Kavvamlık görev, yetki ve sorumluluğunu terk etmiş erkekler

Aşağıdaki yazı 2011 yılına ait. Yaradılışa, şeriata aykırı davrandıkları, yaşamaya kalktıkları için; Şu an (7 sene geçmiş) çevremde bildiğim, gördüğüm, duyduğum evli ERKEKLERİN durumu çok daha vahim, HANIMLAR yönetimde güçlendikçe daha mutsuz ve huzursuz. 
Anne-Babalar üzüntülü ve umutsuz.
*
Geçenlerde ziyaretine gittiğim arkadaşım bir BABA, bana  şöyle dert yandı: 
“Gelinimizin bize karşı saygısız davranışları, tavır alması  karşısında oğlumuzun sessiz ve ezik kalışı, eşimle beni kahrediyor, üzüntüye boğuyor.” 
devamla, 
“Gelinimizin, Oğlumuza karşı evin reisi oymuş gibi emreder, otoriter, yönetir ve başına buyruk tarzda davranış ve talimatvari konuşmaları karşısında, oğlumuzun kavvamiyetini kaybetmiş, sünepe, zavallı, aciz ve sinik haline tahammül edemiyoruz, hiç olmazsa görmemek için pek bir araya gelmek, görüşmek istemiyoruz. 
Bu ailede bu anne, nasıl Allah korkusu, peygamber sevgisi ile mücehhez imanlı, şuurlu, faziletli, ahlaklı, edepli evlat yetiştirecek.”
diyerek sözleri boğazında düğümlendi.
*
Ne kadar hazin değil mi?
Hem de görünüşte oğul ve gelin muhafazakar ve mütedeyyin insanlar güya! 
Ya Allah tanımaz olsalardı? (Haşa)
*
Kanaatimce muhafazakar kesimde de kanser mikrobu gibi hızla çoğalan ve bulaşan, bu fıtrata, islamiyete, insaniyete ters ve aykırı; dominant, feminist, korkusuz, başına buyruk, baskın ve erkekleşmiş kadın modeli ile yöneticilik görevini bırakmış, kişiliksiz, ezik, lakayd, zavallı, aciz, (avam tabirle kılıbık) koca modelinde; 
SUÇ ve HATA, kavvamlık görev, yetki ve sorumluluğunu terk etmiş veya layıkıyla yapmayan, yapamayan erkeklerde.
Günümüzün kendini müslüman, muhafazakar olarak tanımlayan erkeklerinin  (kocaları) ekserisi, kendilerini tamamiyle karılarını mutlu ve memnun etmeye, isteklerini yerine getirmeye veya şirretlik ve şerlerinden korumaya odaklanmış durumdalar. ‘Aman bana bulaşmasın, yaptırım uygulamasında, istediği gibi yaşasın.’ yaklaşımını sergilemekteler. 
ALLAH tarafından kendisine verilen ve yüklenen, asli ve fıtri vazifesi olan; karısını, çocuklarını kısacası ailesini Allah’ın rıza ve emrine göre KIVAMA getirme, YÖNETME vazifesini yapmaya yönelmiyorlar. 
Bu tutumlarını uygularken, kendi anne-baba, kardeş, hısım ve akrabalarının hakkı, hukuku, memnuniyeti, rızalarını, helalliklerini alma, gönüllerini kazanma gayret 
ve cabası maalesef çok geri planda kalmış durumda. 
Kimi sevip, sayacak, yakınlık, ilgi gösterecek, daha sık gidip gelecek, ilişki ve iletişimde olacak, ahbaplık, arkadaşlık yapacak hepsini karısı ayarlamakta. 
Çocuğunun eğitimide karısının belirlediği şekilde olacak.
*
Günümüz müslüman, muhafazakar kızları (kadını) ise; büyük çoğunluğu itibariyle, ALLAH’ın hukuku, hükümleri, Peygamberimizin sünnetini bir kenara bırakmış tamamen nefis, ene, gurur, kibir ve gösterişin esir ve bağımlısı olarak kocalarına ve erkeklere hükmetme ve yönetmeye meyletmiş durumdalar. 
(Allah’ın rızasına uygun olarak) Rahat ve huzurunu, mutluluğunu evinde ve çocuklarını yetiştirmekte değil; çalışmakta, kariyer yapmak, statü sağlamakta, sokakta, kafede, alışverişte, otelde, partide, patırtıda, plajda, denizde, gezip-tozmada, nefsinin hoşuna giden mekan ve etkinliklerde aramaktadır. 
Bu durum Aile kurumunu, yeni nesillerimizi, kısacası istikbalimizi ciddi olarak tehdit etmektedir. Vesselam.
Erdoğan ESENKAL

Sende yorum yazabilirsin