Evin Reisi Ȃile Efradıni Ma’nevi Zararlardan Koruyacak

Pek muhterem erkek ve hanım kardeşlerim! Unutmayın ki, bilhassa çevremizin her tarafını düşman saran bu zamanda Müslüman ölmek o kadar zor ki tarif edilmez.  Allah c.c Kur’ani Kerimde “Ey Allaha iman edenler kendinizi ve ehlinizi cehennem ateşinden koruyun, o ateşte insan ve taş yanar.”  (Tahrim: Ayet 6):

Aleyhissalatu vessem bir laşe karşısında bir Sahabeye: “Nefsimi elinde tutan Zati Zülcelale yemin olsun ki,  Allah yanının şu dünyanın değeri bu laşe sahibi yanında ki değersizliğinten daha değersizdir. Eğer dünyanın Allah katında, sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı, kâfire ondan ebediyen tek damla su içirmezdim” buyuruyor.” (Kütübi sitte 7247)

Üstad Bediüzzaman da  bu hususta Müslümanların karşılaştığı tehlikeleri sayarken tehlikenin en büyüğünü şöyle sıralıyor: “ Mimsiz medeniyet taife-i nisayi yuvalarından uçurmuş, hürmetlerini kırmış, mebzul meta (değersis bir mal) yapmış. Şer-ı İslam onlara rahmetle davet eder eski yuvalarına. (onların) hürmetleri orada, rahatları evlerinde; hayat ǎilede, temizlik zinetleri, haşmetleri (değerleri) hüsnü hulk (güzel ahlak), Lütfu cemalleri (güzellikleri) hüsnü hulk (güzel ahlak); hüsnü kemali, şefkat; eğlencesi evladı. Bu kadar güzel sebepleri iptal etmek demir sebat lazımdır ta dayansın. Birmeclisi ihvana güzel karı girdimi titretir damarları, yatmış olan hevasat birden bire uyanır.

Suretperestlik ahlakı fena halde sarstı. O kötü hal ruhun çökmesine, alçalmasına bozulmasına sebebiyet verdiği, şununla anlaşıldı: Nasıl ki merhume ve rahmete muhtaç bir ölü kadının yüzüne nazarı şehvetle bakmak veya kadınların filimlerine, yani onların küçük cenazeleri hükmünde olan resimlerine heveskǎrane kötü duyğularla bakmak derinden derine ulvi hissiyatı İnsaniyeyi (insandaki güzel ahlakı) sarsar tahrip eder bozar.” ( Sözler Lematta)

İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif te bir şiirinde: “Kendin yanacaksan bari evladını yakma” diyor.

Ey çocuk ve torun sahibi babalar, analar ve kardeşler! Evlatlarınızı maneviyatsız bırakmayın. Televizyonun karşısına olumsuz filimleri seyretmek için beraber oturduğunuz çocuğunuzun ma’neviyatını nereye götürüyorsunuz? Televizyondaki hoş olmayan filimden daha kötü filimler internette var. Çocuğunuza ders çalışması için bilgisayar aldı iseniz? Sakın onu oturduğunuz odadan herhangi başka odada çalışmasına müsaade etmeyin. Ben bir evde birinin oğlu ile görüşecektim, çocuk başka odada olduğunu bana söylediler, ben o odanın kapısını açmaya çalıştım baktım ki çocuk kapıyı içerden kilitlemiş internette seyrettiği filimleri ǎilesi görmesin diye kapıyı kapatmış.

Evet görüyorsunuz ki: Siz hiç farkında olmadan çocuğunuzu cehenneme götürüyorsunuz. Mesela sen kendi altmış senelik ömrünü katledip cennete gitmemene sebep olabilirsin. Fakat çocuğunuzun masum kalbini ve ruhunu öldürüyorsunuz ve cehenneme gitmesine sebep oluyorsun. Şunu söyleyebilir misiniz? “Yok ağabey benim çocuğum televizyon karşısında, kemǎlatlı, güzel ahlaklı, haya ve edep abidesi oluyor. Oğlum geçen sene köydeydi. Orada hiç bir şey öğrenememiş. Ne haya ne edep hiç bir şey. Yaşadığımız şehre geldikten sonra Televizyon karşısına oturttum, öyle bir İslam genci oldu ki var mı böyle genç?” böyle diyebilirmisin. Söyleyin Allah aşkına televizyon insanı edepli mi yapıyor, yoksa edepsiz mi? Allame ibni Abidin, “İnsanın yüzüne bakmak insanı harama götürür.” Diyor. Şimdiki cemiyette nasıl yaşanıyor? İşte cemiyetin bu dejenere hale gelmesinin sebeplerinden sokaklarda açık saçık çıplaklığın dışından sonra, yani televizyondan sonra hemen. İnternet gelir. Düşmanlarımız kapımıza gelip, zilimizi tek tek çalıyorlar  “Kardeşler bu gün televizyon ile bilgisayar çok iyidir bize diyorlar bu kadar.” O hain düşmanlar  ideolojilerini sana anlatmadılar ki. Evet eskiden dine karşı hukukla, mahkemeyle hücum vardı. Allah Peygamber diyeni, ezan okuyanı “tanrı uludur” demeyeni, mahkemeye götürüp hapsederlerdi işkence eder döverlerdi. Fakat bu adamlar dava adamı olurdu. Düşmanlar baktılar ki, bu çare değil. Hain Düşmanlar: “bu çare değil” dediler.

         Bu sefer “aldatma ile iş yapalım” diye karar verdiler. “Nasıl yapacağız: Saf Müslümanları safımıza ne ile çekeceğiz” diye düşündüler. Bunu görüyorsun nasıl yaptılar? Yavaş yavaş nefisleri şehvetleri tahrik etmek sureti ile. Tǎ senin evinin içine kadar girdiler. Şu anda burada sizler derstesiniz, fakat senin evinde televizyon programları çalışıyor. Acaba hangi kişilerin ve ideolojilerin programını evladın oradan alıyor ve hangi terbiye metoduna göre propaganda yapmak için televizyonu ayarlamışlar. Kardeşlerim şu anda sizin çoluk çocuğunuzu kim eğitiyor, haberin var mı? Söyleyeyim, ya Avropa kǎfirleri veya Asya’nın yerli münafıkları eğitiyor değilmi?

         Bir sohbet esnasında orta yaşlarda bir saf kardeşimiz bana i’tiraz edip dedi ki: “Ben sağ kanallar için televizyonu aldım.” Ben ona cevaben “bak” dedim Allah için söyleyeceksin, Allah şahittir, doğru söyleyeceksin. Sen sağ kanal için almıştın televizyonu ve şu anda da derste sin. Kaç tane çocuğun var?” dedim. “Bir kızım bir oğlum var” dedi. Sen sağ kanal niyeti ile televizyonu aldın ama, şu anda senin çoluk çocuğunun o kanala baktığına ve sağ kanalla ilgilendiğine bir kanaatın var mı? Deyince “Yok yok” dedi “Çünkü gece  geç saatlerde kızımı başka kanalı seyrederken yakaladım” dedi “O kanala ben bile bakamıyorum” dedi.

         Şimdi size bir şey söyleyeyim, ama aramızda kalsın, sağdan gözüken kanalların diğer kanallara nispeten daha tehlikeli ve şerli olduğunu size ispat edeceğim. Tedirgin olmayın, şaşırmayın, filimler ve programlar bakımından şer demiyorum. Fakat sen o niyetle aldın çocuklar ötekileri seyrediyor ve sağ kanallardan kaçında açık saçık kadın yok? Son sözüm: Bugün Müslümanın bu tehlikelerden evladını kurtarmak kadar mühim işi yok ve ondan daha zor hiçbir işi de yok Bunda başarabilmek için gaye adamı olmak şart. Allah yar ve  yardımcımız olsun.

Abdülkadir Haktanır

 www.NurNet.org