Fizik ve Hareket 2

Fizik ve hareket konusunda yine hareketin paranteze alındığı bir başka risale Yirmiikinci Söz’dedir. Bediüzzaman Demokritos ve Epikür’in milattan önce iddia ettiği bu iddiayı Mark’ın kategorize etmesine ve insanlığın başına bela etmesine çok içerlemiş olacak ki bu atom konusunu çok gündemde tutar ve zaman zaman ona döner.

Materyalizmin iki sahte kalesi biri atom diğeri ise tabiat. Epikür’e göre “Atomlar bütün ölçülebilen  miktarlardan küçüktürler. Onların boşluk içindeki hareketlerinin  devam sürelerini belirlemek  de imkansızdır. Onlar hiçbir engele uğramadan  boşlukta hareket ederler.  Boşlukta  atomlar istikametleri sayılamayacak kadar çeşitli olmak üzere hareket ederler. Bu hareketlerin yukardan aşağıya  veya aşağıdan yukarıya doğru olması imkan dahilindedir.

Atomların birbiriyle ilişkisini  tesadüfün hazırlamış olduğu hareket  ve çarpışmalar temin eder. Boşlukta ebedi olarak düşerler. Evren atomların bu raslantısıyla  birleşmelerinden oluştuktan sonra zorunlu kanunlarla yönetilir. Epikür her şeyin kör bir tesadüf oyunu ile  zeka ve maksattan yoksun  bir mekaniklikle cereyan ettiğine inanmaktadır.“ (Cemil Sena , Epikür) Meselenin bundan sonrasını okumadım, Bediüzzaman’ın ne kadar büyük bir filozof ve fizikçi olduğunu , şöhretleri büyük görünen bu filozofların nasıl onun düşünce derinliği karşısında çukurda kaldığını görüyor insan.

Epikür de Bediüzzaman gibi hareketi anlatır ama, atomun hareketini tesadüfe bağladığı gibi , her şeyin de kör bir tesadüf oyunu olduğunu ,  zeka ve maksattan yoksun olduğunu belirtir. Bediüzzaman asırlarca birbirinden birbirine nakledilen bu tutarsız felsefeyi yer yer eleştirir. Yine atomdan hareketle hareketi anlatır. “Herbir zerre , atom  bir nefer gibi askeri dairelerinin her birinde yani takımında , bölüğünde , taburunda, alayında , fırkasında , ordusunda , her birisinde bir nisbeti , on  nisbete  göre bir  vazifesi , o vazifeye göre nizamı dairesinde bir  hareketi   olduğu gibi …”( 22 Söz)

Koca filozof  kör bir tesadüf oyunu ile bütün varlık nasıl  bu kadar düzenli  oluyormuş, bunlara filozof demek bile yersiz, ne kadar akıldan uzak, mantıktan kopmuş bir yorum.

Epikür, “ bu atomlardır ki hafif nefes  ısı ve hava ile birleşerek, kan , kemik ve kasları  aynı zamanda da hareket ve duyumları  temin eder. “(aynı eser) Bediüzzzaman ise oluşturulmayı izah eder. Toprak atomu ile hava atomunun meydana getirdikleri varlıklarda kudretin ve ilmin , gücü ve tasarımını anlatır. Analizin son cümlesi hakikatı ortaya koyar. “ Cenab-ı Haktan nisbet   kesilse toprağın zerratı  adetince ilahlar  kabul edilmesi lazım gelir. Bu ise bin defa muhal içinde muhal bir hurafedir. “ Büyük Üstad , bin  rakamına  vurgusu onlara kızdığını gösterir, bin değil bin defa muhal içinde muhal bir hurafe.

Bediüzzaman bu fikirleri bildiği için o kadar düşünerek cevap veriyor. Havadaki her bir zerre , her bir çiçeği her bir meyveyi  ziyaret edebilir. Hem her çiçeğe , her meyveye  girer işleyebilir. Eğer her şeyi görür ve bilir bir Kadir-i Mutlak’ın memur-ı musahharı olmazsa , o serseri zerre , bütün meyvelerin , çiçeklerin  cihazatını  ve yapılmasını  ve ayrı ayrı sanatlarını  ve onlara giydirilen suretlerin  terziliğini  sanatının muhit kamil hatlarını  bilmek lazım gelir . “(22 Söz)

Kör bir tesadüf , zeka ve maksattan yoksun mekaniklik diyor Epikür. Bediüzzaman “ onları hayvandan aşağı düşürmüşüm “ diyor işte bu adamları. “her şeye bir uluhiyet verip kendi başına musallat eder” diyor. Kibar adam. Epikür Atomlara ve Tanrılara Dair kitabında bu saçmalıkları izah eder.

Hareket varlığı ve akibeti , biçimlendirdiği varlıklar konusu Bediüzzaman’ın ilgisi çeker, yer yer hareketi  değerlendirir. O harekete tahavvülat kelimesini de ilave eder, çünkü hareket her an yeni değişmelere uğrar ve yeni canlıları dokur. Coğrafyadan ve Astronomiden hareket ederek hareketi yer yer dile getirir. “Nasıl göklerde  hatta kozmoğrafyanın itirafiyle  dahi , gayet büyük neticeler için  gayet muntazam hareketler, bir kadir-i Zülcelal’in vücud ve vahdetini  ve kemal-i Rububiyetini gösterir. “( 6 Pencere) Sonra coğrafyadan hareket eder. “Zeminde bilmüşahade  hatta coğrafyanın şahadetiyle  ve ikrarıyla  gayet büyük maslahatlar için  mevsimlerdeki gibi gayet  munzatam tahavvülatlar  dahi , aynı o  Kadir-i Zülcelal’in vücub-u vahdetini  ve kemal-i rububiyetini gösterir. (6 Pencere)

Prof.Dr.Himmet Uç

Sende yorum yazabilirsin