Hayatımızın her anı imtihandır.

Dünyada ki sınavları kazanmak için ne çok çalışıyoruz değil mi? Çünkü sınavı kazandıktan sonra bir üst mertebeye geçmek var. Elimizdeki sınav başarı belgesi ile kazandığımız bir bölüme gidebiliyoruz. Tabi ki çalışmamız gerekecek, meslek edinmemiz gerekecek, geçim sıkıntısını gidermemiz gerekecek ama, tüm bunların yanında ebedi hayat imtihanını da unutmamak gerek, asıl sınav ebedi hayatı kazama sınavı değil mi?

Üniversite sınavında olduğunu düşün; zaman daralmakta, doğruları yapabilmek ve sınavı kazanmak için pür dikkat okuruz soruların her kelimesini. Sınav anında yan masalara dünyanın birçok süsünü, istediğimiz her şeyi koysalar bile dönüp bakmaz ve ilgilenmeyiz. Zihnimizi sadece soruyu doğru yapabilmek için odaklar ve başka hiçbir şeyle uğraşmayız. Hatta kafamızı kaldırıp sağımıza solumuza bile bakmayız. Çünkü zaman kaybı olur, dikkatimiz dağılır ve sınavı kaybetmek istemeyiz. Doğrular ve yanlışların sayısına göre sınav sonucu belli olacak. Sınavda doğruda yapsan, yanlışta yapsan görevliler size karışmaz ve hiçbir müdahalede bulunmazlar. Bütün iş sınavdan sonraya bırakılır.

Tıpkı üniversite sınavlarında olduğu gibi dünyada da her an sınavda değil miyiz? Allah bizleri imtihan etmek üzere gönderdiğine göre şuan biz hayatta olanlar için sınav süresi devam ediyor, bu sınavın bitiş saati belli değil, sınav her an bitebilir, süre bitmeden sınavda olduğunu bil/meliyiz ve doğruları yapmaya çalış/malıyız. Bu öyle bir sınav ki, yapılan yanlışlar hemen doğrularını götürmüyor, yapılan doğrular yanlışları götürüyor. Caydırıcı şıklar bize cazip gelse de aldanmamak lazım, doğru şıklar apaçık belli, yeter ki işaretlemeyi bilelim, yeter ki, Kur’an’ın ışığında hayatımıza yön vermeyi bilelim. Biz doğru şıkları işaretledikçe yanlış olan şıklar kaybolmaya başlayacak ve gün gelecek göz sadece doğru şıkları görecek. Tıpkı güneş doğduğu vakit nasıl karanlıktan eser kalmıyorsa, bizde doğruları yapa yapa yanlışlardan eser kalmayacak. Bu sınavda bazen öyle sorular var ki, doğru cevaplandığı takdirde tüm yanlışlarını bir defada silebiliyor. Bazen de öyle sorular var ki, yanlış yaptığın zaman tüm doğrularını götürebiliyor. Daha doğrusu bu öyle bir sınav ki, doğrularda belli yanlışlarda bellidir. Bu sebeple ki, sınavda çok dikkatli olmalıyız. Çünkü bu sınava sadece bir defa girebilir ve bir daha bu sınava asla girilemez. Bu sınavda alacağımız not ile sonsuz ebedi hayat pasaportunu alacak ve ona göre gideceğimiz yer belli olacaktır.

Evet, hayatta en çok unuttuğumuz sınav dünyada imtihanda olduğumuzdur. Oysaki bize verilmiş bu hayatın her anı, her saniyesi imtihandır. Hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine iman ettiğimiz halde yinede şerler karşısında tahammülsüz davranıyor ve imtihanda olduğumuzu unutuyoruz. Allah (cc) şerle de imtihan eder, hayır ile de imtihan eder. Bize düşen imtihanda olduğumuzu unutmamaktır. Dünyanın bu kadar süslü ve cazibedar gösterildiği bu zamanda ne yazık ki çoğumuz imtihan sırrından gafil yaşamaktayız. Dünyanın sıkıntılarını dertlerini çeken bir insan, bazen imtihan sırrından gafil olup birçok yanlış yollara düşebiliyor. “Hayat hep bana yanlış yaptı, hayat bir işkence gibi, hayat çok zor, hayat çekilmez, hayat vefasız” hayat hayat… Gibi sözler ile hayata karşı sitemine devam eder. Hayat eşittir imtihan yani Allah’a kul olduğunu bilmek ve kulluğun asli vazifesi olan ibadetleri ihmal etmemektir. Burada önemli bir nokta var; bazen insan bu gibi sözler söyleyerek imtihan sırrını unutuyor. Oysaki imanın şarlarından biride; hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine iman etmektir. Yani başımıza ne kadar musibet gelse de her musibetin Allah katından geldiğine iman edip, sabır ile karşılamalı, bu musibetler imtihanım birer sorusu olduğunu bilmeli ve soruya doğru cevap vermek için çaba göstermeliyiz. Malumdur ki; üniversite sınavları olsun veya diğer sınavlar olsun, her sınavda kolay ve zor sorular mutlaka vardır. Amaç kolayda olsa zorda olsa önemli olan soruları doğru cevaplayıp imtihanı geçmektir.

Bir okuyucum diyor ki;

“Ben kaderime dua etsem kaderim değişir mi? Bunu sormamın nedeni de kaderimi beğenmiyorum. Hayatımda hep olumsuzluklar var, şunu da biliyorum ki kaderini beğenmemek yazanı beğenmemektir. Çok yoruldum olumsuzluklarla baş etmekten.”

İnsan bazen hayatta çok olumsuzluklarla yüz yüze geldiği vakit, “bu dertler bu sıkıntılar bu kadar belalar hep beni mi bulur” der sabırsız davranır, bela ve musibet perdeleri arkasındaki sır perdesini anlamaz ve daha çok yanlışlara düşer. Allah muhafaza şeytan kişiye vesvese vermeye başlar. “Bak bu kadar Namaz kıldın, şu kadar hayır hasenat yaptın, çokça dua ettin de ne oldu. Allah dualarını kabul etmiyor işte. Bundan sonra dua ve ibadet etsen de boş.” Eğer kişi bu gibi vesveselerin şeytandan geldiğini idrak edemese yanlışların akışına kapılır gider. Bir kere hayattın imtihan olduğunu unutmamak lazım, çok insan var hayatından memnun değil, dünyada çok rahat yaşamak istiyor. Dünya zevk ve sefa yeri değildir. Biz bu dünyaya zevk ve sefa içinde yaşamak, hayatımızı dört dörtlük yaşamak için gelmedik. Zevk, sefa ve mutluluk diyarı Cennettir. Allah bizi imtihan ediyor. Kaderimizi Allah ne şekilde tayin etmişse bize düşen kadere rıza göstermek ve sabretmektir. Allah Kur’an’da buyurmuyor mu; “Ben sabredenlerle beraberim.” Hem peygamberlerin hayatını araştırdığımızda başta Peygamber Efendimiz (a.s.m) olmak üzere görüyoruz ki, hayatta en çok zorluklarla mücadele eden Peygamberimiz (a.s.m.) değil mi?

Sözün özü, kısa bir hayat olan bu dünyada çok iyi yaşarsak çok mutlu yaşarsak her şey istediğimiz gibi olsa nereye kadar yaşayacağız? Önemli olan hayatın uçurumları karşısında dimdik durabilmek ve uçuruma kendimizi bırakmamaktır. Şeytan ve nefis bizi uçurumun kenarına getirip, uçurumdan atladığımız anı seyretmek ister. Bize imtihanı kaybettirmek ister. Hayatın tüm olumsuzluklarına rağmen imtihan sırrı ile yaşamayı kendisine prensip edinenler, hayatın tüm olumsuzlukları karşısında her an imtihanda olduğunu bilirler. Mesela başına bir musibet, bela ve felaket geldiği vakit, bu musibet, bela ve felaketlerde imtihanımın bir parçasıdır bir sorusudur der ve bu sorulara sabır ile karşılık verirsek amel defterimize doğru bir soru ve cevap daha eklenmiş olacak.

Dünyada ahiret imtihanını kaybettirecek ve amel defterimizi yanlışlarla dolduracak çokça sorular var. Bu sorulara hayatımızın her anında rastlamak mümkündür. Çarşıda, pazarda, markette, sokakta, internette, işyerinde kısacası imtihanımız her an ve her yerde devam etmektedir. Mesela hayatımızda bir olumsuzluk olduğu zaman, bu olumsuzluğu imtihanın bir gereği olarak görmeli sabır ve dua ile Allah’tan yardım istemeliyiz. Konuyu bir örnek ile şöyle izah edebiliriz: Hepimizce malum ki, günümüzde açıklık, müstehcen görüntüler, Allah’ın bakmamızı yasakladığı birçok görüntü, bugün internette, televizyonda, sokakta rastlamak mümkündür. Örneğin sokakta yürürken aniden karşımıza çıkan müstehcen bir görüntü karşısında hemen gözümüzü çevirip, şuan bu müstehcen görüntü imtihanımın bir sorusudur ve ben bu soruyu doğru cevaplamam lazım deyip hemen göz başka yöne çevrilirse, işte o zaman böyle bir soru karşında doğru şıkkı işaretlemiş olacağız. İmtihan belgemiz olan amel defterimizin cevap kâğıdına bir doğru soru daha eklenecek.

Evet, sınavdayız, sınav süresi devam ediyor, çünkü hala hayattayız bu sınav hayatta olanlar için geçerlidir. Eğer şimdiye kadar hep yanlışları işaretlemişsek yinede ümitsizliğe kapılmamalıyız. Çünkü sınav sahibi öyle şefkatli ve merhametli ki, sen bir doğru yaptığın vakit O sana doğruların kapılarını açıyor. Sen bir doğru yaptığın zaman O sana on doğru daha gösteriyor.

Hâsılı kelam, insan bu geçici dünyada ebedi dünyayı kazanmak için geldiğine göre, insan kulluğun bir gereği olarak asli vazifesini unutmamalı ve hayatın her an imtihan olduğunun farkında olmalıdır.

Mehmet KAZAR

1 tane yorum yapılmış

  1. Kalem dedi ki:

    Evet, bazen sıkıntılara odaklanmaktan, bu hayatın imtihan olduğunu unutuveriyoruz. Yazardan Allah razı olsun. Her an hatılamaya ve hatırlatmaya ihtiyaç var..

Sende yorum yazabilirsin