İnsanın Olgunluğu Eğitimden Geçer

Her insan çocukluğunda ne alırsa ölünceye kadar onu kendinden kolay atamaz. O çocuğu yetiştiren anne baba ve okul olduğu için onlar ona ne verdi iseler, çocukta o vardır, başka almamış ki, onda olsun.

Bizim Çocuklarımız okullarda lazım olan manevi eğitimi ileride alacaklarından devletimizden ümit kesmiyoruz.  Çünkü, bu devlet bizim devletimiz, devletimize vatani hizmetten vergimize kadar, borcumuzu noksansız ödeyerek vazifemizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Oradan yavrularımıza tam bir din terbiyesi alma izni çıkıncaya kadar, bu yük tamamen  anne babaya kalıyor.

Çocuk terbiyesi daha evlenmeden önce başlar. Çünkü, anne baba denen bu velinimetler ve insanların çoğalmasına sebep olan bu bey ile hanım, kendileri manevi terbiye almaları lazım ki, onlardan doğacak evlatlar da terbiyeli olabilsinler. Yani evlenenlerin anne ile babaları onları iyice yetiştirecekler, sonra onların yetiştirdikleri bu yeni evlenmişlere Allah’ın ihsan edeceği  evlatların yetişmesinde onlar dikkat gösterip yetiştirsinler. Eğitimde, baba evin geçimini temin için dışarıda çalıştığı için, fazla anneye düşüyor.  Annenin din terbiyesi evlatlara daha tesirli ise de, evin reisliği gibi, çocuk eğitiminde hassas davranıp takip etmek, yine babaya düşer. Çünkü Şan-ı yüce Allah “Erkekler, kadınlar üzerinde hakim dururlar”(Nisâ 34) Âyet-i Kerimesi ile evde aile reisi olarak babayı tayin etmiştir de ondan.

Bir baba evlatlarının ahlaklı ve dindar yetişmesinde ne kadar ilgilendi ise ve yetişmeleri için ne kadar uğraştı ise, o baba o kadar Müslüman’dır daha öteye gidemez. dikkat edin, ne kadar ilgilenip uğraştı ise diyorum. Çünkü; tesir onun elinde değil, Allah’ın elindedir. İnsanların çoğu kendini suçsuz çıkarmak için, “Eh ben ne yapayım yazda çocuğu hocaya gönderdim, okumadı.” Ondaki  gayretin hepsi bu kadar. Çocuğu hocaya gönderirken, gündüz işini bırak demiyorum, akşamları televizyon seyredecek yerde çocukla ilgilendin mi sorusuna çıt yok. Mademki sen Kur’an okumasını biliyorsun  niye onu kendin öğretmedin. Mademki evladını çok seviyorsun, öyle ise  evladına karşı  vazifeyi niye yapmıyorsun. Yavrun sakat, aptal, kör doğmadığı için çok sevindin, ama o yavruyu sana hediye eden Allah’ın Kur’ani Kerimini ona niye öğretmedin sorusuna karşı, aman ben işimden başımı kaldıramıyorum, bu bana ne diyor diyebiliyor. Böylece baba evladının terbiyesi ile ciddi ilgilenmezse, o evladı, ya sokakta, ya okulda, veya işyerindeki arkadaşları  terbiye edecekleri muhakkaktır.

“Sen  bana arkadaşını söyle ben de seni kim ve ne olduğunu sana söyleyeyim” ata sözünü “Erreculu alâ  dîni halilihi” (Kişi arkadaşının dini üzeredir) Hadis i şerifin mealinden almışlar. Sonra, o şehit dedelerin torunları da, çevre ve arkadaşlardan aldıkları ahlaka göre ahlaklanırlar. Bir babaya göre: Oğlunun namaz kılması, Kızı islam kıyafetine bürünmesi, alkol kullanmaması, gayri meşru eğlence yerlerine gitmemesi ahlâk olurken, diğer bir babaya göre, bahsedilen bu haller, gericilere ait kötü hasletlerdir. Neden? Çünkü onları öyleleri terbiye etmişler de ondan.  Bu tip anne babalar hiç Allah’tan korkmadan kızına sakın bir daha seni o öcü gibi kapalı gezenlerle görmeyeyim diyebiliyorlar. Halbuki balo ve diskoteklere katılmak onlara  göre kültürdür san’attır.

Fakat bunu hiç unutmamalıyız ki, Allah herkese hakkı bulacak kadar akıl vermiş. Vermiş ama o aklı nuru imanla nurlandırmazsan gideceğin yerde tehlike olduğunu gördüğün halde tedbirini almadan gidersin. Ebu cehil de aptal değildi akıllı idi, fakat eski dininde inat edip hak dini kabul etmedi. Biz onun yolunda gitmek isteyenleri bırakalım.  Ebu Bekiris- Sıddık gibi olmaya gayret edelim. Çünkü onun aklı da ötekinin gibi geleceği görmüş. Fakat o mübarek vücudunu nefsin değil aklının emrine vermiş ve demiş ” Ben şarap yasak olmadığı zaman da içmedim. Nedenini soranlara demiş, aldım iki maşrapa, birisini suyla doldurdum, ötekisi boş, o suyu birkaç defa, maşrapaların biri diğerine döktükten sora baktım ki su azalmış ve dedim ki Allah’ın en büyük nimeti olan aklımı içki vasıtasıyla çıka gire  niye azaltayım ki?.

Evet, insan alkol içtiğin zaman akıl gidiyor ve akıl gide gele, gide gele azalıyor ve adam o nimetten mahrum kalıyor. İşte gördünüz mü? İnsanın iki hayatını cennet yapan o iman ve din terbiyesi insana nasıl isabetli kararları verdiriyor. O terbiye zamanında alınmayınca sapık yerlerdeki günahlı hayat insanın kalbini karartıyor. Ondan sonra doğru yolu bulmak için bu insana verilen mevcut kabiliyeti kayboluyor. Bu esnada bu evlatların kurtuluş çaresi nerededir biliyor musunuz?

O hale düşen kişi kafasını ciddi kullanma neticesinde gururu kibri bırakıp arayış içinde olunca. “Cennet Annelerin ayakları altındadır” methine mazhar olan, anneden veya babadan veya diğer hürmete layık şahıslardan alacağı hayırdua neticesinde kurtulabilir. Bunun dışında çok zor.

Arkadaşın insana ne kadar ve nasıl tesir ettiğini görmek için bir örnek daha vereyim. Daha önce ipe sapa gelmeyen bir delikanlıyı arkadaşları Kur’an tefsiri okunan bir yere götürmeye ikna etmişler. Bir iki ay haftada iki üç gün akşamları arkadaşları ile beraber devam ettikten sonra, bu kardeş değişip iyi ahlaklı olmuş. Anne babası, her ne kadar ilk günlerde çocuğun oralara gitmesine karşı çıkıyormuşlar sada, daha sonra annesi beyine; efendi oğlanın gittiği o yerlere ne diyorlar dershane mi? Sohbet yeri mi? Ben bilemiyorum. Fakat çok iyi olurdu her mahallede böyle yerler açsaydılar der. Çünkü sen biliyorsun bizim oğlan daha önce ne idi; şimdi ise içkisi ile beraber bütün kötü huylarını bıraktı. Hatta sigarayı da terk etti. İşe giderken bile elimizi öperek anneciğim babacığım sizleri Allaha ısmarlıyorum diyerek gider, işten geldikten sonra da yine elimizi öperek hal hatır sorar. Sonra istirahata geçer.

Abdülkadir Haktanır

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin