Evladım okusun, hayatını kurtarsın!

“Evladım okusun iş güç sahibi olsun hayatını kurtarsın” ifadelerini ailelerden çokça duymuşuzdur. Çünkü hiçbir aile evladının gelecek hayatında sıkıntı çekmesini istemez. Evladını hayatını kurtarmış ve mutlu bir insan olarak görmek ister. Hepimizin kurtarmaya çalıştığı bir hayatı vardır. Bir ömür bu hayat kurtarma meselesi için çabalar dururuz, buna evlatlarımızın hayatı da dâhildir, belli bir yaştan sonra artık tüm hayatımızı evlatlarımıza güzel bir gelecek sağlamak için vakfederiz. Çünkü evlatlarımıza güzel bir ahlak vermek ve güzel bir gelecek hazırlamak, evlendirip yuva sahibi yapmakla yükümlüyüz.

Peygamber Efendimiz (sav) buyururlar ki; “Çocuğunuza bırakacağınız en güzel miras onu, hem dünya ve hem de ahiret mutluluğuna eriştirecek bir terbiyedir.” / (Tirmizi) 

Evet, hem dünya hem de ahiret mutluluğuna eriştirecek terbiye, iman hakikatlerini evlatlarımıza öğretmekle mümkün olabileceğini unutmayalım. Evlatlarımızı okuturken sadece “hayatını kurtarsın” veya “büyük adam olsun” fikrine kapılmamalıyız, aynı zamanda ona, imani yönden güzel bir terbiye ve güzel bir ahlak vermekle yükümlü olduğumuzu da bilmeliyiz. Eğitimci Yazar Seyfettin Bulut hocamın yazısından kısa bir bölümü aktarmak tevafuk oldu, şöyle diyor Seyfettin Hocam; “Bir veli toplantısında velilere şöyle demiştim: Sizin de çocuklarınızın da çok önemli gördüğünüz notlar, sınavlar… Hepsi geçecek; geriye ne kalacak? İşte her şey geçtikten sonra geriye ne kalacaksa, önemli olan sadece odur. Diğerleri de geride kalacak olanla alakası oranında önemlidir. Araçların amaç olarak görüldüğü, asıl amaçların unutulduğu bir zamanda yaşıyoruz… Kendi araçlarımıza araç olma bedbahtlığına düşmeyelim.”

Evladımızı okutup hayatını kurtarması için imkanlarımızın el verdiği ölçüde onlara destek olmalıyız, imkânımız varsa iyi okullarda okutmalıyız, ama birinci planda ahiret hayatını kurtarma bilincini, evlatlarımızı okuturken ilk tercihimiz olması gerektiğini unutmamalıyız. Evlatlarını okutmak için seferber olan bizler, bazen “hayatını kurtarsın” düşüncesini evlatlarımıza yanlış uygulayabilmekteyiz. “Hayatını kurtarsın” düşüncesini sadece bu dünya için düşünüyoruz, vaziyet böyle olunca bizler daha sonraki hayat safhalarımızda pişmanlık yaşayabiliriz. Neden? Çünkü evlatlarımızın hayatında sadece “okuyup hayatını kurtarsın” düşüncesini benimsettiğimiz için, onlarda görmek istediklerimizi göremeyince çok üzülürüz. “Evladım okusun doktor olsun, avukat olsun veya öğretmen olsun” deriz. “Biz sıkıntı içinde yaşadık bari evladımız sıkıntı çekmesin hayatını kurtarsın” deyip meseleyi hemen maddiyata bağlarız. Evet, hayat kurtarma meselesi yani gelecekte ekonomik yönden sıkıntı çekmemek meselesi çok önemli, ama bazen hayatın sadece bu dünyadan ibaret olmadığını unutuyoruz. Peki, bu hayatı kurtardık diyelim, evlatlarımızı en iyi okullarda okuttuk, onlarda iyi bir gelecek sahibi oldu hayatlarını kurtardı diyelim. Ya öteki hayat! Yani ahiret hayatı, ne çokta unutuyoruz değil mi? Asıl sonsuz hayatlarını kurtarmak için evlatlarımızın okumasında onları nasıl eğitiyoruz? Birinci planda olması gereken ahiret hayatını kurtarmak için evlatlarımıza ne kadar yön veriyoruz? 

Unutmamalıyız ki, evlatlarımızın ilk temel eğitim kurumu ailedir. Bu konuda uzmanların görüş ve bilgisine dayanarak diyebiliriz ki, çocuğun altı yaşına kadar, ailesinden aldığı eğitim, yapının temel taşları olduğu için, neredeyse tüm hayatı boyunca aldığı bu eğitim üzerine hayatını bina eder. O halde evlatlarımızı okutma eğitimi ilk önce aile kurumu olduğunu unutmayalım, çünkü “ilkokul” ailede başlar.  Bizler inançlı insanlar olarak ailemizde başlayan bu ilkokulda, evlatlarımıza imani konuları ve dini yaşantısını, evlatlarımızın anlayacağı bir lisan ile anlatabilirsek ve kendi hayatımıza hal ve hareketlerimize uygulayarak onlara örnek olabilirsek, Allah’ın inayetiyle evlatlarımız imani konuları, dinimizin emir ve yasaklarını ve dini yaşantısını öğrenmiş olurlar. “Evladım okusun iş güç sahibi olsun hayatını kurtarsın” ifadesinde geçen hayat kurtarma meselesini sadece bu dünyanın fani yüzüne değil de, ebedi hayatını da kurtarsın düşüncesine dayandırmalıyız. Evlatlarımızın fani hayatlarını kurtarmaya çalışırken, Ebedi ve sonsuz ahiret hayatlarını da ihmal etmeyelim. Asıl kurtarılacak hayat ahiret hayatıdır. Biz ahiret âlemine göçtükten sonra ardımızda bırakacağımız miraslarımızdır evlatlarımız. Tek miras maddiyat değildir. Asıl miras evlatlarımıza öğrettiğimiz Kur’an Ahlakı ve iman hakikatleridir. Evlatlarımızın ahlakları da, kişilikleri de ebedi hayatın sonsuzluğuna uzanan birer mirastırlar. Peygamber Efendimizin (sav) buyurduğu gibi; Kişinin öldükten sonra geride bıraktığı şeylerin en hayırlısı, kendisine dua eden salih bir evlad, sevabı kendisine ulaşan sadaka-i cariye, kendisinden sonra halkın amel ettiği ilimdir.” (Ebu Davud) 

O halde yazımızın başında ifade ettiğimiz, Evladım okusun iş güç sahibi olsun hayatını kurtarsın” ifadesini “Evladımız okusun hem dünya hayatını hem de ahiret hayatını kurtarsın” ifadesiyle yer değiştirmek ve bu anlayışla evlatlarımızı okutup onlara yön vermek en karlı bir ticaret olacaktır.  “Rabbim bizlere salih evlatlar nasip eylesin.

Mehmet Kazar

www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin