Gözü Yaşlı Dualar

Geçen seneki bayramda (2004) ‘bayram sevinci’ yoktu. Günlerimiz, çöken bir binanın altında kalan kardeşlerimiz için dua etmekle geçti. Hatırlarsınız. Konya’daki Zümrüt Apartmanıydı bu. Bayram boyunca devam eden kurtarma çalışmaları sırasında, ilk günlerde bir çok insan enkazdan sağ çıkmıştı. Fakat sonraki günlerde, mucizeler beklendi. Ümitler azalırken, onlar için yaptığımız dualar arttı.

Bayramın son gününde, kızımın bir İngilizce öğretmeni olan Hacer adındaki arkadaşı, bayramlaşmaya geldi. Onunla bir müddet sohbet ettikten sonra:

‘ Komşularınız ne yapıyorlar? diye sordum.

‘Bu günlerde ağlayarak Kur’an okuyorlar’ dedi.

Böyle bir davranış, hanımların ‘şefkat kahramanı’ olduğunu ispatlıyordu. Ne de olsa ülkede bir yas vardı. Üstelik de bayramdı. Yapılan ibadetler, diğer günlere oranla daha makbuldü.

Merak bu ya!.. Gözyaşlarıyla okunan Kur’anda, acaba bayram mı, yoksa çöken bina mı etkili olmuştu? Bu soruyu Hacer’e sorduğumda, cevap vermedi. Daha da meraklanıp, sorumu tazeledim. Sonunda beni kırmayıp:

‘ Cüneyd abi!.. dedi. Hani televizyonda ‘Biz Evleniyoruz’ programı var ya!.. Oradaki Tülin, Caner’le evlenmeye yanaşmıyormuş. Komşularımız, Tülin’in kalbi, Caner’e ısınsın diye okuyorlar Kur’anı, gözyaşları oluk oluk akarak.’

Keşke yazdığım bu şeyler şaka olsaydı. Asrı Saadette en çok rağbet gören şey, İlahî hükümlerin sırrına ermek ve Cenâb-ı Hakk’ın bizden istediklerini, Kur’an ayetlerine bakarak daha iyi anlamakmış. İnsanların zihinleri, kalpleri ve ruhları, o işle meşgul olmuş. Yapılan sohbetler de, aynı minval üzerine sürüp gidermiş. Bu yüzden sahabiler, hem Tevrat’ta, hem İncil’de, hem Kur’anda methedilmiş. Bu yazıyı yazarken, artık Caner ve Tülin için Kur’an okunmadığını söylediler. Sevindim tabi. Şimdiki dualarda, Ata ile Sinem bulunuyormuş. Ata’yı tanırsınız. Semra abla var ya, onun yavrusu, Sinem de onun sevgili gelini. Ne diyeyim bilmem ki!.. Ata’m sen rahat uyu!.. Duaların geliyor merak etme!..

Cüneyd Suavi / Zafer Dergisi