Mehmet Görmez, Nurs Mevlidi’ne Katıldı

Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde gerçekleştirilen ve yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı mevlit programına ilk defa bir Diyanet İşleri Başkanı’nın katıldığı belirtildi.

Nurs Platformu adına konuşan Sabri Okur yaptığı açıklamasında, “Bu mevlidi 5 yıldır tertip ediyoruz. Risale dünyayı aydınlatan, küfrü mutlakın bel kemiğini kıran, Kuran hakikatlerini bu asrın fehmine göre izah ve ispat eden bu eserlerin müellifi Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu köyde dünyaya gelmişti. Şimdi dünyanın her yerinde Risale-i Nurları okunuyor ve Üstad Bediüzzaman tanınıyor. Eserleri tahminen 50’nin üstünde dile çevrilmiştir. Buraya kadar gelen herkese teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

hizan.nurs.mevlidi

Program Kur’an-ı Kerim okunması ile başladı. Daha sonra Said Nursi’nin talebeleri ve onu tanıyanların anıları dinlendi. Mevlitte bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, sözlerine “Bağrından büyük bir Kur’an hizmetkarını, büyük bir alimi, büyük bir iman muallimini çıkaran Nurs köylülerine selam ediyorum” diyerek başladı.

Görmez konuşmasında bu coğrafyanın her yerini bir horhor medresesine dönüştüren Bediüzzaman Said Nursi’ye rahmet dileyerek sözlerine başladı. Görmez şunları söyledi:

“Alemi İslam’ın en çok ihtiyaç duyduğu, ancak 80 yıllık hayatını vakfettiği 3 şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kur’an’ın tefsiri mahiyetindeki bütün tefsirleri okuduğunuzda Risale-i Nurlar’ın da Kuran’ın tefsiri niteliğinde olduğunu görüyoruz. 80 yıllık hayatında her sözünde aşıladığı umut, gelecek nesillere armağanlarından bir tanesidir. Müslümanların tespih tanesi gibi dağıldığı zamanlarda, varlık mücadelesi verildiği zamanlarda ‘Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılabı içinde en güçlü ses İslam’ın sedası olacaktır.’ Bugün öyle bir zamandan geçiyoruz ki, yeryüzüne selam getiren bir din, yeryüzünde buna engel olarak gösterilmek isteniyor. Böyle bir dünyada dahi etrafınızdaki bütün gençlerin kulağına İslam adına ortaya çıkan uydu hareketler, bütün zulümler sizleri asla ümitsizliğe sevk etmesin. Çünkü İslam tabiatın dinidir. Kainatın dinidir.”

Görmez, toplumun ihtiyaç duyduğu ikinci önemli şeyin ise ihlas olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: “İkinci paylaşmak istediğim önemli şey ise bugün en çok muhtaç olduğumuz ‘ihlastır.’ Her 15 günde mutlaka okunmalıdır dediği gibi İhlas Risalesi’nde talebelerine en büyük dersi öğretir. İşte her şeyi özetleyen cümleler samimiyettir. Güç sevdası olmamalıdır. Hiç kimse dinin sahibi değil. Bizler dinin sahibi değil, hizmetkarıyız. Said Nursi İslam dünyasının içine düştüğü ihlassızlığı da şöyle ifade eder. Bu musibet zamanında ihlası kaçırdığınızdan ehli hakkın bu zillet ve mağlubiyetine sebebiyet verdiniz. Kıskançlık ve hasedin sebebi bir tek makama birden çok kişinin talip olmasıdır. Bir tek ekmeği çok midenin istemesi sebebiyle kıskançlığa düşerler. Bir varlığa birçok kişinin talip olması haset ve kıskançlığa neden olur” şeklinde konuştu.

Görmez, üçüncü hususun ise, birlik ve beraberlik olduğunu söyledi. Görmez konuşmasında şunlara değindi: “Üçüncü husus ise, birlik, beraberlik ve kardeşliktir. İmanda tevhit, kalplerde tevhidi ihtiva eder. 30 yıldır bu topraklarda kardeş kanı döküldü. Kıblemiz bir, namazımız, devletimiz, memleketimiz bir. Bine kadar bir. Bu kadar birler ittifakı ve kainatı birbirine bağlayacak manevi zincirler olmasına rağmen örümcek ağı gibi sebepsiz şeyleri tercih edip mümine karşı kin bağlamak, o kadar esvabı muhabbete karşı ne derece bir zulüm olduğunu kalbin ölmemişse anlarsın.”

Görmez sözlerini, 1950 yılında dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki’nin Said Nursi için söylediği sözleri ile tamamladı. Görmez, “Ahmet Hamdi Akseki Diyanet İşleri Başkanı iken Said Nursi için şunları söylemiş. ‘Ey medresede arkadaşım. Ders halkalarında kardeşim. Kur’an’ın hakikatlerini genç nesillere anlatmak için bu eserlerin sahibi sensin.’ Bu sözlerin karşısında Said Nursi’nin cevabı ise, Ahmet Hamdi Akseki’ye görevini hatırlatarak, ‘dinsizlik cereyanının revaçta olduğu dönemde Diyanet dairesinin vazifesidir’ demiştir. Sadece kitap neşretmekle olmaz. Birçok eserlerle birlikte ihlas Risalesi hutbelerde, sohbetlerde neden anlatılmasın, neden okunmasın? Bu 70 yıllık bir gecikmemizdir. Bunu Allah bizlere nasip etsin. Mühim olan neşretmek, okumak değil, oradaki fazileti hayatımıza aktarmaktır. Bu organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Programa, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Haluk Dursun, Bitlis Valisi Orhan Öztürk, Van Valisi Nezih Doğan, Hizan Kaymakamı Sedat İnci, Said Nursi’nin talebeleri olan Mehmet Fırıncı, Hüsnü Bayram, M.Said Özdemir, Ali Sert ve yaklaşık 5 bin katıldı. Program yapılan ikramların ardından sona erdi.

Vahit Olcay / İHA

www.iha.com.tr

Döneme ait bir hatıra:
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, 1950’li yılların ikinci yarısında Risale-i Nur’ların Diyanet İşleri Başkanlığınca basılmasını ister.
Başbakan Menderes DP Isparta Milletvekili Tahsin Tola yolu ile dönemin Diyanet İşleri Başkanı Eyüp Sabri Hayırlıoğlu’na bir emir gönderir ve Risale-i Nur’ların Diyanet eli ile basılmasını ister..
Fakat bazı gizli güçler (!) Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın bu kat’i emrine rağmen Risale-i Nur’ların Diyanet tarafından basılmasını engeller.

Başbakanlık Başmüsteşarı, Menderes’in bu emrini iletmeye gelen başkan Hayırlıoğlu’na şu tehdit edici soruyu sorar: “Bediüzzaman Said Nursi ismi, bu eserlerin basılmaması için yeterli sebep değil mi?”

Olayın birinci düzeyde muhatabı ve yaşayanı merhum Mustafa Türmenoğlu Ağabey olayın devamını bana şu şekilde aktarmıştı:
“Bu ifadeleri Üstadımıza bildirdik; Üstad bize derhal ikinci bir emir gönderdi;
“Bu azim sevap onlara nasip olmayacaktır, siz basacaksınız!”
Ve Risale-i Nur’lar iki genç hukuk talebesinin fedakâr elleri ile Ankara’da basılmaya başlanır.