En Kolay Fark Ettirilen Sadaka; Güzel Söz

Söz insanı vezir de eder, deli de. Kur’an ve Peygamberimiz bize güzel sözlü olmayı, çirkin sözlerden kaçınmamızı tavsiye eder. Dr. Vehbi Karakaş, hadis-i şeriflerde ‘Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse, ya güzel söz söylesin ya da sussun‘ buyrulduğuna, en hayırlı kişinin eliyle diliyle başkasını incitmeyen insan olduğuna dikkat çekiyor.

Seveni sevgiliye, aşığı maşukasına delicesine bağlatan veya büyük bir nefretle birbirinden koparan sözdeki güçtür. Peygamber Efendimiz (sas) de hadis-i şeriflerinde ‘sözde büyü vardır‘ buyurur. Ağızdan çıkan bir kelime, kişiyi mahcup da eder mahbup da. Başı da keser savaşı da. İbadet ve iyiliklerin diğer aylara göre daha fazla sevap ve faziletli olduğu bugünlerde güzel söz söyleyerek sadaka verilebilir.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Vehbi Karakaş, en hayırlı kişinin eliyle diliyle başkasını incitmeyen olduğunu söylüyor. Karakaş oruçlunun sadece midesine değil, aynı zamanda diline de oruç tutturması gerektiğini belirtiyor. Çirkin sözlere karşı oruçlu olunmasını dile getiren Karakaş şöyle konuşuyor: Söz söylemek de bir sanattır. Söz sanatını kimi yapmakta kimi de yıkmakta kullanır. Kur’an-ı Kerim bize birincisini tavsiye eder. Yüce Rabbimiz ‘İnsanlara güzel söz söyleyin‘ buyuruyor. Hadis-i şeriflerde de ‘Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse, ya güzel söz söylesin, ya da sussun‘ buyrulur. Yine Peygamberimiz ‘Sizden biriniz oruçlu olursa çirkin söz söylemesin, gürültü yapmasın. Biri kendisine sövüp hareket ederse, ‘ben oruçlu bir kişiyim’ desin.‘ buyurarak oruçluya çirkin sözün yakışmadığını beyan ederek, oruçluya çirkin sözle saldıranı da oruçlu vesilesiyle insaf çizgisine çeker. Her ikisini de çirkin bir çukura düşmekten kurtarır.

Güzel söz, Kur’an-ı Kerim’de kökü sağlam, dalları göğe doğru yükselen bir ağaca benzetiliyor. Bu ağaç¸ her zaman öğüt almaları için insanlara misaller getirmek suretiyle meyvesini verir. Kötü söz ise yerden koparılmış¸ ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacı temsil eder. Bir mümin güzel sözleriyle¸ kökü sağlam¸ meyvesi bol bir ağaç gibidir. Dinimiz ‘her iyilik bir sadakadır‘ diyor. Usulüne uygun bir şekilde yapılacak maddi yardımların yanı sıra yetiştirilen hayırlı bir evlat yapılan bir hayır kurumu ya da kendisinden yararlanılacak bir ilim amel defterinde kesintisiz mükâfatlar sağlar. Sadakanın en kolay fark ettirileni ise içten bir gülümseme ya da güzel bir sözle bir mü’minin kalbini ferahlatmaktır. Kişi, sözünü yağmur gibi yumuşakça indirmeli kulaklara; kırıp dökmemeli, damla damla söylemeli, ince ince sevmeli.

Dili kötü sözlerden arındırmanın yolları nelerdir?

Dili iyi sözlere alıştırın: ‘Bir gün bu konuştuklarımdan hesaba çekileceğim. Öyle sözler söylemeliyim ki, o sözler beni hem dünyada hem de ahiret mahkemesinde mahcup etmesin, utandırmasın‘ düşüncesi benimsenmeli ve buna göre hareket edilmeli.

Dile günlük, saatlik ve anlık zikir görevleri verin: Ramazan ayında her gün bir cüz okuma, mealden istifade etme, teravihleri kaçırmama prensip haline getirilmeli. Ayrıca salât-u selam ve cevşene dilde çok yer verilmeli. Ramazan kişiyi melekleştiren bir aydır. Melekler, yemez-içmez, eğlenmez. Hep zikir ve ibadet yapar, günah işlemezler. İnsanlar da Ramazan’da bu şekilde olmalı. Melekleşen bir varlık kendisine çirkin söylemeyi yakıştırmayacak ve böylece melekler gibi her türlü ayıp ve günahtan uzak kalacaktır.

İman esaslarına olan inancı kuvvetlendirin: Özellikle tahkik-i imanı ders veren, imanı takviye eden eserlere özel bir yer ayrılmalı.

İbadetler, Allah (cc) emrettiği için yapılır

İbadetlerde asıl olan Allah’ın emridir. İbadetler yalnızca Allah emrettiği için ve O’nun emrettiği şekilde yapılır. Buna dini terim olarak taabbudilik diyoruz. Buna göre biz ibadetlerin Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş şekil ve formlarını değiştiremez, aslı olmayan yeni bir ibadet şekli ortaya koyamayız. İbadetlere başka niyetler girerse o ibadeti boşa çıkartır. Hatta ahirette, yapanın aleyhine çevirebilir. Biz jimnastik yapmak için namaz kılmadığımız gibi, perhiz, diyet veya midemizi dinlendirmek için de oruç tutmayız. Bunlar orucun tabii neticeleri olabilir. Ancak niyet, diyet olursa bu oruç olmaz. Nitekim Allah Resûlü bu durumu anlattığı hadislerinde, “Nice oruç tutanlar vardır ki, tuttukları oruçtan yanlarına sadece çektikleri açlık ve susuzluk kalır. Nice gece namazı kılanlar vardır ki, onların da yanına uykusuz kalmak kalır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/373; İbn Mâce, Sıyâm 21) buyurmuşlardır.

Oruçtan Allah’ın elde edeceği bir şey yoktur. O bizim faydamızadır. En büyük faydamız da Allah’ın rızasını elde etmektir. Efendimiz, orucun insanın bütün aza ve duygularına da tutturulması gerektiğini bildirerek şöyle buyurur: “Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına (oruç tutmasına) Allah’ın ihtiyacı yoktur, bunlar Allah nezdinde makbul olmaz.” (Buharî, Savm 8).

Zeynep Kaçmaz / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin