. Bu temel maksadı karşılayabilir kabiliyette ve uygulanabilir bir çözüm önerisi mi değil mi? Buna bakarız. Sadece uygulanabilir olması da yetmez. Maksadı karşıla(ya)mıyor ise hiç anlamı yoktur gözümüzde. 

Soruyoruz: Mevcut müfredat paralelinde yazılacak ders kitapları imanı tahkikî seviyeye çıkartacak mıdır, namazsız insanları namaza başlatacak kadar kuvvetli bir iman verebilecek midir? Böyle bir içeriğe sahip olabilecek midirler? (soru işaretleri uyandırmanın ötesine geçip, menfî tabirleri ortadan kaldırıp faili mevcut cümlelerle bilinçaltı mesajlar vermenin haricinde bir çizgiye geçip hakikati tüm detaylarıyla talim ve ders verebilecek midir)

Eğer bu sorumuza olumlu cevap veremiyorsanız, teşebbüsünüz iş görmeyecek ve bir şeye de yaramayacak demektir. O halde bu açık gerçek karşısında oyalanmanın da, milleti oyalayıp ümitlendirmenin de hiçbir manası yoktur diye düşünüyoruz. Çıkış noktası bağımsız, müstakil ve müfredatı kendinden olan detaylı, kapsamlı bir tek eğitim programı olabilir ancak.

Hem ayrıca tekrar vurguluyoruz, din dersinde din anlatıyorsunuz diye kimse size kızmaz, şikayet de etmez, hakkı da yoktur. Burada üzerinde durulması gereken asıl nokta, çekinilen tepkiler değil, kullanılacak üslup ve takdim tarzıdır ve bu çok önemlidir.

Şimdi hangisi daha gerçekçidir acaba diye soruyoruz. Mevcut müfredat paralelinde çok sayıda kitabı uzun zamanda, çok zahmetle ve fakat az faydayla ve esas maksada ulaştırmayacak düşük bir verim ile ortaya çıkarmaya çalışmak veya müfredat ve mevzuat engelleriyle ve toplumsal tepkilerle mücadele etmek gibi daha da zorlu bir yolu tercih etmek midir gerçekçi olan? (ki bu engeller aşılsa bile başka bir dersin kitabında iman hakikatlerine sınırlı yer ayrılabilir, bu da imanı tahkike çıkartmaya yetmez, bu yol burada yine tıkanıyor)

Yoksa bu faydası az, gerçekleştirilmesi çok daha zor ve zaman alıcı yollar yerine, esas maksadı tam karşılayacak kabiliyette bir çalışmayı nokta hedef olarak belirleyip, önceliği buna vererek, herhangi bir mevzuat ve müfredat değişikliği şartına da bağlı olmadan, tercihe bağlı olarak okutulacak bir eğitim programını kabul ettirmeye çalışmak mı daha gerçekçidir? Hangisi daha etkili ve çabuk ulaşılabilir bir alternatif olarak görünüyor? (her ne kadar bunu da gerçekleştirmek ve kabul ettirmek kolay değilse de, diğer alternatiflere kıyas ederek karar verin lütfen)

Netice olarak: İman hakikatlerinin içeriğinden ve tüm detaylarıyla ve sağlam bir mantık kurgusu içinde anlatılmasından taviz vermemek noktası çok önemlidir. Yoksa temel maksadımız olan “imanı tahkikî yaparak kurtarmak” gerçekleşemez. Öyle olunca da ortaya koyulacak çalışmaların bir kıymet ve anlamı kalmaz.

“Gerçekçi olan”, ne kadar zor da olsa (kaldı ki diğer alternatiflere nispeten uygulanması daha da kolaydır) maksadımıza ulaştıracak olan “İman hakikatlerinin tüm detaylarıyla ve sağlam bir mantık kurgusu içinde anlatılması”na odaklanmak ve onun gerçekleşmesine çalışmak ve ondan asla taviz vermemektir. Allah’ın rızası da gerçek muvaffakiyet ve netice de buradadır. 

BİR ACİL DURUM PLANI

Şimdi bir acil durum planı mahiyetinde ve bir proje kıymetinde olduğunu düşündüğümüz görsel destekli ve akademik nitelikli eğitim programımızı ve programın temel/kaynak kitabı ve ders müfredatı olan kitap çalışmamızı takdim etmek istiyoruz.  

 “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur Eğitim Programı” isimli kitap çalışmamızın/eğitim programımızın içeriğinin; bilim sevgisinin ve entellektüel düşünen, araştırmacı insanın arttırılmasına ve ayrıca ahlakî, manevî ve dinî değerlerin akademik olarak ele alınıp anlatılmasına yönelik toplumsal ihtiyacı karşılama ve toplum olarak muhtaç olduğumuz zihinsel dönüşüme ciddî katkılar sağlama kabiliyetinde olduğuna inanıyoruz.

Eğitim programımızın üzerine bina edildiği kaynak kitabımız, bir boyutuyla popüler bilim kategorisinde akademik temelli bir araştırma/inceleme kitabıdır; diğer boyutuyla felsefe, din ve bilim alanında telif edilmiş ve her türden ve yaştan insan tabakalarına hitap edebilecek kadar anlaşılır ve şiir tadında edebî bir üsluba sahip bir kültür kitabıdır.

Okullarımızda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, seçmeli Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler derslerinin mevcut olduğunu biliyoruz. Bu derslerde verilen içeriğin ise size sunduğumuz içerikle hiçbir benzerliği bulunmamaktadır.

Okullarımızda “iman hakikatlerinin tüm detaylarıyla ve sağlam bir mantık kurgusu içinde aklî, mantıkî olarak ders verilmesi ve anlatılması” içerikli müfredat mevcut değildir. Örneğin bir orta öğretim din dersi kitabında 5-6 sayfada Allah’a iman gibi en önemli bir meselenin olabilecek en yüzeysel ve basit bir biçimde anlatıldığını görüyoruz. Biz ise müfredatta neredeyse hiç yer ayrılmayan ama en gerekli ve önemli bir alanda nitelikli ve alanında dünyada bir ilk olan çalışmalar sunuyoruz. Örneğin Allah’a iman hakikatinin mantık ve bilim zemininde akademik olarak ispatı, 150 küsur sayfada yapılıyor.

İki ana bölümden oluşan kitabımızın/eğitim programımızın ilk bölümü: “İman Hazinesinin Kıymetini Keşfetmek”. Bu bölümde, dinin insanlara teklif ettiği iman ve ibadetin insan için ne anlam ifade ettiği ve önemi, kâinatın gizli kalmış sırrını dinin nasıl çözdüğü, imanın güzellikleri ve insanın gerçek kıymetinin iman ile ortaya çıkması, kâinatın sırrını anlamada Kur’an ve felsefe ilimlerinin ne düzeyde oldukları anlatılmaktadır. Bu ilk bölümü, bir hazinenin ne kadar büyük ve kıymetli olduğunun anlaşılması olarak anlayabiliriz.

Kitabın ikinci bölümü ise: “İman Hazinesinin Varlığını Delillerle İspatlamak”.  Bu bölümde ise altı iman esası delilleriyle ispat edilmiştir. Yani, ilk bölümde kıymeti anlaşılan, elde edilmek istenilen hazinenin varlığı ikinci bölümde ispatlanmakta, yeri keşfedilmekte ve en nihayetinde hazineye ulaşılmakta ve bu büyük ve ihtişamlı hazine elde edilmektedir. En önce imanın ne büyük bir nimet ve ne kadar kıymetli bir hazine olduğunun anlaşılması, hazineye ve hazinenin delillerine verilecek önemi belirleyecektir. Bununla birlikte, ilk bölümde de, ciddi anlamda bir hakikat ve delil arayışına girilmiş olduğu görülecektir.

Biz müfredatta olmayan ve fakat çok gerekli ve önemli yeni bir içerik teklif ediyoruz. Bu nedenle projemiz üzerinde ciddî bir inceleme yapılması ve kamu faydası ve niteliğinin ortaya koyulması gerekmektedir.

Kitap çalışmamızın üzerine bina edilen eğitim programımız, konu anlatımlı şemalarla, etkileyici resimlerle ve metin vurgularından oluşan 2000’e yakın görsel ile ders videolarından ve konu ile ilgili çarpıcı videolardan oluşan 170 video kullanılarak, izahlı ve görsel destekli olarak inşa edilmiştir. Programın ders videoları, internet sitemizin eğitim takip bölümünde kategorik ve sistematik olarak yayınlanmıştır. Daha sonra programda kullanılan görsel materyallerin, bir sanatçı hassasiyetiyle nakış nakış işlenerek görsel/interaktif kitaplara dönüştürülmesiyle çok boyutlu bir hizmet ve eğitim projesi olarak kullanıma sunulmuştur.  

İlk andan itibaren çok fonksiyonlu bir toplumsal dönüşüm projesi olarak tasavvur ettiğimiz bu çalışmanın cidden önem verilmeye layık kıymette olduğuna ve kapsamlı ve sürekliliği olan, faydası yüksek bir eğitim projesi gözüyle bakılarak hassasiyetle değerlendirilmesi gerekliliğine itikad ediyoruz. Eğitim programımız ortadadır. İnandığımız gibi bir kabiliyet ve kıymete sahip olup olmadığını görmek için her şekilde tetkik edebilirsiniz.

Bu eğitim programının, insanlığa yeni bir ümit verecek bambaşka bir eğitim ve bilim yaklaşımıyla hazırlandığına, detaylı olarak incelendiğinde şahit olunacağına inanıyoruz. Bu eğitim faaliyetlerinin en gerekli ve ihmal edilmiş bir alan bulunduğuna ve istikbale yönelik olarak aziz milletimize edilecek en önemli eğitim hizmeti olduğuna da tüm akıl ve kalbimizle itikad ediyoruz.

Toplumun her kademede doğru, düzgün olması için itikadı düzgün insanlara ihtiyacı vardır. Kökü çürümüş bir ağacın yaprak ve dallarını ilaçlamak veya süslemeye çalışmak neticesiz kalır. Toplumda yaygın hale gelmiş olan ahlakî değerlerdeki bozukluğun kaynağı olan iman zayıflığının reçetesi ise ancak sağlam inançlı insanlar yetiştirmek ve insanların imanlarını takviye ederek toplumun kalıcı ve sağlıklı bir şekilde düzelmesine zemin hazırlamaktır. Bir toplumu şekillendirmek ve değiştirmenin yolu insan inşasından geçmektedir. İşte size takdim ettiğimiz eğitim programımızın da bütün gayreti, bu yoldadır.

Eğitim Programımızın önemli hedeflerinden biri, Bediüzzaman Said Nursi’nin asrın başında yenilikçi bir eğitim projesi olarak takdim ettiği “aklî ve dinî ilimlerin bir arada okutulmasıyla beraber, birbirleriyle barıştırılması ve kaynaştırılması”nın özel ismi olan “Medresetüzzehra Eğitim Yaklaşımı”nın bilim felsefesini ve ders müfredatını oluşturmaya ve yaratıcının varlığına dair diğer bilimsel yaklaşımlara alternatif olacak bilimsel model, yorum ve kabul görecek ilmî yaklaşımlar üretmeye katkıda bulunmaktır. Bu yenilikçi eğitim yaklaşımının ve modern ve akademik din eğitiminin prototip (fakat maksadı tam karşılayan ve eğitim kurumlarında okutulmaya layık) bir uygulaması olan eğitim programımız (tüm metin, video, sunum ve kitap dosyalarıyla) her türlü incelemeye ve kullanıma açık olarak karşınızda ve elinizin altındadır.

Çalışmalarımızın tümünü bir arada bulabileceğiniz ve inceleyebileceğiniz sitemiz: www.kesifyolculuklari.com ve www.risaleinuregitimprogrami.com

Bu proje, klasik din eğitimiyle sınırlı bir alandan çok daha fazlasını (örneğin bilim felsefesini) ilgilendirmektedir. Bu proje eğitim müfredatına eklenmesi talep edilen klasik bir din dersi müfredatı değildir. İngilizce kitapları ile birlikte uluslararası bir kültür/bilim/eğitim odaklı bir toplumsal dönüşüm projesi niteliğindedir.

Çok Boyutlu Eğitim Projemizin Değerlendirme Alternatifleri

1- Temel/kaynak kitabımız, zorunlu din dersi müfredatı içine entegre edilebilir veya tercihen seçmeli bir ders olarak ortaöğretim ve üniversite seviyesindeki okullarda ders kitabı olarak okutulabilir. Ayrıca akıllı tahtalarda eğitim programının Powerpoint formatındaki görsel sunumları ders kitabıyla birlikte görsel destekli bir eğitim programı olarak işlenebilir.

2- Temel/kaynak kitabımız, bir yardımcı din dersi kaynak/rehber ders kitabı ve yardımcı eğitim materyali olarak (görsel ve interaktif formatta, z-kitap) Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nca tavsiye edilebilir, okullara dağıtılabilir, kütüphanelere konulabilir ve eğitim programı içeriği görsel/interaktif kitap formatında EBA projesi bünyesinin içine entegre edilebilir.

3- Kapsamlı bir kitap projesi çalışması başlatılarak, temel/kaynak kitap çalışmasıyla birlikte 12 küçük kitap çalışmasının da yayınlanması suretiyle geniş kitlelere ulaşmak için gerekli girişimlerde bulunulabilir.

Netice olarak: Eğitimde müspet dönüşümün, yani bir yaratıcının varlığını kabul eden ve çıkarımlarını ve anlatımlarını buna göre yapan bir eğitim anlayışı inşa etmenin temel maksadı olan; “imanı tahkikî yaparak (sorgulamaya ve bilgiye dayalı hale getirerek) kuvvetlendirmek ve kurtarmanın,  “iman hakikatlerinin tüm detaylarıyla ve sağlam bir mantık kurgusu içinde anlatılması”na imkân veren müstakil bir ders programı ile gerçekleşebileceği ve bu yöntemin daha gerçekçi, kolay ve çabuk uygulanabilir ve maksada ulaştırmakta etkili olduğu bulgusu, en açık şekilde ortaya koyulmuştur.

Dolayısıyla eğitim projemizin, eğitim kitabı ve görsel materyalleri ile birlikte tetkik ve inceleme altına alınması ve toplumsal faydası yüksek bir eğitim/bilim/kültür projesi niteliğinde görülerek desteklenmesi, sahip çıkılması ve yaygınlaştırılmasının temin edilmesi maksadıyla gerekli girişimlerin başlatılması gerekmektedir.

Ediz Sözüer

1 tane yorum yapılmış

  1. Bünyamin Ersen dedi ki:

    Allah razı olsun…Ediz Hocam tebrik ederim bu çalışmalar meyvelerini verecektir inş…Risalei Nur camiasının sahip çıkmamasını anlamak mümkün değil maalesef…Allah hayırlar tamamlasın..inş..

Sende yorum yazabilirsin