Hakikati Kaynağından Öğrenmek

(Risale-i Nur Eğitim Programı-60) 

Yazımız, Risale-i Nur Eğitim Programı’mızın “Öldükten Sonra Dirilişin ve Ebedî Hayatın Varlığının İspatı” isimli bölümünün bir parçası ve Onuncu Söz-Haşir Risalesi’nin “12 Hakikat”inin Mukaddime’sinin 2. İşareti’nin izah metnidir. Yazımızı okumakla beraber; sunulan hakikatlerin tam olarak hissedilerek pekiştirilmesi için, eser metnini de içeren görsel destekli ders videosunu da yazının sonundaki adresten izlemenizi tavsiye ediyoruz.

Dünyanın tekrar âhiret suretinde diriltilmesi ve ölen insanların öldükleri şekilde bırakılarak her yönden eşitlenmelerine müsaade edilmeyerek diriltilmeleri ve bir hesaba çekilmeleri sonucunda lâyık oldukları mükâfat ve ceza yerlerine ebedî kalmak üzere gönderilmeleri meselelerinin, Allah’ın varlığı ve peygamberlerin ortaya koydukları davalar ile aralarında -her birinin diğerini gerektirmesi tarzında- yakın ilişkiler var ve zincirleme bir reaksiyonla birbirlerini sonuç veriyorlar.

İlk önce, kâinatın yapılış şekli ve işleyişi bir yaratıcı varlığını gerektiriyor. Daha sonra ise, bir yaratıcının varlığı da, bu derece sanatlı, güzel, mükemmel ve ihtişamlı yaptığı ve herhâlde büyük maksatlar için inşa ettiği kâinatın ne için yaratıldığını şuur sahibi misafirlerine peygamberler vasıtasıyla bildirmeyi lüzumlu kılıyor.

En nihayetinde, peygamberlerin ortaya koydukları büyük davanın ve getirdikleri hakikatin bir anlam ifade etmesi gerekliliği ise; bildirilen tüm yüksek maksatların neticeleneceği, karşılığını bulacağı ve gerçek anlamda ortaya çıkacağı diğer bir ebedî âleme gitmeyi sonuç veriyor. Yani tüm bunlar biribirisiz düşünülemiyor ve hiçbiri diğeri olmadan gerçek bir anlam ifade etmiyor ve hakikatini ifade etme fırsatı bulamıyor.

Evet, bir şeyin varlığını hissetmek veya o şey üzerinde tahminler yürütmek ayrıdır, o şeyi gerçek anlamda bilen ve bildiren bir tarif edici, öğretici vasıtasıyla o eşyayı sıfatlarıyla ve temel özellikleriyle öğrenmek, bilmek ve tanımak apayrıdır.

Çok basitleştirilmiş bir misal olarak şunu düşünebiliriz. Herkes karmaşık bir elektronik cihazla karşılaştığında onun kendine özel bir kullanım şeklinin ve işleyiş tarzının olduğunu düşünebilir, hatta bazı tahminlerde bulunabilir. Fakat o cihazın tam olarak ne işe yaradığını ve nasıl kullanılacağını, ne gibi özelliklere sahip olduğunu, hatta cihaza nasıl bakım uygulanacağını detaylarıyla bilmek ve öğrenmek, çok başka bir bilinç düzeyidir ve bu ancak bir kullanım kılavuzu sayesinde veya bir teknik servis elemanının tarifiyle mümkün olabilir.

Kusurlu temsilimiz hataya sebep olmasın fakat şöyle muhteşem bir kâinatın içine giren her insan da, belki bu kâinatın o nispette büyük ve ihtişamlı bir işleyicisi olduğunu hissedebilir, hatta O’na kendince bazı özellikler yakıştırabilir. Fakat O’nun varlığını hissetmekten ya da aklen var olduğuna hükmetmekten çok daha üst bir tanıma ve bilme mertebesi vardır.

O da şudur: Kâinatın hâkimi, sahibi ve yaratıcısı olan ilahî kudretin muhteşem güzelliğinin ve mükemmelliğinin özelliklerini ve sıfatlarını, bizden ne istediğini ve içinde bulunduğumuz bu yeri neden yarattığını, burada ne yapacağımızı ve bu geçici misafirlikten sonra nereye gideceğimizi bizzat kendisinden öğrenmektir.

İşte tüm bu manaları bize ders verecek ve öğretecek bir rehber olan peygamber, hakikatin kaynağından gelen bilgiyi doğrudan bize ulaştırmaktadır. Her ne kadar bizzat kendisi ile konuşmuyor isek de, kendi konuşması olan ilahî vahiyle ve kendini bize tarif etmek ve bildirmek için görevlendirdiği peygamberleri vasıtasıyla O’nun varlığını, özelliklerini ve isteklerini yine bizzat O’ndan öğrenmiş oluyoruz diyebiliriz.

Hatta bu misalden açılan pencereden bakan ve bir sanat eseri ve küçük bir kâinat gibi olan her insan, kendisinin de bir işleyicisinin bulunduğunu ve yapılma maksadının neler olduğunun doğru bilgisini ancak kendisini yaratan sanatkârdan öğrenebileceğini tasavvur edebilir.

Eğitim programımızın 4. Hakikat’i olan bölümünde, Hz. Muhammed’in (A.S.M.) burada bahsedilen vazifeleri en mükemmel şekilde yerine getirmiş en büyük bir peygamber olduğu, şüpheye yer bırakmayacak kadar kesin delillerle ortaya koyulmuş olduğundan bu noktayı oraya havale ediyoruz. Ayrıca Kur’ân’ın Allah’ın sözü olduğunun detaylı delilleri ve delillere esas teşkil eden temel yaklaşımları incelediğimiz eğitim programımızın 3. Hakikat’ini de, O’nun peygamberliğinin kuvvetli bir delili olması yönünden hatırlatmak ve referans olmak üzere belirtmek isteriz. (Tüm eğitim programı içeriğinin kategorik olarak takip edilebildiği sayfa adresi aşağıda verilmiştir.)

Risale-i Nur Eğitim Programı’mızın “Öldükten Sonra Dirilişin ve Ebedî Hayatın Varlığının İspatı” isimli bölümünün bir parçası ve Onuncu Söz-Haşir Risalesi’nin “12 Hakikat”inin Mukaddime’sinin 2. İşareti’nin izah metni olan yazımızda sunulan hakikatlerin tam olarak hissedilerek pekiştirilmesi için, eser metnini de içeren görsel destekli ders videosunu da aşağıdaki adresten izlemenizi tavsiye ediyoruz.

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı-60 Ders Videosu: (Hakikati Kaynağından Öğrenmek) 

https://youtu.be/zkMjUCzUdMw

“Öldükten Sonra Dirilişin ve Ebedî Hayatın Varlığının İspatı” Bölümünün Oynatma Listesi Adresi:

https://www.youtube.com/watch?v=-C2bFanrwfQ&list=PL5bPD7AdvnTww3tXaldadsIbpfggLp9Sf

(Bu listede bölüme ait tüm ders ve fragman videolarını bir arada bulabilirsiniz.)

Görsel destekli ve akademik nitelikli “Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı”mızın takdim, tarihçe ve takip sayfası: http://risaleinuregitimprogrami.com/egitim-programi/

(www.kesifyolculuklari.com veya www.risaleinuregitimprogrami.com  adreslerinden eğitim programını sistematik olarak takip edebilirsiniz, eğitim programının ders müfredatı olan metin ve görsel/interaktif kitaplarımıza ulaşabilirsiniz.)

Ediz Sözüer

Sende yorum yazabilirsin