Kurban ve Gazoz

Bu yazı başlığını görünce yadırgayıp;
“- Kurban ile gazoz arasında ne alâka var?”  diyeceklerin çok olacağını biliyorum.
Ben de, onlarla aynı kanaatteyim:
“- Kurban ile gazoz arasında ne alâka var?”
Fakat; ben değil, bazı kişiler kurban ile gazoz arasında yanlış bir alâka kurmaya çalıştıkları için, burada bu konu üzerinde duruyorum.
Bu yıl (2017) Eylül ayının ilk günü başlayan bir Kurban Bayramı’nı daha yaşadık. Her Kurban Bayramı’nda gördüğümüz şeylerden biri de şu oldu: Kurban Bayramında, Müslümanlar tarafından gazozlar daha çok içilmektedir.
 
Sadece Kurban Bayramlarında değil; Ramazan ayları içinde, iftar sofralarında ve Ramazan Bayramlarında da öyle.
Bu dinî bayramlarımız yaklaşınca, ülkemizdeki marketlerin ve bakkalların gazozlarla daha fazla dolu hale geldiği dikkati çekmektedir.
“- Niçin?”  diye sorsanız;
“- Ramazan’da, iftarda ekseriya yenilen çeşitli ve ağır yemekleri hazmedebilmek için.”  derler.
Kurban Bayramı’nda da bu mevzuda Ramazan ayında söylenenlere benzer şekilde bir savunma yapmaya çalışarak ve hattâ içilen gazozun markasını da söyleyerek
“- Kurban eti, gazozla daha iyi gider (yenilir)..” diyenler olur.
Ayrıca, bayramlaşmak için gelenlere yapılan ikramlarda gazozlara da yer verilmesi ekseriya ihmal edilmemeye çalışılır (!).
Bir dinî bayram gününde, çalıştığım üniversitenin İlahiyat Fakültesi’nin öğretim üyelerinden birinin evine bayramlaşmak için gittiğimde, onun bile gelenlere gazozun da içecek olarak yer aldığı ikramda bulunduğunu görünce bu mevzuda bildiklerimle bir şeyler söylemeye çalıştığımda, o ikramı yapan ev sahibinin misafirleri önünde kendisini bu mevzuda tenkit etmemem için eliyle bana susmamı işaret ettiğini hatırlıyorum.
Allah’ın yasaklamadığı yiyecek ve içecekleri haram saymanın da,  Allah’ın yasakladıklarını helal saymak gibi yasak ve haram olduğunu ben de biliyorum. Fakat ayrıca dinî mevzularda bildiğini gerektiği hallerde söylemekten kaçınmanın ve gizleyerek söylememenin yasağını da biliyorum!
 
Modern hayatta, “Müslüman” olduğunu söyleyenler arasında, Allah’ın insanlar için koyduğu şeriatını çeşitli mevzularda kendi yaşayış tarzına uydurmaya (!) çalışanların misallerine çok rastlanmaktadır. Günlük hayattaki konuşmalardan, yazılı, sesli ve görüntülü medyadan, sosyal paylaşım sitelerinden buna dair çok sayıda misaller verilebilir.
Bu mevzuda verilebilecek misallerden bazıları da, yiyecekler ve içeceklerle ilgili olmaktadır.
Halbuki Allah’ın biz insanlar için koyduğu şeriatını kendi yaşayış tarzımıza uydurmaya çalışmak yerine, kendi yaşayış tarzımızı Allah’ın biz insanlar için koyduğu şeriatına uydurmaya çalışmalıyız!
         
Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü’ne göre “Kurban” kelimesinin manâsı, “Allah Teâlâ’ya yaklaşmak için fedakârlık nişanesi ve şükran ifadesi olmak üzere Müslüman, âkil, bâliğ, hür, mukim ve kurban nisabına malik kişilerce kesilen özel hayvan.” 1 olarak verilmektedir.
Bu dinî manâsı için kesilmiş Kurban etini yerken, onun yanında “Kurban eti, gazozla daha iyi gider (yenilir)..”  diyerek (çok az istisnaları hariç) genel imal usulünde dışarıdan kastî şekilde sarhoşluk verici etil alkol ilavesiyle yapılmış olan gazozları içmenin, Allah’ın biz insanlar için koyduğu şeriatına uygun olduğundan emin miyiz ve kurban eti yerken onun yanında o gazozları da içmek, kurban ile Allah’a yaklaşabilmemiz ihtimalini acaba daha çok mu arttırıyor?
Gazozlar ile ilgili daha önce bu dergide “Helal Gıda Hatıraları” ana başlığı altında geniş şekilde açıkladıklarıma göre, o ihtimali arttırmaz aksine azaltır!
Çünkü ilgili Türk standardında ve gıda kodeksinde, bileşiminde bulunabilmesine müsaade edilmiş kimyasal madde cinsleri ve miktarları bildirilmiş olan gazozlar genel olarak (istisnası çok azdır), az da olsa, “dışarıdan” içine alkol (sarhoşluk verici özelliği sebebiyle bir damlasının bile vücuda alınması haram olan etil alkol) ilavesiyle yapılırlar.
Bu, gazozların sır olmayan (istisnası çok az olmakla beraber) genel üretim metodudur. Ancak İslâmî hassasiyeti olan bir gazoz üreticisi, dışarıdan kastî bir işlemle bileşimine dahil edilmiş ve bir damlasının bile vücuda alınması haram olan sarhoşluk verici etil alkolün ilavesiyle değil, onun yerine tat ve koku verici yağ cinsinden esansları suda çözünür hale getirebilen ve vücuda alınması haram bir madde olmayan “ propilen glikol” gibi bir gıda katkısını çözücü olarak kullanmak suretiyle helal gazoz imali yapabilir. Bu şekilde helal gazoz yapanlar da, gazoz şişelerindeki etiketlerine “Alkolsüz” kelimesini yazarak bunu belirtirler. 
                                                                         
“Çoğu sarhoş edenin, azı da haramdır.” hadisini naklettikten sonra bunun ardından;
 “- Gazoz içerek sarhoş olana hiç rastlanmamıştır.” demek suretiyle gazozları bir içecek olarak fıkıh bilimine göre aklamaya çalışanlar, ya gazozların yukarıda bahsedilen dışarıdan kastî bir işlemle bileşimlerine sarhoşluk verici etil alkolün ilavesiyle ilgili genel imal usulünü bilmemekte veya bunu bildikleri halde “sarhoşluk verici etil alkolün dışarıdan ilave edilmiş olduğu gazozların müptelâlıkları”ndan vazgeçmemek maksadıyla, Allah’ın insanlar için koyduğu şeriatı bu mevzuda kendilerine uydurmaya çalışmaktadırlar!
İlgili hadiste bahsedilen “çoğu” kelimesini sadece; “içilenin kendisinin çoğu” manâsında nazar-ı itibara alarak ona helallik fetvası vermeye çalışmak, bu iki sebepten biriyle ilgili olabilir.
Halbuki ilgili hadiste bahsedilen “çoğu” kelimesinin,  “imali esnasında kasdî bir işlemle içine dışarıdan ilave edilen sarhoş edici kimyasal maddenin çoğu” da olabileceği çok açıktır.
İmal edilirken sarhoş edici etil alkolün dışarıdan kasdî bir işlemle içine ilave edildiği gazozların müptelâlığı içinde, Peygamberimiz (s.a.s.) zamanında bulunmayan ve modern hayatta bazı Müslümanlar tarafından da çok tüketilen gazoz içecekleri ile ilgili olarak, “Çoğu sarhoş edenin, azı da haramdır.” hadisine lastikli yorumlar yapmak suretiyle o içeceklerin tüketimine bizzat devam ve başkalarına da tavsiye mi, yoksa en azından onu “şüpheli” olarak nitelemek suretiyle de olsa onu tüketmemek ve tüketimini tavsiye etmemek mi İslâm’ı yaşamakta ihtiyata, Allah’a kulluğa ve takvâya daha uygundur?
Çünkü, kesin değil de şüpheli bile olsa, “şüpheliden sakınmak” da bir hadiste tavsiye edilmektedir.
Daha önce bu dergide “Helal Gıda Hatıraları-5” ana başlığı altında da naklettiğim, şüpheliden sakınmayı tavsiye edenBuhâri, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, Kudât, İbni Mâce, Darimî ve  Ahmed b.Hanbel’in sahih hadis kitaplarında alan  mühim ve meşhur bir hadis, mealen şöyledir:
 
Nu’man İbni Beşir radiyallahü anhümâ’dan; Rasûlullah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu işittim:
“Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir. Bu ikisinin arasında halkın birçoğunun helal mi, haram mı olduğunu bilemediği şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan her kim sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur.
Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise, gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü, başkasına ait bir arazinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu araziye girme tehlikesi vardır.
Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arazisi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arazisi de haram kıldığı şeylerdir.
Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur; bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası,  kalptir.
                                                                      
“Çoğu sarhoş edenin, azı da haramdır.” hadisini bir içecekte bulunan maddelerden tamamen bağımsız şekilde “sadece o içeceğin kendisinin çoğunun sarhoş etmemesi olarak helalliği” mevzuunda nazar-ı itibara almak, bu mevzuda hiyel (hileler)2 kapılarını da açmaz mı?
Şöyle ki:
Hadiste bahsi geçen bir içeceğin “çoğu” kelimesinden,  herhangi bir çokluk miktarı değil; onun ancak “bir oturuşta art arda, bardak bardak üstüne, en fazla içilebilecek miktarı” kastedilmiş olabilir.
Buna göre, bir insan meselâ: 
“-Bir oturuşta en fazla bir litre içeceği içebiliyorum.” diyerek, bir litre miktarındaki içecekte bulunan alkol miktarı kendisini sarhoş edebilecek miktardan az olacak şekilde, her türlü alkollü içkiyi (şarap, rakı, votka, şampanya, cin, kımız, bira, çeşitli likörler..vd.) üzerine su katmak suretiyle bir litreye kadar sulandırsabu bir oturuşta art arda bardak bardak içebileceği en fazla miktara kadar “sulandırılmış alkollü içkiler”in az miktarlarını içmek, ona “helal” mi olacaktır?
Gerekli ve yeterli bilgiye de sahip olduğu halde ve kastî olarak bu hileyi “helal” saymak; uymakla mükellef olduğumuz Allah’ın şeriatına uymak yerine, o şeriat hükmünü (Hâşâ) “sulandırmak” gayreti değil de nedir? 
Hiçbir Müslüman bu mevzuda kendi kendisini aldatmaya çalışmamalıdır!
Bunun için “Kurban”daki “Allah’a yakınlaşmak” manâsını da, Kurban etini yerken beraberinde içtiği, ve imali esnasında dışarıdan ilave edilmiş sarhoşluk verici etil alkolü az da olsa ihtiva eden gazozlarla “sulandırmamalıdır”.
Öyle bir zamanda ve ülkede yaşıyoruz ki, Müslümanlar arasında bile yalnız Ramazan iftarlarında, Ramazan Bayramları’ndaki ve Kurban Bayramları’ndaki bayram  ziyaretlerinde ve kurban eti yerken değil; her yemekte:
“- Ben (falan marka) gazoz olmadan yemek yiyemem.”  diyenlere de maalesef çok rastlanmaktadır.
Bu kişiler, acaba “daha iyi hazmetmek” endişesi için mi kendilerini böyle yemek yemeye şartlandırmışlardır?
 
Onların kendilerini böyle bir yanlış “şartlandırmaları” varsa, buna karşı ben de bir “helal çözüm” verebilirim:
Kitap piyasasında en çok satılanlar, yemek kitaplarıymış; ev kadınları bu kitapları alarak ev işleri arasında en çok sevdikleri ev işi olan yemek yapmakla ilgili olarak, çeşitli yemeklerin tariflerini öğrenirler ve yaparlarmış.
Madem öyledir; onlara hep çeşitli çorbaların, ana yemeklerin, pastaların, kurabiyelerin, tatlıların, keklerin, vd. tariflerinden başka; ben de değil sadece ev hanımlarının, onların küçük çocuklarının bile çok kolaylıkla yapabilecekleri “helal ev gazozu” tarifi verebilirim. O tarifim şöyledir:
Bir su bardağı içinde biraz şekerli su yapın, onun içinde, marketlerde ve bakkallarda  ekserıya 90g.lık küçük poşetlerde yaklaşık 2 TL gibi bir fiyatla “Karbonat” adıyla satılan, kimyadaki asıl ismi “Sodyum bikarbonat” olan (E500 kodlu gıda katkısı) beyaz toz halindeki maddeden biraz eritin.
Aynı büyüklükteki diğer bir su bardağının içine de limon, portakal, mandalina, vişne, kivi, vb. gibi asitli olmaları sebebiyle ekşi tattaki meyvelerden birinin suyundan biraz koyun. Daha sonra da  içinde “karbonat” ve şekeri suda  çözmüş olduğunuz su bardağındaki sıvı hacmi kadar boşluk bırakarak, üzerine soğuk su koyun.
Şeker ve “karbonat”ın sudaki çözeltisinin  bulunduğu birinci su bardağının içindekini, ikinci su bardağına boşaltın.
Bu şekilde, kapağı yeni açılmış gibi köpüklü bir meyveli gazozu, siz de evinizde yapmış olursunuz.
Helal ve küçük çocukların bile kolayca yapabileceği ve yapması da içmesi de çok hoşlarına gidebileceği bu içecekte, alkolde çözülerek gazoz ana çözeltisine dışarıdan ilave edilmiş “meyve aroması” (esansı) değil, tabiî ve helal meyve suyu kullanılmış olmaktadır.
 
Evde, “kolalı gazoz” benzeri helal bir içecek yapmak istenirse, bu defa da asitli meyvelerden birinin suyuna meyan kökü şurubu da ilave ile o bardağa doldurulabilir.
Anlaması için gerekli en az kimya bilgisi olmayanlara bu gazoz imal şeklinin kimyasal izahı lâzım değildir; fakat meraklısı için, kısaca o kimyasal izah da şöyle yapılabilir:
Bakkallarda ve marketlerde “Karbonat” adı altında satılan ve kimyadaki ismi “sodyum bikarbonat olan madde, diğer bikarbonat bileşikleri gibi, sıcakta veya bir asitle muamele edildiğinde karbon dioksit çıkışıyla bozunur. 
Limon, portakal, mandalina, vişne, kivi, vb. gibi ekşi meyvelerde ekşiliğin sebebi meyve asitleridir; bu asitler de,  bakkallarda ve marketlerde “Karbonat” adı altında satılan ve E500 kod adlı bir gıda katkısı olan “Sodyum bikarbonat”la karbon dioksit gazı çıkışıyla meydana gelen bir kimyasal reaksiyon verir; iki ayrı bardaktaki sıvının karışımıyla husule gelen karbon dioksit gazı çıkışıyla köpüğün sebebi budur.
Ticarî gazozların kapağı açılınca çıkan köpükler de, basınçlı olarak şişelere veya alüminyum kutulara doldurulurken suda basınçla çözünmüş karbondioksit gazının,  üzerindeki atmosfer basıncından daha fazla olan o basınç kalkınca, suda çözünmüş halinden çıkıp gaz haline geçerken hasıl ettikleri köpüklerdir.
Hem ticarî gazozların kapağının açılmasıyla meydana gelen köpüklere ve hem de  burada tarifi yapılan ev gazozlarının köpüklerine, gazoz çözeltisinden çıkan karbon dioksit gazı sebep olur.
Bu açıklamalardan ve verilen ev gazozu tarifinden sonra belki
“-Burada tarifini yaptığım ev gazozlarında (falan markalı) gazozun lezzeti yok.” 
diyebileceklere;
“-Sizce, damak lezzetinden daha önemli bir şey yok mu?”
sorusu yöneltilebilir.
Yemekte ve sair zaman içilen gazozların, imali esnasında içinde az da olsa dışarıdan kastî şekilde ilave edilmiş ve sarhoşluk verici olduğundan bir damlası bile haram etil alkollü ve markalı, şişeli veya kutulu; fakat daha da lezzetli mi olması lâzım?
Allah’ın rızası, o markalı, içinde özel olarak seçilmiş çeşitli tat ve koku verici esanslar bulunduğundan belki daha lezzetli; fakat en azından “şüpheli” gazozları içmekle mi kazanılır; yoksa, haramdan veya en azından da olsa, şüpheliden kaçmakla mı?
Prof. Dr. Mustafa Nutku
www.NurNet.Org
———————————————————————————
1”Fıkıh ve Hukuk Terimleri”, Prof.Dr.Mehmet ERDOĞAN, Ensar Neşriyat
 
2İstilahta: Amel ve tasarrufları şeklen ve zahiren fıkha uygun düşürmek, yasak olan şeyleri görünüşte meşru olarak yapabilmek için bulunan yollar, çareler, çıkış yolları. A.g.e.

Sende yorum yazabilirsin