İnsan Vücudundaki DENGE Mucizesi

“Allah’ın hesabına kainata bakan adam, her ne müşahede ederse İLİMDİR.
Eğer gafletle,esbap hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de CEHİL olur.”Said Nursi.

Kainata ve olaylara Allah hesabına, yani ilim adına baktığımızda görüyoruz ki; ayakta durmamız ve bir adım atabilmemiz bile, başlı başına esrarengiz bir mucizedir.

Yıllar önce, “Harika DENGE İşte Böyle Olur…” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Bu yazıda dünya ve Kainat üzerindeki esrarengiz dengeleri nazara vererek, Yüce Kudretin Sıfat ve Esma tecellilerini izlerken iliklerimize kadar ürpermiştik. Bugün ise sadece “İnsan Vücudundaki (yani her zaman tefekkür edebileceğimiz)DENGE mucizesi” ile aklımızda, fikrimizde ve bütün benliğimizde fırtınalar koparacağını umduğum çok zevkli bir konuyu mütalaa edeceğiz.
Yüksek Makine Teknik Ressamı olduğum ve 26 sene Otomatik Makinalar Teknisyenliği yaptığım için, yeni yürümeye başlayan bir çocuk gördüğümde, ondaki “mucizevi teknolojiyi” düşünerek bazen iliklerime kadar ürperiyorum. Bu yürümede görülen Yüce Rabbimizin Sıfat ve Esma tecellilerinin, benliğimizde nasıl ulvi lezzetler bıraktığına sizler de şahit olacaksınız.
İş hayatımda otomatik makinalardaki birçok işlemi robotlara yaptırdığımızdan, sadece bir işlem için; mekanik, hidrolik, pnomatik ve elektronik gibi 4 ayrı teknolojileri girift ve senkronizeliolarak kullanıyorduk. İşte bir çocuğun sadece ayakta dengede durabilmesi ve birkaç adım yürüyebilmesi için, nasıl bir teknolojiye ihtiyaç olduğunu bu bilinç ve duygularla düşündüğümüzde, müthiş bir mucize ile karşılaşıyoruz.
Malumunuz olduğu üzere Japonlar da ayakta durup yürüyebilen bir robotu, ancak 14 yıl süren çalışmalar sonunda yapabildiler. İlim çevrelerinden büyük takdir alan ‘Asimo’ isimli bu robot, kamuoyunun da dikkatini çok çekmişti. Fakat her gün 350 000 çocuk (doğduğunu ve bir müddet sonra da) yürümeye başladığını sürekli gördüğümüz halde, bu esrarengiz ve mucizevi olaya tamamen aşina olduk. Sıradan bir olay gibi görmeye başladık.

Buradaki ilahi mucizeyi ıskaladık. Bu ıskalama ise ciddi bir hastalıktır ve adı da ÜLFETTİR. Bu hastalıktan kurtulmanın en önemli ilacı da TEFEKKÜRDÜR.

Tefekkür ise Kur’anda emredilen bir ibadet biçimi olup, bir saatine bir senelik ibadet sevabı vaad ediliyor. (H.Ş.) Vakı’a S., 62. Ayette ise; “Andolsun, ilk yaratılışı bildiğiniz halde, Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?” Buyruluyor. İşte bugün bu konuyu incelerken, bu tefekkür ibadetinden de istifade edeceğiz. Üstelik de bu konuyu iyi anladığımız takdirde, her zaman tefekkür lezzetiyle yaşayacağız, inşallah…

Ayakta durma ve yürüme, çok kolay bir davranış gibi gözükse de, farkında olmadığımız birtakım girift işlem ve hesaplamalar sonunda gerçekleşmektedir. Yürüme; ayağın basma mesafesinin belirlenmesi, aynı yönde ve zıt yönde çalışan kasların hangi gerginlikte (tonus) olacağı, ne kadar kasılıp gevşeyeceği, vücudun ağırlık merkezinin hangi noktaya taşınacağı gibi çok sayıda faktörün,refleks olarak hesaplanması neticesinde gerçekleşir.
Yürüme fiili:

1- Taşıyıcı ve hareketi sağlayan sistem,
2- Motor kontrol sistemi,
3- Denge ve koordinasyon sisteminin birlikte çalıştırılmasıyla gerçekleşir.

Kulak, bir işitme organı olduğu halde, ayrıca dengenin sağlanmasında tam rol oynayan ve kişinin uzaydaki durumu hakkında beyine bilgi sağlayan bir organ olarak yaratılmıştır. Denge ve uzaydaki konum hissinin sağlanması, İÇ KULAĞA verilmiş bir programdır. Alıcıları (sensörleri) ise içkulaktaki şu yarım daire kanallarında, ütrikül ve sekkül denilen minicik kesecikleri içine yerleştirilmiştir. “BenignPozisyonelParoksismalVertigo” (BPPV)kristalleri.Şekil-1’e bakınız:

Şekil 1. Dengenin iç kulaktaki algılayıcı yapıları. (Sarı yıldız ütrikülü, kırmızı yıldız ise sekkülü işaretlemektedir).
Önemli olan bir nokta da şudur ki, denge sadece iç kulağımızın sağladığı bir duygu değildir. Gözler ve alıcıları(sensörleri) derimizde ve eklemlerimizde yerleşmiş olan derin duyu sistemi(propriyoseptif sistem), beyincik ve beyin, birlikte ve senkronizeli yani eşzamanlı bir şekilde, bu esrarengiz faaliyetleri sağlamaktadırlar.

Özellikle gözlerin ve kulağın beyne sağladığı verilerin birbiriyle uyumlu ve eşzamanlı olması, dengenin sağlanmasında ve sürdürülmesinde çok önemli rol oynar. Görme sistemi ve onun algılayıcı organı olan gözler birçok özelliği ile uzaydaki durumumuzun algılanmasında ve dengenin sağlanmasında rol oynamaktadır.Başın ve vücudun hareketleri sırasında, etraftaki cisimlerin ve yerlerin görme noktasında ve görme alanında tutulmasını sağlayarak bu işlevini yerine getirir…

Derin duyu sistemi (propriyoseptif sistem) denilen ve alıcıları (sensörleri) vücudumuzun çeşitli bölgelerinde derimizde ve eklemlerimizde yerleştirilmiş olan sistem uzaydaki durumumuzun algılanmasında ve dengenin sağlanmasında çeşitli mekanizmalarla katkı sağlamaktadır.Bazı refleksler, kas gerginliğinde ayarlamalar, başın pozisyonunu ayarlamalar yoluyla, bu faaliyeti yürütür.Derin duyu sisteminin algılayıcıları;ayak tabanlarımızda, kalçalarımızda, boynumuzda, çene eklemi dahil eklemlerimizde yoğun biçimde yerleştirilmiş durumdadır.
Dengenin sağlanmasında iç kulağın görevi çok önemlidir. En sık rastlanan denge bozuklukları kulak kaynaklıdır. Özellikle başın hareketlerinde hız ve yön bilgilerini beyne sağlar. Ayakta durma ve yürümede çok önemli üç refleks ile bilinçdışında yürütülmektedir.
1.) Yerçekimine göre vücudun ağırlık merkezini korumaya çalışan vestibülo-spinal refleks.(kulak ile iskelet-kas sistemi arasında işleyen bir refleks.) Ayakta dik duran bir insanda vücudun ağırlık merkezi, beşinci bel omurunun önündedir.
2.) Görme alanının devamlılığını sağlayan vestibülo-oküler refleks.(kulak ile göz küreleri arasında işleyen bir refleks.)
3.) Gövdenin hareketi sırasında başın durumunu koruyan ve sürdüren vestibülo-servikal refleks.(kulak ile boyun kasları arasında işleyen bir refleks.)
Köşe yazısı sınırlarını zorlamamak için, esas fırtına bu yazının ikinci bölümünde, yani bir sonraki yazıda kopacak, inşaallah

Allah’a emanet olunuz

A. Raif Öztürk – Risale Ajans

Sende yorum yazabilirsin