Evlilik aşkı öldürür mü?

     Evlilik hayalleri kuranlar muhakkak ki, “Aman ha evlenme! Evlendikten sonra aşk meşk kalmıyor. Bekârlık gibisi yok!” sözleri çokça duymuşlardır. Her ne kadar bu sözleri sarf edilse de hemen inanmamak lâzım. “Acaba bu sözler ne kadar doğru? Bunu söyleyenler neye dayanarak böyle söylüyorlar?” gibi sorular sorarak, akıl terazisi ile mihenge vurmak, mantıklı cevapların peşine düşmek ve asla ümitsizliğe kapılmamak gerekir.

     Evet, ne acibdir ki, evlenmeden önce birbirlerini çok sevdiğini ve çok iyi tanıdığını sanan bazı çiftler evlendikten sonra bambaşka bir hâle bürünebilirler. Peki, bu çiftler neden evlendikten sonra böyle bir hâl yaşamaktadırlar?  

     Bu gibi çiftler daha çok, flört diye adlandırılan dönemi yaşayanlardır. Çünkü bu flört dönemi, insanların en fazla yalan söyleyip birbirini kandırdığı, kendisini olduğu gibi değil de farklı tanıttığı ve karşısındakini yanlış tanıdığı bir dönemdir. Bu dönemde her iki taraf, hem kendi kusurlarını olabildiğince gizlemeye çalışır, hem de sevdiğinin kusurlarını görmezden gelir. Taraflar, birbirini üzmemek için hoşlanmadığı şeylerden dahi hoşlanmış gibi gözükerek, kendini kandırır ve karşısındakini de aldatır. Sevdiğinin her eksik ve kusuruna kendince iyi yorumlar getirmeye çalışır. Böylelikle taraflar, sanki yüzlerine birer maske takmışlar gibi, hakîki yüzlerini gizleyip, karşısındakinin hoşlanacağı bir kişilik ortaya koyarlar.

     Fakat, gerçeklerin gün yüzüne çıkma gibi bir âdeti vardır. İşte, bu gibi çiftlerin bütün maskeleri evlendikten sonra ortaya dökülür ve bütün gerçekler bir bir ortaya çıkar. Maksatları, sadece evlilik olduğu için artık hedefe ulaşılmış ve zahmete katlanmaya gerek kalmamıştır. Bu yüzden her iki taraf da gerçek kişiliklerini sergilemeye başlarlar. Özellikle bu çiftlerin önem verdiği nokta cismânî yani dış güzellik ise, sonuç daha da vahimdir. Çünkü, aşkın ve muhabbetin yöneleceği asıl adres, dış görünüş değil, kalb ve ruhtur. Asıl câzibe ve güzellik, duygusallıkta ve ruhsallıkta yani hüsn-ü sîrettedir. Bu güzelliği keşfedemeyenlerin evlilikleri her geçen gün sıradanlaşır ve mutsuzlukla sonuçlanır. Bu sebeple de “Evlilik aşkı ve muhabbeti öldürüyor!” diyerek suçu evliliğe atarlar. Evlenmek isteyen genç kardeşlerim de böyle çiftleri görerek “Evlilik gerçekten de aşkı öldürüyormuş” diye ümitsizliğe kapılırlar.

     Hâlbuki hiç ümitsizlenmeye gerek yok. Çünkü evlilik, sevgiyi ve aşkı öldüren bir sebeb değil, kökleştiren ve eşleri birbirine daha fazla bağlayan bir dönemdir. Gerçek aşk, evlenince devreye girer ve giderek de şiddetlenir. Fakat severken haddi aşmamaya dikkat etmek gerekir. Yani eşler, birbirlerini Allah nâmına sevmelidir. Zira Cenâb-ı Hak nâmına olan sevgi çok daha değerlidir. Çünkü âhirete müteveccih olan bu sevgi, bekàya namzeddir.  Eşlerin birbirine olan sevgisi Cenâb-ı Hakk’ı unutturmamalı, O’na olan sevginin ve muhabbetin önüne geçmemelidir. Kısaca, Samed âyinesi olan bâtın-ı kalbe, hiçbir fânî mahbûbları yerleştirmemeye gayret edilmelidir.

     Sevmek aynı zamanda, acı çekmek, zorluklara katlanmak, feragat, fedakârlık ve vefadır. Karşılığında acı çekilmeyen ya da zorlukların göze alınamadığı sevgi, sevgi değildir. Böyle bir sevgiden kolayca vazgeçilir ve eşler arasında ayrılıklara dahi sebebiyet verebilir. Meselâ, severek ve isteyerek evlenen biri, en ufak bir problem yaşadığında ayrılmanın planlarını yapıyorsa, o kişinin sevgisi gerçek değil, aşkı da yalandır. Kendisi de en büyük sahtekârdır. Hatta yaşanan problemler karşısında, onları çözme cesaretine girişmeyip, “Yanlış kişiyle mi evlendim? Nefsime mi aldandım? Yoksa, şimdiye kadar gördüklerim bir hayal miydi?” diyerek dert yanan kişi, eşine âşık olduğunu zanneden ve kendini aldatan bir zavallıdır. Evlilik çocuk oyuncağı mı ki, eşinizi çok sevdiğinizi söyleyip sonra da en ufak bir problemde bırakıp gideceksiniz? Sevgi dediğiniz şey bu kadar basit mi? Hâlbuki sevgi ömürlüktür. Cenâb-ı Hak nâmına olan bir sevgi ise bâkîdir.

     Evlilik hayalleri kuranlar veyahut evliliğin arifesinde olanlar bu durumu yaşayan kişilerden ders almalı ve geçici olan dünyevî ömrü değil, sonsuz bir hayatı hedeflemelilerdir. Çünkü, nikâh defterini sonsuz hayatı kazanmak üzere imzalayanların aşkını, değil küçük problemler, en ağır şartlar dahi bitiremez inşâallah.

     Elhâsıl: Evlilik aşkı öldürmez. Bilâkis sevgiyi, muhabbeti ve aşkı artıran, eşler arasındaki bağları kuvvetlendiren, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği bir ni’mettir. Çünkü, meşrû dairede insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden şey, kalbine mukabil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele ederler ve lezâizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olurlar. 

 

Said YÜKSEKDAĞ

said_yuksekdag@hotmail.com

Twitter: @SaidYuksekdag

Sende yorum yazabilirsin