Kurban kesimi sosyal bir yardımlaşmadır

Maddi durumu müsait olan Müslümanlar, Kurban Bayramında kestikleri kurbanla çevrelerinde bulunan ihtiyaç sahiplerine, komşu ve akrabalara kurban etinden ikramda bulunur. Kurban etinden yararlanan fakirler; zenginlere karşı hürmet ve saygı göstermeye başlar, dolayısıyla bireyler arasındaki kin ve adavet ortadan kalkar. Haset yerine; kardeşlik bağı perçinleşir. Böylece bayram mutluluğu hep beraber yaşanmış olur.

Hz. Muhammed (a.s.v.) yaşadığı sekiz bayramda da en az iki kurban kesmiştir. Bu da bizlere kurbanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Durumu müsait olanlar tek kurbanla yetinmeyip örnek timsali Peygamberimiz, (a.s.v.) gibi iki veya daha fazla kurban kesip çevremizde bulunan fakirlere, komşu ve yakınlarımıza kurban etini dağıtıp yardımlaşma ile birlikte sevgi ve samimiyeti gösterelim, gösterelim ki sulh çiçeği ebediyen solmasın, kimse kimseye dargın kalmasın, dostluğun ve barışın tek şartı bağışlamaktır. Onun için bağışlamayı bilelim ki dargın kimse kalmasın.

Efendimiz, (a.sv.) Medine çevresinde kıtlık olduğu senelerde, “Kimse evinde üç günden fazla kurban eti bulundurmasın.” Buyurmuşlar. Yani çevrede bulunan ihtiyaç sahiplerine yardımcı olunmasını istemiştir. Kıtlık bittiği sonraki senelerde ise bu üç gün müddetini kaldırmıştır.

Kurban kesmek, Şafiilerde sünnet-ı muekede, Hanefilerde ise vaciptir. Bu ibadetin faziletinden kaçınmamak, yardıma muhtaç fakir ve fukaraya en azında kurban eti ile yardım ellini uzatmak lazımdır.

Bayramlarda küskünler barıştırılır, kabir ziyareti yapılır, akraba, komşu ziyareti yapılır. Dolayısıyla, memleketimizin her yöresinde ayrı ayrı güzelliklerle bayram adet ve sevinçleri paylaşmaktadır. Geleneksel olarak hemen hemen her evde pişirilen bayram yemeği bayramlaşmaya gelenlere teberrüken ikram edilir. Bu yemek ikramı hem berekete, hem de bir nebze karşılıklı hal hatır sormaya vesile oluyor.

Görüldüğü üzere, bayramlar fakir ve yardıma muhtaç kimselere yardım elinin uzatıldığı, sevgi ve saygının artmasına vesile olduğu, dargın ve küskünleri bir araya getirdiği, dar-ı bakaya intikal etmiş kabirlerinden bir dua ve Fatiha bekleyenlere kadar uzanan güzel bir haslet ve güzel bir sosyal yardımlaşmadır.

Hulâsa, bayramlar Rabbimizin bizlere hediye ettiği maddi manevi hasılat için mümbit bir zemindir. Bu mübarek gün ve gecelerin şükrünü eda edebilmeyi, yapılan ibadetlerin mükâfatını ihsan etmeyi Yüce Mevlâ’mızdan niyaz ediyorum.

Rüstem Garzanlı

08.09.2016

Sende yorum yazabilirsin