Hac geçmişe yolculuk, geleceğin yol haritasıdır

Hac ibadeti hem maziye hem de geleceğe yapılan bir yolculuktur. Hz. İbrahim (as) zamanına ibretlik bir seyahate çıkar, Peygamber Efendimiz (sas) ve ashabının hayatını soluklarız her adımda. Beyaz kefenler içinde mahşerin provasına hazırlanırken, hesap ve sevkiyatın zorluğunu Mina ve Müzdelife’de bir günlüğüne de olsa hissederiz. Hac ibadeti süresince sabreder, disiplin ve emirlere uyma şuuruyla tekrar yoğruluruz.

İnancın pratiğe yansıması olarak hac ibadeti, hem bireyi hem de toplumu psikolojik ve sosyolojik olarak huzura kavuşturmayı hedefler. Hac, ibadet boyutuyla Allah-kul ilişkisini güçlendirirken, hikmet boyutuyla da ruh sağlığı ve sosyal dayanışmayı beslemektedir.

Allah’ın emrine boyun eğerek ve O’nun rızasını kazanmak gayesiyle yüce davete icabet eden Müslüman, beden sağlığı ve zenginlik nimetlerinin şükrünü yerine getirmiş olmanın huzurunu hisseder. Allah’ın nimeti olarak saydığı sağlık ve zenginliği yine O’nun yolunda kullanmak insana bir iç huzuru ve mutluluk verir.

Hac, malî ve bedenî bir ibadet olduğu gibi, dünyevi ve uhrevî boyutları da olan bir ibadettir. O, bir taraftan maziye yapılmış ibretli bir yolculuk iken, diğer taraftan da geleceğe yapılacak yolculuk için çizilecek hikmetli bir yol haritasıdır. Hac mü’mine, İslam’ın muhteşem geçmişini hatırlatır. Güzel ahlakıyla ve faaliyetleriyle dünyayı aydınlatan Peygamberimiz ve güzide ashabının ve onlara en güzel şekilde tâbi olan kutlu insanların yaptığı fedakârlıkları ve kahramanlıkları fısıldar kulağımıza. Arafat vakfesi, insana ahiret hayatını, bütün ölülerin dirilip beyaz kefenler içinde mahşerde toplanmasını hatırlatır. Mahşerde hesabı ve peşinden sevkiyatı bekler gibi hacılar da o gün güneşin batmasını ve ardından Müzdelife istikametinde hareket için emir verilmesini bekler, o heyecanı yaşar.

KARDEŞLİK BİLİNCİ OLUŞUR

Hac, aslında manevi ve deruni bir tecrübedir. Çünkü diğer ibadetlerde olduğu gibi hac ibadetinde de aslolan, aklileştirme değil, içselleştirmedir. Müslümanların maneviyatını kuvvetlendirip, morallerini takviye ederek, onların izzet ve şerefini artıran, sorumluluk bilincini geliştiren en önemli ibadetlerden biridir. Diğer yönüyle hac, zorluklarıyla insanı sabra ve tahammüle alıştırır, disiplin ve emirlere uyma şuuru kazanmasına vesile olur. Müminin Rabb’i karşısında mütevazı kulluğunu açığa vurmasının en yoğun yaşandığı ortam hacdır. Çünkü giydiği ihram elbisesiyle bir yandan her türlü dünya lüks ve gösterişini dışladığını gösterirken, bir yandan da Rabb’ine karşı hangi ölçüde muhtaç olduğunu hisseder.

Bir başka yönüyle hac; renk, dil, ırk, ülke, kültür, makam ve mevki farkı gözetmeksizin aynı amaç ve gayeleri taşıyan milyonlarca Müslüman’ı bir araya getirerek Müslümanlar arasındaki eşitlik ve kardeşlik bilincinin oluşmasına imkân veren evrensel bir olaydır. İslami bilinçlenmeye, imanın aksiyona geçirilmesine, manevi kirlerden arınmaya, gönlü bütün safiyeti ile Yaratan’a açmaya vesile olur.

Beş vakit namazda yöneldiğimiz Kâbe ile karşı karşıya gelmek, onun etrafında tavaf etmek, bizzat onu görerek namaz kılmak, insanın iç dünyasında büyük değişmelere ve gelişmelere vesile olur. İnsan, inanç kökleri ile olan bağlantısını âdeta soyuttan somuta dönüştürerek kuvvetlendirir. Hz. İbrahim’den beri devam eden dinî anlayışla ilgili anılar tazelenir.

YENİ BİR SAYFA AÇMA ZAMANI

Hac insana hayatta yeni ve beyaz bir sayfa açma imkânı verir. Hacca giden kişi, Hz. Peygamber’in makbul bir hac yapan Müslüman’ın anasından doğmuş gibi günahlarından arınmış olacağına dair müjdesini fırsat bilerek birtakım kötü alışkanlıklarını, hatalı davranışlarını terk etme, bu konuda Allah’a söz verme ve hayatını yeniden şekillendirme imkânına da sahip olur.

Kâbe’nin harîmine sığınır sığınmaz, zaten ruhlarında var olan his ve düşünce enginliğinde daha bir derinleşerek Kâbe’ye kavuşmanın büyük mutluluğu ve şükrü içinde Rabb’ine el açarak gözyaşları ile istiğfarda bulunur.

Dr. Emine Gümüş Böke / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin