Mustafa Sungur İçin Ne Dediler ?

26 Eylül 2012’den beri Fatih Üniversitesi Sema Hastanesi Yoğun Bakım ünitesinde yatan Sungur’un ölüm sebebi multi organ yetmezliği olarak açıklandı. Risale talebesi Sungur’u ölümünden 15 dakika önce ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, vefat haberinin ardından “Ülkemizin manevi hayatına, bilhassa iman hakikatlerinin anlatımına büyük emekleri geçen büyük şahsiyetlerden birini kaybettik. Baki hakikatler fani şahsiyetler üzerine bina edilmez ama insanlar hizmetleriyle bakidir. Cenabı Hak, hizmetlerini baki kılsın.” ifadelerini kullandı.

Mustafa ağabeyin cenaze namazı bugün ikindi namazından sonra Fatih Camii’nde kılınacak ve daha sonra Eyüpsultan Kabristanı’na defnedilecek. 17 yaşındayken Üstad’la tanışan Mustafa Sungur, Bediüzzaman Hazretleri tarafından, “Nur Kahramanı” olarak tanımlanıyordu.

Zaman gazetesinde yer alan habere göre; Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden ve Mustafa Sungur’un arkadaşı Mehmet Fırıncı, “Sungur ağabey, sadık bir kahramandı. Kelimelerle anlatmak mümkün değil. O İslâmiyet’in bir nuru, sadık bir kahramanıydı. Hazreti Bediüzzaman onun için “Sen kanaati nur olmaya mecbursun. Benim hayatım senin hayatın olacak.” derdi. Üstad Hazretleri sürekli bize onu anlatırdı. Hakikaten de Sungur ağabey Üstad Hazretleri’nin hayatını birebir 50 sene yaşadı. 1 hafta kendisini görmedik mi ruhi sıkıntı içine girerdik. Artık inşallah cennette birlikte oluruz.” şeklinde konuştu.

Üstad’ın talebelerinden Abdullah Yeğin ise, “Allah, Mustafa ağabeyden razı olsun. Fenafil nur bir insandı. Hizmetlerde fani olmuş birisiydi. Allah, Risale-i Nur’u şefaatçisi yapsın. Mustafa ağebeyin şefaatini de bizlere nasip etsin.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da Sungur’un ilerlemiş yaşından dolayı hafıza sorunu yaşadığını söyledi. Tarhan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı zamanlar namaz vakitlerini dahi karıştırdığı olurdu. Ama ne zaman Kur’an hakikatleri mevzu bahis olsa o zaman başka bir kişi oluyordu. Sanki hafıza sorunu yaşamayan birisi karşımızda duruyordu. Risale-i Nur’lardan o kadar net parçalar anlatıyordu ki Bediüzzaman’ın talebesi olmanın hakkını veriyordu.”

Zaman gazetesi

Sende yorum yazabilirsin