Hiç düşündünüz mü, Ramazan’da kiminle muhatap oluyoruz?

Çocukluğumdan beri açlığa tahammül edemeyen bir insanımdır. Aç kaldığım tek zaman dilimi ise Ramazan ayı… Çünkü Ramazan orucunda bir emir ve itaat var. Allah emretmiş, ben de itaat ediyorum. Dikkat edilirse, her yaratık itaat üzere yaratılmıştır. Gezegenler, güneş sistemine itaat eder. Bulutlar, rüzgâra itaat eder.

Rüzgâr, sevk-i ilahiye itaat eder. Bir biyoloji kitabı alıp inceleyin. Biyolojinin anlattığı her şey aslında itaati anlatır. Arkeoloji, topraktaki olayların itaatini anlatır. Astronomi gökteki cisimlerin itaatini anlatır. Kâinat, itaat sistemi üzerine kurulmuştur. Müslüman’ın vazifesi de her şartta Allah’a itaat etmektir.

Hep söylerim, ben İslamiyet’i askerlikte anladım. Askerlik benim için 20 sene devam eden bir okul oldu. Şimdi o kışın baharını yaşıyorum. O gecenin sabahını yaşıyorum. 20 senelik askerliğim bir hatıra olarak kaldı. Zorluklar gitti. Kolaylıklar başladı. Allah’a şükür…

Askeriyenin iskeleti, disiplindir. Disiplin, kumandana itaat etmektir.

Mesela bir seferinde bize yemek olarak 2. Dünya Savaşı’ndan kalan peksimetlerden çorba yapıp vermişlerdi. Kurtlar çorbanın yüzünde… Kumandana dedik ki: “Neden böyle zorluklar gösteriliyor? Daha iyi şartlar oluşturulabilir.” Kumandan dedi ki: “Biz askeriz. Yarın savaşa gittiğimizde bize somyalı karyola vermezler, toprakta yatacağız. Ne bulursak onu yiyeceğiz. Bu sebepten sizi bu zor şartlara alıştırıyoruz. İşine gelen kalır, kalmak istemeyen söylesin, onu hemen okuldan gönderelim.

Nereye gideceğim? Fakir bir ailenin çocuğuyum. Ebeveynime yardım etmek zorundayım. Ayrılmadım. Tahsile devam ettik…

Mesela askere silah talimi yaptırırlar. Sonra da savaşmasını emrederler. Belki savaşta bir kurşun bizi öldürecek, belli olmaz. Demek ki kumandan savaşmayı emredince, ölmemizi de emretmiş oluyor. Amma biz ona bile “başüstüne kumandanım” diyoruz, itaat ediyoruz. Kumandana itaat edip Allah’a itaat etmemek olur mu?

Aynı şekilde Ramazan orucu tutarken, İslam sarayında Allah’a muhatap oluyoruz. O emir vermiş biz de “şartlar zor“, demiyoruz, itaat ediyoruz… Ağaçta gövde kalınlaşırsa öz zayıflar. Öz kuvvetlendikçe, gövde zayıflar. Mesela inşaatçılar kavak ağacının gencini alır, yaşlısını almaz. Çünkü genç kavak ağacının gövdesi kalınlaşmamış, özü de kuvvetli. Bu durum Ramazan’da Müslümanlar için de geçerlidir. Ramazan’da gövde zayıflıyor, özümüz kuvvetleniyor…

Bir yer düşünün; orada hastalık yok… Çile yok… Can sıkıntısı yok… Derd-i maişet yok… Dünyadaki olumsuzlukların, hayatınızdaki dertlerin hiçbirisi orada yok… İşte o yer, cennettir. Cennet, olumsuzlukların olmadığı bir yerdir. Üstelik orası ebedi saadettir…

Böyle kıymetli bir şeyin bedeli de elbette ki ağır olur. Birkaç kuruş verip, papazdan cenneti alamayız. Cennet çok pahalı… Bırakın cenneti, herkes kendi hayatına bir baksın; şu anki hayatımız için de ne yapsak az. Allah’ın lütuflarına karşılık vermek mümkün değil…

Allah, insana öyle kabiliyetler vermiş ki, gökte uçan, denizleri yarıp dolaşan insan, ibadetlerinde de başarılı olmak zorundadır.

Allah’ım!.. Başta Ramazan’da kolaylıkla oruç tutarak Sana itaat etmeyi, sonra hayatın her noktasında Sana itaat etmeyi bizlere nasip et. Amin.

Hepinizin Ramazan ayını tebrik ederim…

Hekimoğlu İsmail / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin