Kâinatın Gizli Sırrını Merak Edenler İçin (Risale-i Nur Eğitim Programı-20)

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı Dersleri-20: Kâinatın Gizli Sırrını Merak Edenler İçin (23.Söz, 2.Mebhas, 5.Nükte)

Eğitim Programı Bilgilendirmesi: 7 Ocak 2016 16.00 Cumartesi günü, Yazarlar Birliği Sümer-1 Sok. No: 11/9 Kat:4 Kızılay/ANKARA (Keşif Yolculukları-22: Ebedî Hayatın Varlığının İspatı-3 / 10.Söz İzahı) Daha önce hiç olmadığı kadar farklı bir şekilde ebedî hayatın gerçekliğini hissetmek için ve âhiretin varlığını kesin olarak ispatlayan Risale-i Nur’un Onuncu Söz’ünü daha önce hiç anlamadığınız kadar bambaşka bir düzeyde anlamak, zevk etmek ve muazzam bir manevî hazla keyifle deneyimlemek için programımıza katılımınızı bekliyoruz. İhtişamlı müziği ve etkileyici görselleriyle 4 dk. 15 sn.lik tanıtım videosunu tam ekran ve HD izleyin. Fragman Video Adresi: https://youtu.be/ih0syj5OqXo Önceki derslerimize aşağıdaki eğitim takip sayfasından ulaşabilirsiniz. http://risaleinuregitimprogrami.com/egitim-programi/

Eğitim programımızın 3.Keşfi olan Risale-i Nur’un 23.Söz’ünün incelendiği bölümde; insanın sahip olduğu yüksek değeri ve kâinatın gerçek mahiyetini ortaya çıkartıp görünür hale getiren imanın güzellikleri, şimdiye kadar eşine rastlanmamış bir üslupla ve insaf sahibi herkesin kabul edeceği bir netlikte gösteriliyor. Bu yazımızda ise, insanın hayvandan farklı olarak neden sürekli öğrenmeye ve kendini geliştirmeye muhtaç olduğunun derin sırrı, saklı olduğu yerden ustalıkla dışarı çıkarılıyor. Sunulan hakikatlerin tam olarak hissedilerek pekiştirilmesi için yazımızın sonundaki görsel destekli ders videosunu da izlemenizi tavsiye ediyoruz.

23.Söz, 2.Mebhas, 5.Nükte (Kâinatın Gizli Sırrını Merak Edenler İçin) – İzah Metni

İnsan, canı ne isterse onu yapması ve keyfi neyi arzularsa onu zevk etmesi için serbest bırakılmış değildir. Evet, koca dünya sofrası şerefine kurulmuş aziz bir misafirdir. Ancak, yapması gereken önemli görevleri bulunan bir memurdur aynı zamanda. Bu ciddî görevlere teşvik için çok yüksek ücretler takdir ve vaad edilmiş; görev terki ve ihmali için de şiddetli cezalar göreceği kendisine bildirilmiştir.

İnsanın (hür iradesiyle ve gönüllü olarak üstlenmesi beklenilen) yüksek görevleri ve ondan istenen ve kâinatın varoluş sırrını açığa çıkaran kulluk vazifesi nedir?

Bunun iki boyutu vardır:

Birinci boyutu, kâinattaki eserlerde var olan sanat ve mükemmelliği fark etmek, üzerinde düşünmek ve hayret etmek ve bu kâinatın perdesi altındaki gizli sırrı merak etmektir.

İkinci boyutu ise, kâinattaki eserlerin sahibinin kim olduğunu bulduktan sonra, O’nu tanımak yolunda ilerlemek ve O’na muhatap olmaktır.

 İlk boyutta istenen kulluk ve çalınması gereken kapı, üç büyük soruyu kendisi ve kâinat adına sormak ve cevaplarını öğrenmeye iştiyaktır.

O üç büyük soru şunlardır:

1-Biz nereden geldik?

2-Biz kimiz ve neden buradayız? (Yani mahiyetimiz ve vazifemiz nedir?)

3-Nereye gidiyoruz?

İnsandan istenen, bir misafir olarak davet edildiği ve içinde geçici olarak durdurulacağı ve hayranlık uyandırıcı ihtişamlı bir güzelliğe sahip şu kâinatın altında saklanan sırrın ne olduğunu merak etmesidir ve o üç büyük soruyu sorarak, gerçeği arama ve bulma çabası içinde olması istenmektedir. Yani aklını, aklın veriliş gayesi yönünde ve bu arayış yolunda kullanması beklenmektedir. “Çok derin düşünme, ince şeylere beynini yorma, hayatını hiç bir şeyi takmayarak yaşa” şeklindeki meşhur tavsiyeler, akıl sahibi bir insana söylenecek en uygunsuz sözlerdir.

Çünkü her şeyden evvel bu kıymetli cihazın insana takılmasındaki temel gaye, “O cihazı vereni bulmak ve O’nu tanımak için çalıştırılması” ve kâinatın var ediliş maksadı ile ilgili “ince meselelerin derinlemesine düşünülmesi” ve o cihazın bu yolda “yorulmasıdır”. Yoksa bu kadar kıymetli bir cihazı, basit dünyevî ihtiyaçların ve aşağı zevklerin, nasıl daha kolay elde edilebileceğini hesaplamak için “yormak” ve sadece bu yolda kullanmak, o cihazın ve insanın yüksek kıymetine bir hakarettir. Ayrıca bu kıymetli akıl nimetini, sadece böyle kıymetsiz şeyleri elde etmek için kullanmak, o cihazı verene de ayrıca hakarettir. Sanatını hafife almak, yüksek maksatlarını küçük görmek ve umursamamaktır. Âdeta, son model mükemmel bir otomobili, tavuk kümesi olarak kullanmak misali, ahmakçasına bir iş ve affı mümkün olmayan bir suçtur.

Kâinata ve yaratıcısına ayrı ayrı muhatap olmayı ifade eden her iki kulluk yönünde insana üstlenmiş ulvî vazifeler, eser metninde her bir cümlesi bir elmas parçası kıymetindeki bir üslubla takdim edilmiş. Eğer bu cümlelerin üzerinde uzun uzun düşünerek anlamaya çalışırsanız, insana yüklenen vazifelerin ne kadar anlamlı ve büyük olduğunu, en derinden hissetmeye başlayacaksınız. Elbette, elmas kıymetindeki bu vazifelerle ve kendi şahsî kıymetini ortaya çıkaran manevî cevherler hükmündeki iman hakikatleriyle ilgilenmemek, insanın elmas gibi değerini kömüre çevirdiği gibi, kendi kıymetsizliğini âleme ilan etmek demektir.

Kâinattaki eserlerden anlamlı sonuçlar çıkartma manasındaki kulluğun birinci boyutunda üstlenilen vazifeler:

Kâinatta görünen şaşırtıcı mükemmellikteki faaliyeti, göz alıcı güzellikleri, güzel sanatları hayretle, takdirle görmek ve insanlar içinde ilan edercesine göstermek. Sonra, bu hayret duygusunda boğulmayarak, tıpkı deniz üzerinde parlayan ışıltıların asıl kaynağı olan güneşin gökteki varlığını hissederek gözünü yukarıdaki güneşe çevirmek misali; görünen kâinat perdesi arkasında hüküm süren, şahsı gizli ama faaliyetiyle aşikâr olan saltanatın, ihtişamlı bir sahibi olduğunu kabul etmek.

Eserlerin, eser sahibinin sıfatlarını aksettirmesi gibi, etrafımızdaki eşsiz sanatların da ilahî sanatkârın vasıflarını bildiren ve tarif eden nakışlar olduğunu idrak etmek. Âdeta intizamı ve mana yüklü içeriği ile bir kitaba benzeyen büyük kâinat kitabının sayfalarını çevirdikçe hayreti artan ve adına insan denilen seyircinin, perde önünde harika nakışlar ve kitaplar (yani tabiatı ve kâinatı) yazdığı görünen kudret kalemini seyretmekle tatmin olmayıp, artık perde arkasında bulunan ve o güzel yazıları yazan kalemi tutan gizli sanatkârı tanımak istemesi ve O’nun huzuruna çıkmaya iştiyak duyması ile kulluğun birinci yönü tamamlanır, ikinci kapısının önüne gelinir ve o kapıdan içeriye girilir.

Kâinattaki eserleri ile varlığı bilinir ve görünür hale gelen sanatkâra şahsen muhatap olup huzuruna çıkmak manasındaki kulluğun ikinci boyutunda üstlenilen vazifeler ve açılan kapı:

Kendini tanıttırmak ve bildirmek istediği, eserlerinin yapılış şeklinden anlaşılan ve perde arkasında olduğundan görünmeyen gizli sanatkârın bu açık davetine, iman ile ve O’nu tanımakla karşılık vermekle, varlığı artık meçhul olmayan sanatkâra kişisel olarak muhatap olmak.

O sanatkârın, kendini sevdirme isteği de, maddî ve manevî nimetleriyle açıkça görüldüğünden ve hayatın, vücudun ve sevilen her şeyin kaynağı da O olduğundan, sevgiyi yalnız O’na vermek ve sadece O’na kulluk etmek ve ihtiyaçları bir tek O’ndan istemek ve nimetlerine karşılık şükür ve teşekkürü hak bir borç bilmek ve öyle de yapmak.

Kâinatın ihtişamıyla büyüklüğünün derecesini hissettirmesine karşılık, kendi küçüklüğünü görerek, tevazu içinde “Allahü Ekber ve Sübhanallah” diyerek hayretle ve O’na olan büyük sevgisiyle secde etmek.

Yeryüzünde sınırsız bir cömertlik göstermesiyle, ne kadar büyük bir servet ve zenginliğe sahip olduğunu ortaya koyan bir ilahî kudrete karşı, bir insan olarak ihtiyaçlarını karşılamada ne kadar yetersiz ve fakir kaldığının idraki içinde, ihtiyaçlarını yalnız O’ndan istemek.

Herkesin hayranlıkla seyrettiği bir sergi yeri yaptığı yeryüzünde sergilediği sanat harikalarına olan beğenisini, “Mâşâallah” ve “Bârekâllah” benzeri takdir kelimeleriyle ortaya koyarak, sanat sahibini bildiğini ve tanıdığını ilan etmek.

İşte insan, bu şekilde yapılan yüksek tefekkür ve ibadet ile gerçek manada insan olur. Kur’ân’da “Ahsen-i takvim”de yaratıldığı, yani “en güzel bir surette, kıvamda yaratılmış” olduğu ifade edilen insan, böylelikle bu kıymeti hakikî manada kazanmış olur.

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı Görsel Destekli Ders Videosu:

Kâinatın Gizli Sırrını Merak Edenler İçin (23.Söz, 2.Mebhas, 5.Nükte)

https://youtu.be/g1nEIUPq9zY

Ediz Sözüer

Sende yorum yazabilirsin