Kendi Paranızla Hırsızlık Yapılmasına Razı Olmayın!

Herhangi bir alışverişte KDV fişi almamak aynen şunun gibidir:

Siz sokaktan geçen bir insanın cebine para koyup, bir de üstüne hırsızlık yapmasına yardımcı olur musunuz?

Elbette kendi paranızla tanımadığınız bir insanın hırsızlık yapmasına razı olmazsınız. İşte fiş almamak bu misalden tamamen farksızdır.

Fişi almadığınız zaman, sizin adınıza devlete ödenecek parayı (verginizi) fişi almadığınız müessesenin sahibine bağışlamış oluyorsunuz. Hem de bir de üstüne kendi paranızla (âdeta cebine para koyar gibi) devletten vergi çalmasına yani hırsızlık etmesine yardımcı olmuş oluyorsunuz.

Peki buna razı olur musunuz? Elbette olmazsınız ve olmamalısınız!

O halde lütfen hepimiz fişlerimizi almak için daha ciddi bir gayret ve niyet içerisinde olalım ve verilmeyen fişi istemek konusunda çekinmeyelim.

Hem bizler aynı geminin içindeyiz, batarsak beraber, çıkarsak beraber… Devletin kasasını kendi cüzdanımızdan farklı tasavvur etmemek gerektir. İnsan kendi cüzdanından çalar mı hiç?

Hem bazı ahmak ve ahlaksızlar gemide delik açıyor diye, bir delik de bizim mi açmamız lazımdır? Yoksa böylelerinin açtığı deliği de kapatmaya mecbur olduğumuzun şuuruyla gemiyi muhafazaya daha ziyade gayret mi etmemiz gereklidir? Akıl, vicdan ve insafınıza havale ediyoruz.

En büyük toplumsal hastalığımız şudur:

Sadece şikayet etmek..”Bana ne”cilik ve “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” zihniyeti..”Her şey benim olsun, tek düşündüğüm, en çok düşündüğüm, istediğimi elde edince de yine tek düşüneceğim kendim… Menfaatimle örtüştüğü ve zararını görmedikçe, sorumluluk yüklenmeden ortak talepleri dillendiririm ama kendimi kurtarırsam da dönüp arkamda kalanlara başımı çevirip bakmam…” demek…

Kendisi çözüm geliştirmediği halde, yapılan güzel girişimleri, çabaları da takdir etmemek, sadece kusurları ayıpları bulup eleştirmek..

Bana ne lazımcılık ve işleri hep başkalarına havale etmek..

İdealist, yapıcı, güzel girişimlerde ve somut katkılarda bulunanları, “Görevleri olmayan boş işlerle uğraştıkları ve hiç bir şeyi değiştiremeyecekleri ve hiç bir şeyin değişmeyeceği” sözleriyle baltalamak..

İlacımız olacak düşünce tarzımız:

Şikayetten ve eleştirmekten başka bir şey yapmak..

“Bir kişinin söylemesi ve yapmasıyla ne değişir” dememek..

“Bir kişi bile söylemezse ve bir şey yapmazsa nasıl değişir” diye düşünebilmek..

Bir şeyleri farklılaştırabileceğine inanmak..

Doğruyu doğru şekilde söylemek ve bunun gücünün farkında olmak…

Toplumda yaşayan insanların, ancak çok az bir kısmı, insiyatif alıp, sorumlulukla bir şeyler yaparlar ve toplumda aktif rol oynarlar.

Büyük bir çoğunluk ise, sadece şikayet eder ve eleştirir..

Geriye kalan inanılmaz büyük bir kitlenin insanları ise, ya olan bitenin farkında değildir veya umursamaz..

İşte böyle bir ortamda, dünyanın fani ve birkaç senelik hayatından çok daha kıymetli olan milyonlar senelik bir ebedî hayatın anahtarı olan ve bitmeyecek bir saadetin kapısını açan iman hizmetinde karşılık beklemeden ve netice kaygısız bir gayret ve sebatla çalışan Risale-i Nur talebelerinin hizmetlerinin ve meslekî tarzının ne derece mümtaz olduğunu ben tariften aciz kalıyorum…

İşte maneviyat için olan bu idealist tavrı, dünyevî saadetimiz ve mesuliyetlerimiz için de aynı şekilde kullanmalı ve insanlığa İslam’ın yüksek ahlakî değerlerini bizzat yaşayıp yaşatarak ilan etmeliyiz…

Ediz Sözüer

1 tane yorum yapılmış

  1. Ediz SÖZÜER dedi ki:

    Şöyle bir düşünce var: “Hayatımıza giren kredi kartlarından dolayı mali kontrol açısından fiişin bir önemi kalmadı gibi.”

    Cevabımız: “Burada temel bir yaklaşım var. O yaklaşıma hayatımızda ihtiyaç olmayan tek bir alan yok. Ayrıca halen fiş (veya fatura) almak hatırı sayılır derecede önemli.. Pek çok büyük miktarda satın almalar ve hizmetler tamamen faturasız ve fişsiz cereyan ediyor. Mesela evinizi taşıyıp da arkasından fatura isteme imtihanını başarıyla veren kac babayiğit var? Adamlar alışmış, fatura istiyorsaniz kdv oranı kadar daha fazla ödersiniz diyorlar. Hadi isteyin faturanızı bakalım! Koca bir koltuk takımı için eft yapacaksiniz. Her şeyde anlaştınız. Sıra fatura istemeye geldi. Yine aynı muhabbet. Hadi buyrun. Önemi kalmış mı kalmamış mı siz karar verin!

Sende yorum yazabilirsin