En büyük meselemiz nedir?

Günlük hayatımızda bazen yaşadığımız olayları karşılaştığımız meseleleri o kadar kendimize dert ediniyoruz ki, adeta içinden çıkamayacağımız sorunlar haline getirebiliyoruz. Örneğin; tuttuğumuz bir takım, oynadığı maçta kaybeder veya kazanırsa gün boyu bu mesele ile meşgul olup, çevremizle bu mesele hakkında konuşmalar, tartışmalar ve yorumlar yaparız veya izlediğimiz bir dizide gelişen olayları takip edip, oturup çevremizle konuşur ve çok önemli bir meseleymiş gibi vakit harcayabiliyoruz. Adeta bu gibi ve buna benzer meseleleri kendimize büyük dert edinebiliyoruz. Ama asıl büyük derdimizi, asıl büyük olan meselemizi ne yazık ki unutuyoruz.

Peki, nedir bu büyük olan meselemiz?

Dünyadaki bütün meselelerden daha da önemli olan asıl meselemiz nedir acaba hiç düşündünüz mü? Bu soruya verilebilecek en kapsamlı cevap; Risale-i Nur eserlerinde ifade edildiği gibi; “Böyle dehşetli bir asırda insanın en büyük meselesi imanını kurtarmak veya kaybetmek davasıdır.” Çünkü bu öyle bir meseledir ki, bütün meseleler bu mesele ile nihai çözümüne kavuşur ve ancak gerçek iman ile doğrular, yanlışlar anlaşılabilir.

 Bu asır neden dehşetlidir?

Çünkü öyle bir asırda yaşamaktayız ki, fitne ve fesadın haddi hesabı yoktur. Yeryüzünde bozgunculuk yapanların, nemrut ve firavun misali insanların zulümlerinin bitmediği bir asırdır. Dünyanın süslü yüzünün çok güzel bir surette gösterildiği, dünyaya bağlılık duygularının çokça kabartıldığı ve nefsanî istek ve arzuların çokça celb edildiği bir asırdır. Çeşitli dünyevi zevkler, eğlenceler, boş ve malayani işler, medya ve televizyon dizileri, müstehcenliğin yaygınlaşması ile nefsin ve şehvetin kabartılması ve buna benzer ahiretimize fayda sağlamayacak birçok unsur ile adeta insan hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmaya çalışılmaktadır. Bu gibi dünyalık zevk ve sefalar ile ahiretin unutturulmak istendiği, imana şüphe tohumlarının atıldığı ve imanın tehlikede olduğu dehşetli bir asırda yaşıyoruz. İman adeta ateşten bir gömlek gibi ve onu korumak çok zor olmuştur. Üstad Hazretleri eserlerinde iman-i konulara çok vurgu yaparak, “Kâinatta en yüksek hakikat imandır, imandan sonra namazdır.” Hakikati ile meselenin ciddiyetine dikkatleri çeker.

İmanın tehlikede olduğu bir asırda yaşıyoruz.

Aslında iman nurunu görmek o kadar açıktır ki, bunun en kolay yolu akıldır. Akıl ile Rabbimizin ilk emri “Oku” emrine itaat edip, varlık sahasına ve kendimize tefekkür-i bakış ile iman başlar. İman bu tefekkür-i bakış ile gelişir tüm dünyamıza ve ahretimize ışık tutan nur haline döner. Öte yandan bu asır, ahir zaman fitnelerinin ve günahların sel gibi üzerimize aktığı ve bizi önüne alıp gaflet bataklığına sürüklediği bir asırdır, böyle bir asırda iman tehlikede olur. İnsan zamanla bu dehşetli asrın günah seline kendini kaptırır ve yoluna çıkan dünyanın boş oyalanmalarına, eğlencelerine, heves ve arzularına takılıp bunlarla meşgul olursa iman tehlikede olur. Bu dehşetli asır karşısında dünyanın gaflet bataklığında günah selinde boğulmamak için, iman kuvvetiyle bu günah seline karşı durmalıyız ki, selamet sahiline çıkmamız mümkün olabilsin. İşte bu sebeple iman kurtarma meselesini en büyük meselemiz yapmalıyız ve imanımızı tehlikeye atacak her şeyden uzak durmalıyız.

Çünkü iman ile dünyanın imtihan salonu olduğunu, dünya hayatının Rabbimizin Kur’an-ı Kerimde bizlere bildirdiği gibi; Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hala akıl erdiremiyor musunuz?” / En’am Suresi 32. Ayetinde belirtildiği gibi dünya hayatının oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu iman ile anlamış oluruz. Akıl erdirenler için bu mesele dünyadaki en büyük meseleden daha da büyüktür. Çünkü iman kurtarma meselesi hem dünyamıza anlam katar bizi hak ve hakikat yoluna götürür, hem de ahiretimize ışık tutar bizi Sonsuz Nur’un Nur kaynağına götürür. İman, ölümün korkusunu alıp, ölümü bir yok oluş değil de, ebedi sonsuz hayata adım atmaya, ebedi gençliğe ve sonsuz huzura kavuşmaya bir aracı olarak katiyen gösterir. Evet, bu mesele her şeyden önce en önemli ve en büyük meselemiz olmalıdır. Yine Bediüzzaman Hazretleri ifade eder ki,

Bu zamanda en büyük ihsan bir vazife imanını kurtarmaktır. Başkalarının imanına kuvvet verecek bir şekilde çalışmaktır. / Tarihçe-i Hayat

Konuyu özetleyecek olursak en büyük meselemizin  “İmanı kurtarmak veya kaybetmek davasıdır” olduğunu katiyen anlamış oluruz. İmanımızı kurtarmak, ahiret âlemine imanlı olarak gitmek, Rabbimizin inayetiyle Cenneti kazanmamıza vesile olacaktır.  Bu sebeple ki, bu geçici imtihan dünyasında ne kadar büyük mesele varsa aslında büyük değildir, çünkü dünya gibi o meselelerde geçicidir, geçici olan bir meseleye büyük gözüyle bakarsak kaybedenlerden oluruz. O halde biz geçici olmayan bir meseleyi en büyük meselemiz olarak kabul etmeliyiz ki, buda iman kurtarma meselesidir. İman kurtarma meselesi hem dünyamız için büyük bir meseledir hem de ahiretimiz için büyük bir meseledir. Son nefeste imansız gitmemek ve imanımızı şeytana kaptırmamak için, bütün var gücümüzle hayattayken imanımızı kurtarmak ile meşgul olmalıyız.

Üstad Hazretleri şu yaşadığımız zamanı tarif ederken “Zaman iman kurtarma zamanıdır” diye meselenin ciddiyetine dikkat çekmiştir. Risale-i Nur’un giriş bölümünde okumuşsunuzdur belki “Zaman iman kurtarma zamanıdır.” Neden zaman iman kurtarma zamanıdır? Diye devam eder. “Çünkü çağımızda iman, eski devirlerde görülmemiş hücum ve taarruzlara maruzdur. Eskiden iman, böylesine büyük tehlikelerle karşı karşıya değildi. Cemiyetlere, büyük ölçüde teslimiyete dayalı bir iman hâkimdi. O itibarla, büyük zatların sözleri, delilsizde olsa kabul ediliyordu. Bugün ise, materyalist cereyanların yaygın hâle gelmesi sebebiyle, bu imanı tehtid eden şüpheler birçok zihni meşgul edecek seviyeye ulaşmıştır. Asırlardır Kur’ân aleyhine yığılagelen şüphe, itiraz ve evhamlar, bu asrın çalkantıları içinde yol bulup, çağın modern imkânları kullanılarak birçok insana mal edebilmiştir.” Diye takdim edilir, bu sebeple imanımızı kurtarmak için iman hakikatleri ile çokça meşgul olmalıyız ki, hak ve batılı ayırt edebilmek ve gerçek kurtuluşa ermek mümkün olsun.

Mehmet Kazar

www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin