Geçmiş Ramazanlardan Tebessüm ve Tefekkür Nükteleri…

Bugün sizlere, gaflete sebep olan kahkaha fıkraları değil de, tefekküre sebep olan tebessüm nükteleri arz etmeye çalışacağım. Göreceksiniz ki, geçmiş Ramazanların bazı nükteleri, bir kitap kadar düşündürmekte, bir mürşit kadar da yol göstermektedir. İşte o eski Ramazan sohbetlerinden bir demet tebessüm ve tefekkür nükteleri sizlere.

Bir adam Ramazan’da diliyle hep cömertlikten söz ediyor, ama eliyle hiç de cömertlik etmiyor, yoksula yardım için kesesinin ağzını açmıyordu.. İşte bu adam bir gün karşılaştığı İbrahim Ethem’e rica etti:

-Herkese nasihat ediyorsun, bana da nasihat et şu mübarek Ramazan’da… İbrahim Ethem önce nasihatimi tutar mısın, diye sordu? Adam elbette diye cevap verince tek cümlelik nasihatini şöyle yaptı:

– Sen dedi, Ramazan boyunca açığı kapa, kapalıyı da aç, sevap olarak sana yeter!. Adam bir şey anlamamıştı. Mecburen sordu:

-Açık nedir ki onu kapayayım, kapalı nedir ki onu da açayım? İbrahim şöyle anlattı açıkla kapalıyı:

Açık olan hep cömertlikten söz eden ağzındır, onu kapa. Kapalı olan da yardım için hiç açmadığın kesendir, onu aç!

Düşünmeye başlayan hakperest adam, tebessüm ederek söylendi:

– Vallahi bir doğru ancak bu kadar güzel söylenebilir! Bu tatlı ikazdan sonra ben de hep yardımdan söz eden ağzımı kapıyor, hiç yardıma açmadığım kesemi açıyorum, ey İbrahim dedi ve cömert bir adam oldu.

– Ne dersiniz, bu sözün bize de şümulü olabilir mi? Biz de Ramazan boyunca hep cömertlikten, yardımdan söz ediyor, ama elimiz cüzdanımıza bir türlü varmıyor, bir yoksulun yüzünü güldüren yardımda bulunamıyor muyuz? Bizim de açığı kapayıp kapalıyı açmaya ihtiyacımız var mı yoksa? Bir düşünsek mi?.

İbrahim Ethem‘e; “Fiyatlar çok yükseldi kendimiz geçinemiyoruz ki, artırıp da yoksula yardım yapalım.” diye söylenirler..

“Öyle ise, yine ben kazandım.” der. Sorarlar: “Sen nasıl kazanıyorsun, piyasa pahalanınca?” Şöyle açıklar kazancını:

“- Pahalanan malı bir müddet almaz, beklerim. Böylece ucuzken verdiğim para da bana kalır. Bu sebeple her pahalılıkta ben kazanırım! Harcamadığım parayla da yoksula yardımda bulunurum.

-Var mısınız İbrahim Ethem gibi her pahalılıkta kazanmaya?. Hiç denediniz mi böyle kazanmayı? Bence yabana atılacak fikir değil, bir deneyin, siz de kazandığınızı göreceksiniz..

Rüyasında Hz. Cebrail’i elinde Hak dostlarının isimlerinin yazılı olduğu liste ile gören İbrahim Ethem sorar:

-Bak bakalım benim ismim de yazılı mı Hak dostlarının listesinde, der.

Hz. Cebrail , ‘Hayır der, senin ismin Hak dostlarının içinde yazılı değil, bir geri defter olan Hak dostlarını sevenlerin listesinde yazılı!.’ İbrahim de bu defa teklifini hemen şöyle yapar:

“-Madem Hak dostlarının içinde değil de, Hak dostlarını sevenlerin içinde yazılı benim adım. Öyle ise Peygamberimiz ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir.’ buyurdu. Çabuk benim adımı da sevdiğim Hak dostlarının listesine yaz. Peygamberimiz’in emrini yerine getir!’ Cebrail aynen uygular. İbrahim’in ismi de sevenler listesinden alınır, sevdiklerinin yanına yazılır. Böylece sevdiği Hak dostlarıyla birlikte olur.

Öyle ise biz de kendimizi bir kontrol edelim mi?. Hak dostlarını seviyor muyuz? Seviyorsak sevdiklerimizle birlikte olacak, onların yanında yer alacağız inşaallah. Yeter ki Hak dostlarını gönülden seviyor olalım..

İbrahim Ethem çok mütevazı bir hayat yaşardı. Kendisine sordular:

-Nasıl sabrediyorsun bu mütevazı hayata? Zor gelmiyor mu bu hayat sana?.. Şu tarihî açıklamayı yaptı:

İnsan hayatında her şey küçük başlar, zamanla büyür. Fakat sıkıntılar tam aksine, büyük başlar zamanla küçülür. Onun için ben baştan mütevazı hayatın büyük zorluğunu göze alarak başladım, bu zorluğun zamanla küçüldüğünü gördüm, alışarak normal hayat haline geldiğini anladım. İsterseniz siz de mütevazı hayatı deneyin. Ne dersiniz, bu misaller bir kitap kadar bilgilendirici, bir mürşit kadar da yol gösterici midir?

Ahmed Şahin / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin