Niçin Kiminin Rızkı Bol Kiminin Dardır?

Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Zeki Duman, “Niçin kiminin rızkı bol kiminin dardır?” sorusuna, rızkın daraltılmasının bazen imtihan bazen de kulun, Rabbine karşı itaatteki kusur ve isyanları sebebiyle olduğu cevabını veriyor. Duman, bolluk ve darlığın kazanılmış veya kaybedilmiş bir imtihanın karşılığı olduğunu söylüyor.

Er-Rezzak olan Allah, yer sofrasında yiyecek, gök sofrasından ise yağmurlarla içecekler sunar. Kıpırdayan her canlının rızkı Allah’ın katında saklıdır. Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Zeki Duman, rızkın daraltılmasının bazen imtihan bazen de kulun, Rabbine karşı itaatteki kusur ve isyanları sebebiyle olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Duman, rızkı; hayatın sağlıklı ve mutlu bir biçimde sürdürülebilmesi ve ahirette gerçek mutluluğa erebilmek için gerekli olan her şey olarak değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Rızkın daralacağını, ancak kesilmeyeceğini söyleyen Duman, rızkın sadece ölüm ile sona ereceğini ifade ediyor. Rahmeti taksim etmenin Allah’a ait olduğunu dile getiren Duman, “Âdemoğlunun rızkı, Yüce Mevla tarafından ezelisi ile bilinmiş ve takdir edilip yazılmıştır. Takdir mutlaka hikmete binaendir; sebepsiz değildir. Ana rahmindeki kırk günlük ceninin dahi rızkı bellidir ve sahiplerine ulaştırılmak üzere müvekkel meleklere tevdi olunmuştur. Sebep kul ve fiilleri olmakla beraber, rızkı veren de Allah, alan da Allah’tır; daraltan da O, genişleten de O’dur.” diyor.

Prof. Dr. Duman’a göre kiminin zengin kiminin de fakir olmasının sebepleri arasında imtihan ve kulun Rabbine itaatteki kusurları ilk sırada geliyor. Ayet-i Kerime’de ‘Biz sizi elbette biraz korkuyla, biraz açlıkla; biraz da mal, evlat, can ve ürünlerden noksanlaştırmakla deneyeceğiz; sabredenleri müjdele‘ buyruluyor. Nimetlere şükür, rızkı artırdığı gibi nankörlük de daraltıyor. Bazen de rızkın artması hayra alamet değil. Kur’an-ı Kerim’de bu husus zalimlerin zulmü oranında dünyevi ve uhrevi cezalarının artması, adım adım felakete götürülmesi olarak değerlendiriliyor. Öte yandan rızıkta bolluk küfre ve dalalete götürecekse, Allah has kullarının hayrı için her kimseye bol rızık vermiyor. Rızkın dar veya bol olmasının diğer bir sebebi de sosyal hayatın sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi adına erzakın farklı olarak paylaşımı. İnsanların rızkı “birbirlerinin işlerinde çalıştırsınlar diye...” birbirlerine muhtaç olacak şekilde taksim ediliyor.

Duman, zenginlik ve yoksulluğun hiçbir zaman bir insanın iyi ya da kötü olduğunun göstergesi olamayacağına da dikkatleri çekiyor. Duman, “Kendisi doğru yolda olmadığını bildiği halde, içinden bir sesin; şayet doğru yolda olmasaydın Allah sana bunca serveti verir miydi?’ demesi rahmani değil, şeytani bir sestir. Bolluk ve darlık kazanılmış veya kaybedilmiş bir imtihanın karşılığıdır” diye konuşuyor.

Mümin, Allah’a mütevekkil olmalı

Duman, verilen nimetlere karşı insanlara birtakım vazifeler düştüğünü söylüyor. ‘Bilinç sahibi müminin aynı zamanda Allah’a mütevekkil olması gerekir‘ diyen Duman “Kişi, öncelikle yapması gerekenleri azami derecede kusursuz ve eksiksiz olarak yapmalı, sonra da Allah’a tevekkül etmelidir. Rızık için çalışmak, dinimizde ibadettir, salih ameldir.” diyor.

Nimetin değerini bilmek ve şükretmek rızkı bollaştırır

Komşularla iyi geçinmeli.

Anne-babaya iyilik etmeli.

Sıla-i rahimde bulunmakla ömür artar.

Sadaka vermek belayı engeller.

Emanete hıyanet etmemeli ve doğruluktan yana olmalı.

Gıyabında mümin kardeşleriniz için dua etmeli.

Ayet-el Kürsi ve Yasin Suresi’ni okumayı ihmal etmemeli.

Cuma günleri Saffat Suresi’ni okumalı.

Her akşam Vakıa Suresi’ni okumalı.

Gece namazını ihmal etmemeli.

Zeynep Kaçmaz / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin