Kıbrıs’ta Kur’an hizmetlerine ihtiyaç var

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde iman ve Kur’an hizmetleriyle alakadar olan, Kıbrıs İlim Kültür ve Hizmet Vakfı Başkan Yardımcısı Hüseyin Sağer Risale Haber’e konuştu. Üniversite yıllarındayken Risale-i Nur’ların kalplere nüfuz eden ihlaslı dersleri ve Kur’an ayetlerinin günümüz teknik ve sanayisinden haber vermesinden çok etkilendiğini belirten Hüseyin Sağer’le Kıbrıs’ın dünü ve bugünü hakkında söyleşi yaptık.

Sizi tanıyabilir miyiz?

1956 yılında Kıbrıs’ta doğdum. Ortaöğretimi Gazimağusa’da, yüksek öğrenimimi 1979’da Ankara Öğretmen Okulu’nda tamamladım. KKTC Turizm Bakanlığı ve öğretmen kadrosunda çalıştım. Emekliyim ve Kıbrıs İlim Kültür ve Hizmet Vakfı’nda yöneticiyim.

HARBİN İÇİNDE ÇOCUK YAŞLARDA SİPERLERDE GEÇİRDİĞİMİZ GECELER ÇOK SIKINTILIYDI

Kıbrıs Barış Harekatı dönemi size neler hatırlatıyor?

1974 barış harekatı öncesi dönemlerde ayrı bir toplum statüsünde bulunduğumuz halde Rumların baskı ve hakimiyeti altında birçok hürriyetlerden mahrum kalarak zor günler geçirdiğimizi hatırlıyorum. Özellikle harbin içinde çocuk yaşlarda siperlerde geçirdiğimiz geceler çok sıkıntılıydı. O zamanlar esir düşen, şehit olan arkadaşlarımızı halen unutamıyorum. Barış harekatı ise bize kurtuluş ve hürriyet kazandıran sevinç günlerimiz oldu.

Kıbrıs’ın iktisadi ve sosyal durumunu nasıl?

Gerçekleri söylemek çoğu zaman acı olabilir. Fakat saklayıp örtbas etmenin zarar ve vebali daha çoktur. KKTC’nin iktisadi durumu iyimser gözükmüyor. Anavatanın desteği kesilse ekonomimizin batacağını düşünüyorum. Çünkü tarım ve sanayisi gelişmemiş. Turizmi uluslararası ulaşımdan faydalanamadığından sektör olarak düşük kapasitede çalışmaktadır. Eğitim sektörü mevcut beş üniversite ODTÜ ve İTÜ kampüsleri sayesinde yüksek döviz getirisine sahip olduğu halde bu okullarımızda devamlı öğrenci kaybı yaşanmaktadır. Devletin mahalli gelirleri yerel giderlerini karşılayamadığından bütçe açıkları var. Kamuda fazla devlet memuru ve görevli istihdam edildiğinden personel maaş-ücret giderleri çok yüksek rakamlarda. Sosyal hayatta da refahın körüklediği kontrolsüz alkol satışları, emniyeti meşgul eden esrar kullanımı, okullardaki başarı seviyesinin düşmesi, yasalarla korunan betting-house ve kumar oyunlarının yaygınlaşması, intihar teşebbüsleri ve boşanma oranlarının artması gibi üzücü olaylar bizleri gerçekten müteessir etmektedir.

BENİ RİSALE-İ NUR SOHBETLERİNE GÖTÜREN VE REHBER OLAN SINIF ARKADAŞLARIMA ÇOK MİNNETTARIM

Risale-i Nurları nasıl tanıdınız?

Biz ortaöğretim süresince geleneksel ve örgün din eğitimi alamadığımızdan hem İslam dinini hem de söz konusu Risale-i Nur tefsirlerini ancak Türkiye’de yüksek öğrenim görürken etrafımızdaki dindar arkadaşlarımızdan tanıdık. Özellikle beni Risale-i Nur sohbetlerine götüren ve rehber olan sınıf arkadaşlarıma çok minnettarım. Ben Risale-i Nur’ların kalplere nüfuz eden ihlaslı dersleri ve Kur’an ayetlerinin günümüz teknik ve sanayisinden haber vermesinden çok etkilenmiştim. Bütün ömrüm boyunca Risale-i Nurların cazibesini hissetmekteyim.

ANTEPLİ NAZIM GÖKÇEK AĞABEYİN ÇOK EMEĞİ OLDU

Kıbrıs’ta Risale-i Nur hizmetleri nasıl başladı ve şu andaki durumu nedir?

Kıbrıs’ta istikrarlı ders yapılması 80’li yıllarda Kıbrıs’ta görev yapan arkadaşlarımın iştirakleriyle Lefkoşa’da açtığımız dershanemizle başladı diyebilirim. Özellikle öğretmen Halil Çokaklı ağabeyimizin askerlik sonrası Türkiye’ye gitmeyerek dershanede kalma fedakarlığını göstermesiyle çok istifademiz oldu. Hizmetler kendi çevremizde inkişaf etmeye başladı. Fakat Kıbrıslı arkadaşlarımızdan çok Türkiye’den gelen göçmenler ve gençler sahip çıktı. Bu arada bizlere bilhassa Antepli merhum Nazım Gökçek ağabeyin çok emeği oldu. Cenab-ı Hak ondan ebeden razı olsun. Benim Gazimağusa’da öğretmenlik yıllarımda gençler derslerimize katılmaya başladı. KKTC’de üniversitelerin açılmasıyla dershanelerimizde kalan talebe kardeşlerimizin sayısı çok arttı. Bu arada bazı din düşmanlarının aleyhimizdeki iftira ve saldırılarına sabrediyorduk. Şimdi ise Nurları çok vatandaşımız tanıdı. Bizim müspet iman hizmetimizi hem medya hem emniyet biliyor. Anavatandan devamlı gelip giden akademisyenler, ziyaretçiler ve hizmet ehli ağabey ve kardeşlerimiz sayesinde artık koordineli ve verimli programlar yapabiliyoruz.

ÇOCUKLARIMIZI TÜRKİYE’DEKİ KUR’AN KURSLARI VE İMAM HATİPLERE GÖNDERİRKEN ÇOK SIKINTILAR ÇEKTİK

Son zamanlarda Türkiye’nin de gündemini meşgul eden, Kıbrıs’ta din eğitimi ve Kur’an kursları ile ilgili tartışmları nasıl değerlendiriyorsunuz?

KKTC anayasasıyla din-ahlak dersleri devletin denetiminde yapılması izni gelinceye kadar çocuklarımız bu derslerden mahrum kaldı. Fakat Eğitim Bakanlığı bu dersleri okutacak öğretmen almadığı için Türkiye’den gelen din görevlileriyle yürütülmeye çalışıldı. İktidarın garazkar tutumlarıyla bu arkadaşlara çeşitli bahanelerle (ilahiyatçı değil-pedagojisi yok gibi) rahat görev yaptırılmadı. Bu arada Gazimağusa’daki tek Kur’an Kursu da polislerin soruşturmasıyla kapatıldı. Biz çocuklarımızı Türkiye’deki Kur’an Kursları ve İmam Hatiplere gönderirken çok sıkıntılar çektik. Sonraları TC Büyükelçiliğinin okullarda din dersi öğretmenlerini görevlendirmesiyle bu dersler istikrar kazanırken geçmiş hükümetlerden birisi liselerdeki normal din-ahlak derslerinin seçmeli statüye geçirme ihanetini bile yapmıştır. Birkaç yıl önce özellikle Türkiye göçmenlerinin çocuklarını Kıbrıs ve Türkiye’deki yaz Kur’an kurslarına gönderme teşebbüsü yayılınca bunu hazmedemeyen din düşmanı bazı sendika yetkilileri hadlerini aşarak bu kursları basıp çocuklarımızı tahkir ve rencide etmişlerdir. Bunların bu cürmü emniyet yetkililerine defalarca ihbar edildiği halde suçları hasır altı edilmiştir. Şimdiki durum ise; anavatanın teşviklerine rağmen yetkililer birkaç sendikacının yaygaralarından korkarak müftülüğün asli vazifesi olan Kur’an öğretmeyi yasal bir düzenleme yaparak halletmekten kaçıyorlar. Maalesef yazın açılan dini bilgiler kursunda Kur’an okutmak yasak(!)

Kıbrıs İlim Kültür ve Hizmet Vakfı uluslararası “Bediüzzaman’a Göre İman ve Ahlak” konulu paneller düzenlendi. Bunun hakkında bilgi verir misiniz?

İlki 2004 yılında Gazimağusa’da, ikincisi 2005, üçüncüsü 2011 yıllarında Girne’de olmak üzere İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın da işbirliği ile yapılan konferans ve panellerin vatandaş ve öğrencilerden rağbet gördüğünü söyleyebilirim. İzin alarak zor şartlarda gerçekleşen bu organizasyonlar halkın imana ve İslam alimlerine olan ihtiyacını ortaya çıkaran tezahürlerdir. Önceki yıllarda Kıbrıs’ta hürriyetlerin tam inkişafı, hakkı-hakikati araştırma meylinin yayılması, inançlı hayatın insana kazandırdığı huzur ve saadetin anlaşılması ile bu memleketin de aydınlığa kavuşacağı ümidindeyim. Tabiki bu da fedakar meslektaşlarımızın çalışmalarına bağlıdır. Evet, şu istikbal inkılabı içinde duyacağımız en gür seda İslamın sesi olacağı kanaatindeyim.

Bir mesajınız var mı?

Anavatandaki tüm ağabey ve kardeşlerimize evvela selam ve hürmetlerimizi iletiyor ve kendilerinden Kıbrısımız için hayır dualarını bekliyoruz. Cenab-ı Hak, Risale-i Nur dershanelerini Kıbrıs’ta Hala Sultan’ın verdiği nurlar gibi, tüm kasabalarda, tüm şehirlerde, tüm adada, bütün sınırları aşarak ve topyekün bu millet Allah’ı tanıyana kadar açtırsın ve bu asrın fehmine Kur’anın bir dersi olan Risale-i Nur’u hem bütün alemin hem bu toprakların kanun-u esasisi yapsın.

Ömer Çelebi / Risale Haber

Sende yorum yazabilirsin