“Mimsiz medeniyet kadını mebzul metâı yapmış”

Diyarbakır’dan-Şanlıurfa’ya giderken otobüsümüz Siverek Şehirlerarası otobüs terminalinden yolcu almak üzere beş dakikalığına uğradı, terminalden otobüse binen yaşlı bir teyze ile gelini sağımda boş bulunan koltuklara oturdular. O arada kızını yöresel kıyafetiyle yolcu etmeye gelen şefkatli anne, parmak işaretiyle sessizce evlâdını yanına çağırdı.

Kız, “hayırdır anne?” dedi.

Gözlerinden nur saçan anne, tebessüm ederek; Hazreti Muhammed’in (asm), kızı Fatıma’ya gelin olurken yaptığı nasihatten, manen ders ve talim alan anne: “Evlâdım, kocanın kıymetini bil, ona saygılı ol,” dedi.

Kız: “Tamam anne, tamam.” dedi.

Bir annenin böylesi ahlâk-ı hasene ile kızını evinden uğurlarken verdiği öğüt kadar mânidar bir hediye olamaz. Böylesi şefkat kahramanı annelerin davranışları, ailede sevgi ve saygıyı arttıran en önemli adımlardır. Diğer tarafta mimsiz medeniyetin hevesatları ile alude olan bazı anneler bu hususu göz ardı ederek, kızlarını itaatsizliğe ve neticede aile düzeni bozmaya dâvet ediyorlar.

Rivayet ediliyor ki: Zaman-ı saadette, bir gece susayan bir koca, hanımından su ister, hanımcağız su getirinceye kadar kocası uykuya kalır. Ellinde su tası ile sabaha kadar kocasının uyanmasını bekler. Sabah beyi uyanınca, elinde su tası ile ayakta bekleyen hanımına, “hanım hayırdır niye ayakta bekliyorsun?”

Hanım: “Gece benden su istedin, suyu getirinceye kadar sen uyumuştun, uyandırmak istemedim, şimdiye kadar uyanmanı bekledim.” Asr-ı Saadette, elinde su tası ile sabaha kadar kocasının uyanmasını bekleyen bir hanımın saygısı; günümüzde kocasına saygıdan kusur edenlere dikkat çekici bir mesaj olsa gerek.

Asrın sarrafı, Hazreti Bedîüzzâman, Risâle-i Nur’un Bahr-i ummanından kadınlarla ilgili şöyle diyor: “Kadınlar yuvalarından çıkıp, beşeri yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli. Mimsiz medeniyet, taife-i nisayı yuvalarından uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metâı yapmış. Şer’-i İslâm onları Rahmeten dâvet eder, eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayatı âilede..” 1

Efendimizin (asm) mübârek nasihatleri ile konuyu kapatmak istiyorum.

Fahr-ı âlemin medar-ı iftiharı, rehber-ı ekmel, Hazreti Muhammed’in (asm) kızı Fatıma gelin olurken, şu nasîhatlerde bulunmuşlardır:

”Kızım kendini temiz tut! Devamlı Rabbini zikret. Efendin sana baktığı zaman senden memnun olsun, büyük ferahlık duysun. Gözlerini sürmele, sürmele kadınlarının ziynetidir. Kızım! Kocan sana baktığı zaman gözlerini ondan ayırma; sen de mukabele et. Böyle yaparsan sevgin fazla olur. O başka tarafa bakarken, sen onun yüzüne bak. Bunun büyük mükâfâtı vardır. Güzel bakışlarınla, güler yüzle onu takip edip memnun etmene bir ay nâfile orucu sevabı yazılır. Kocanın yanında sessiz ve ilgisiz durma. Onun hoşlandığı şekilde güzelce söyle ki, sana muhabbet etsin. Kocanın hatâlarını başkalarına söyleme, eğer söylersen, Allah Teâlâ sana gazap eder. Sonra melekler, peygamberler ve nihâyet kocan sana gücenir.”

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimizin (asm) bu mübârek sözleri bütün insanlık için geçerlidir. Böyle bir reçete uygulandığında, karı koca arasında sevgi, saygı, yardımlaşma, dayanışma, birlik, beraberlik ve güven sağlanmış olur.

Rüstem Garzanlı

18.07.2016

Cenab-ı Allah tüm İslam alemini bela ve müsibetlerden korusun. Vakî olan bu şer odaklarından milletimizi muhafaza etsin. 15 Temmuz “Milettin Zafer bayramı” şer odakların hüsranı olmuştur!…
Asrın müceddidi,Bediüzzaman diyor ki: Rahmet-i İlahiyeden ümid kesilmez. Çünki: Cenab-ı Hak, bin seneden beri Kur’anın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini, muvakkat arızalarla inşaallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir…”(Mektubat sh: 326)

Dipnotlar:

1-Sözler, Lemaât,

Sende yorum yazabilirsin