Ölüm Gerçeği

Cenabı Allah(c.c.) Kuran- Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak Sen de öleceksin, onlar da ölecekler.” (Zümer:39/30) Bu ayet müşriklerin, Peygamber Efendimizin ölümünü temenni etmeleri üzerine nazil olmuş ve bununla da hiç kimseye ayrıcalık yapmayacağını vurgulamıştır.

Her insan, daha doğrusu her canlı, eceli geldiği zaman, nerede olursa olsun mutlaka ölecektir. Çünkü Cenab-ı Allah(c.c.)’tan başka her şey ölümlüdür. Eğer sonsuza kadar dünyada yaşamak mukadder olsaydı, Cenab-ı Allah(c.c.) en başta bunu Eşref-i Mahlûkat olan Peygamberimiz Hz. Muhammed(S.A.V.)’e verecekti. Hâlbuki Peygamber Efendimiz(S.A.V.), Âlemlere Rahmet olarak gönderildiği halde, hem de 63 yaşında bu dünyadan göçerek ahiret âlemine intikal etmiştir.

Her insanın takdir edilmiş belli bir süresi vardır. Bu konuda da Cenab-ı Allah(c.c.) Kuran-ı Kerim’de: “Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.” (A’raf:7/34)

Demek ki her doğan mutlaka ölecektir. Çünkü her doğan kişi, ölüme namzet olarak doğmaktadır. Hz. Azrail (a.s.) her kesin kapısını mutlaka çalacak ve Allah(c.c.)’nün emriyle ruhunu kabzedecektir. Kısacası ölümden kaçmak mümkün değildir.

Hiç kimsenin “Benim daha yapacak çok işim var yahut ben gencim, ne olur daha sonra gel” demeye ne yetkisi ve ne de etkisi vardır. Emir kesindir, hiçbir şekilde geciktirilemez. Yukarıda belirtilen ayette de bu belirtilmiştir.

Onun için her an hazırlıklı olunmalıdır. Çünkü yaşlıya- gence, fakire-zengine, rütbeliye-rütbesize bakılmaz. Ölüm, umulmadık bir zamanda aniden kapımıza gelir. Zira yaşamak ve ölmek insanın elinde değildir. Her şey olduğu gibi, ölüm de Cenab-ı Allah(c.c.)’ın izniyle gerçekleşmektedir.

Hz. Enes bin Malik (r.a.)’ten rivayet edilmiştir: “Bir gün Peygamber (s.a.v.) bir takım çizgiler çizerek şöyle buyurdu: İşte bu çizgi insanın umduğu emeldir, bu çizgi de ecelidir. İnsan uzaktaki emelini beklerken, kendisine en yakın olan ecel ansızın geliverir.” Buyurmuştur. (Buhari, Rikak 4; VII, 171)

Cenab-ı Allah (c.c.) bir ayet-i kerimede: “Allah kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.” Buyurmaktadır. (En’am, 6/61)

Yalnız, kesinlikle bilinmelidir ki ölüm yok olmak değil, belki fena âleminden beka âlemine bir intikaldir, bir terhistir.

Dönüşü olmayan bu yolculuğa çıkan kimsenin bazı perde ötesi hallerini Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle açıklıyor: “Cenaze tabuta konulup erkekler omuzlarına yüklendiklerinde, o cenaze İyi bir kişi ise: Beni acele olarak gideceğim yere ulaştırınız, der. Eğer o cenaze kötü bir kişi ise: Eyvah! Bu cenazeyi nereye götürüyorsunuz, diye feryat eder. Cenazenin bu feryadını insandan başka her şey işitir. Eğer insan bu feryadı duysaydı, dayanamayarak bayılırdı.” (Buhari, Cenaiz 91, II, 103)

İşte görüldüğü gibi insan bu dünyada iken hiç ölmeyecekmiş gibi mal, mülk ve dünyevi makamlar peşinde koşturarak ömrünü tüketiyor. Allah ve Peygamber(S.A.V.)’i unutuyor. Şuna sövüyor, bunu dövüyor, insanların kalbini kırıyor, dedikodu, yalan, dolan v.b. işler yapıyor. Ancak bir gün kefen bezine bürünerek tabut denilen o daracık sandık içine konulup o daracık çukura gireceğini hiç aklına getirmek bile istemiyor.

Bu duruma ibretle bakıldığında, insan neler düşünmez ki: “Şu anda benimle onun arasında ne fark var? O tabutun içinde, ben ise dışındayım. Daha düne kadar beraberdik, bu gün ise o gidiyor, demek ki yarın ben de gideceğim. Aradaki tek fark, şu anda hayatta olmam. Bu da benim için büyük bir şans. O zaman uyanmalıyım, amel defteri kapanmadan tövbe edip Allah(c.c.)’tan mağfiret dilemeliyim.” deyip ibret almalıdır.

Zira Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerimde: “Öyle ise ey basiret sahipleri, ibret alın!” (haşir, 59/2) diye emretmekte, Peygamber Efendimiz(S.A.V.) de: “Akıllı kimse, bu dünyada kendini sorgulayan ve ölüm sonrası için çalışandır.” buyurmaktadır. (Tirmizi, Kıyame, 26, IV, 638)

Bu nedenle, sonsuz yolculuğa çıkacağını kesin bildiği halde, inanan bir kişinin bu yolculuk için hazırlık yapmaması akıl kârı değildir. İnsanı aldatan, sonsuz emellerden ve ölçüsüz dünya sevgisinden kurtulmanın yegâne yolu, ölümü hatırdan çıkarmamaktır. Çünkü Peygamber Efendimiz(S.A.V.): “Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız.” Buyurmaktadır.(Tirmizi, Zühd, 4, IV, 553)

Başka bir Hadis-i Şerifte de: “Dünya ahretin tarlasıdır.” Buyurmuştur. Yani bu dünyada ne ekersen, ahirette de onu biçersin. Dünya hayatında her ne yaparsan, ahiret hayatında da o karşına gelecek ve onu göreceksin. Kesinlikle, miskali zerre kadar eksik-fazla olmaz.

  • Madem dünya ahiretin tarlasıdır.
  • Madem ömür su gibi akıp gitmektedir.
  • Madem ölüm yok olup gitmek değildir.
  • Madem ölümden kaçmak mümkün değildir.
  • Madem dünya hayatı geçici ve imtihan yeridir.
  • Madem ecel bir gün bizim de kapımızı çalacak.
  • Madem ölüm ahiret yolculuğunun bir başlangıcıdır.
  • Madem her canlı gibi insan da sınırlı bir ömre sahiptir.
  • Madem ölüm fena âleminden beka âlemine bir intikaldir.
  • Madem insan her an yavaş yavaş ölüme yaklaşmaktadır.
  • Madem herkes mutlaka bir gün sonsuz yolculuğa çıkacaktır.
  • Madem ahiret hazırlığı için tanınan süre geçip tükenmektedir.
  • Madem ömür salih amel işlemek için bir imtihan ve bir fırsattır.
  • Madem bir imtihan yaşıyoruz ve varlığımızın hikmetini de bu imtihan oluşturuyor.
  • Madem Allah(c.c.)’tan başka bütün yaratılmışlar fanidir ve hepsinin ömrünün bir sonu vardır.

O halde ölüm gelmeden önce ölüm için hazırlıklı olmalı, fırsatı ganimet bilmeli, ebedi hayatının sermayesini kazanacağı yer olan dünyada yaşadığı zamanı çok iyi değerlendirmelidir. Unutulmamalıdır ki, şu kısacık dünya hayatını, ebedi olan ahiret hayatının kazanıldığı yer olarak değerlendirebilmesi ancak müslümanca bir hayat yaşantısı ile mümkün olacaktır.

Bu konuda Üstad Bediüzzaman Hz.leri de şöyle buyurmaktadır:

  • Dünya madem fânidir.
  • Hem madem ömür kısadır.
  • Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.
  • Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.
  • Hem madem dünya sahipsiz değil.
  • Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var.
  • Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır.
  • Hem madem “Allâh kimseye gücünden fazlasını yüklemez.” (Bakara Sûresi, 2:286.) sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur.
  • Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır.
  • Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır

Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.

Cenab-ı Allah (c.c.) cümlemizi; daha ecel kapımızı çalmadan ve sonsuz yolculuğa çıkmadan, yaşadığımız zamanı ganimet bilip ahiret hayatı için sermaye biriktiren, ahiretteki imtihanını başarıyla geçen, Allah(c.c.) ve Resulü’nün (S.A.V.) hoşnutluğunu kazanan mümin kullarından eylesin.

Ahmet Tanyeri – DİYARBAKIR

www.NurNet.org

  • Kategoriden Seçmeler:
  • 4 tane yorum yapılmış

    1. MAŞAALLAH diyor ki:

      MAŞAALLAH, Güzel Kardeşim,
      Şiirlerinizi büyük bir zevkle okuyoruz, ama böyle bir konuyu da dile getirmeniz inanın çok faydalı olacaktır. Eminim ki bu yazınızı okuyan bir insan, ne kadar da taş kalplı bile olsa, yine de yumuşayıp insafa gelecektir. Ana-babasına asi olanlar da pişman olup anne-babasının elini öperek hayır dualarını alacaklardır. Allah ecrinizi kat kat arttırsın.
      Ayrıca, yine MAŞAALLAH, çünkü yazının içeriği başka güzel, inci gibi dizilişi de ayrı bir güzellik olmuştur. Eline, gönlüne sağlık sevgili kardeşimiz. SİZİ İZLEME DEVAM EDİYORUZ. Taha Yasin

    2. bahattin doğan diyor ki:

      allah razı olsun.. evet her insaın ölümü varıdr ve olcaktır… ölümü öldürmekte ancaj ölmek ile olabilir… öldükten sonra ölümü öldürmüş olcağız.. çünkü artık ölüm olmayacaktır…

    3. Emanet Sahibi diyor ki:

      Kendi geleceğimizle ilgili bildiğimiz tek gerçek ölüm,ama unutmayı tercih ettiğimiz tek gerçekte ölüm… Ağız tadını bozan ölümü hatırladık,Allah razı olsun.

    4. Meryem diyor ki:

      ÖLÜM GERÇEĞİ

      Şu anda bütün insanlar ölüme hızla yaklaşıyorlar. Hatta şu anda insanlar ölmeye devam ediyorlar. Dünyaya sürekli insanlar geliyor ve sürekli insanlar gidiyor.Ölümü unutsanız da, hatırlasanız da sonuç hiç değişmeyecek ve ölüm sizi bulacaktır. Ahirette hiç kimse size yardım edemeyecektir. Hayatınızın hesabını tek başınıza Allah’a vereceksiniz. Bu gerçeklerden hiç kimsenin kaçabilmesi mümkün değildir. Şöyle bir düşünün. Ben bir an sonra yaşayacağıma garanti veremiyorsam yani her an ölme ihtimalim varsa ve ölürsem dünyaya geri dönme fırsatım hiçbir zaman olmayacaksa o zaman şu anda neler yapmalıyım? Bu gerçeği düşündüğümüzde şu anımızın bizim için çok kıymetli olduğunu anlamış oluyoruz. Böyle bir gerçek varken hayatın akışına kapılıp ahiret için bir şeyler yapmamanız büyük bir akılsızlıktır. Biraz sonra ölürsem hayatımın hesabını Allah’a verebilecek miyim diye düşünün ve Allah’ın rızasını sabırlı bir şekilde kazanmaya çalışın.
      Şu ana kadar ölmüş bütün insanları şöyle bir düşünün. O insanların hiç birisi şu anda dünyada değiller. Allah’ın kendilerine verdiği süreyi bitirmişlerdir. Allah o insanları hiçbir zaman imtihan etmeyecektir. Yani O insanların dünyaya geri dönüp ahireti kazanmak için bir şeyler yapması mümkün olmayacaktır. Allah dileseydi sizinde canınızı önceden alabilirdi. Eğer öyle olsaydı siz şu anda dünyada olmayacaktınız, cesediniz toprağın altında çürüyüp yok olacaktı. Başka bir hayat boyutunda olacaktınız. Dünyaya geri dönme şansınız hiçbir zaman olmayacaktı yani ahiret için hiçbir zaman hiçbir şey yapamayacaktınız. Allah sizi şu an yaşattığına göre bunu fırsat bilip ahiret için bir şeyler yapma gayretinde olun.
      Ölüm anınızın şu an olduğunu düşünün. Sizin için neler önem kazanır, nelerin hiçbir anlamı kalmazdı? Neleri yapmış olmaktan veya yapmamış olmaktan dolayı pişmanlık duyardınız? Bu sorulara samimi cevap veren kişiler vicdanlarının ne dediğini ortaya çıkarabilirler. O nedenle sizde ölüm anında önemli olduğunu anladığınız şeyleri şimdiden yapın. Çünkü o an belkide çok yaklaşmıştır. Ölüm geri dönüşü olmayan bir kapıdır. Allah size dünyada belli bir süre vermiştir. Ölüm geldiği anda süreniz tamamlanacaktır. Ne kadar yalvarıp yakarsanız da size bir fırsat daha tanınmaz. Allah’a karşı yerine getirmediğiniz sorumluluklarınızı yerine getirmeniz için ek bir süre verilmez.
      Unutmayın ki, her ne sebeple olursa olsun mutlaka bir gün ölecek ve Allah’ın huzurunda hesap vereceksiniz. Ölüm gerçeği hesaba katılmadan kurulan bir hayat elbette çürük bir temel üzerine kurulmuş olur.
      Geçen günleri geri getirmek mümkün değildir. Yarını yaşayacağımıza dair bir garantimiz de yoktur. Gün bugün; saat bu saat; an bu andır. İnsan ancak içinde bulunduğu anı değerlendirme imkanına sahiptir ve bu anı fırsat bilerek ahiret için hazırlık yapmak durumundadır. Ömür su gibi akıp gitmektedir. İnsan her an ölüme yaklaşmaktadır. Ahiret hazırlığı için tanınan süre geçip tükenmektedir. Bu gerçekleri bilen insan, kulluk görevlerini doğmama ihtimali olan bir güne bırakmaz. Dünyanın Allah’ın rızasını kazanmak için çalışma, ahiretin ise hesap verme yeri olduğunun bilincinde olur. Dünya arkasını çevirerek yel gibi esip gitmekte, ahiret de ona karşı aynı süratle gelmektedir. Dünya hayatının ölümle sona ereceğini bilen, ölümün sonsuz bir hayatın başlangıcı olduğuna inanan bir insanın sonsuz hayatı kazanmak için hazırlık yapma ihtiyacı duymaması düşünülemez. Bir gün mutlaka bu hayata veda edeceğini bilen insan ölüm ötesi hayata hazırlıklı olmalı, ebedi hayatının sermayesini kazanacağı yer olan dünyada yaşadığı zaman dilimini çok iyi değerlendirmelidir.
      Her zaman imtihanda olduğunuzu, her an ölebileceğinizi ve dünya hayatının Allah’ın rızasını ve cennetini kazanmak için tek fırsat olduğunu unutmayın. Ahirette sizi tehlikeye atacak her şeyden uzak durun. Ben şu anda son saniyelerimi yaşıyor olabilirim diye düşünün. Ahiret için bir şeyler yapabilmenin aciliyetli olduğunu anlayın. Cehenneme gitme ihtimalinden korkun ve Allah’ın rızasını ve cennetini kazanmak için gayret gösterin. Var gücünüzle ahiret için çalışın. Kaybedecek tek bir saniyemiz bile yoktur. Ölümden sonra karşınıza gelecek olaylarla tek başınıza muhatap olacaksınız. Bu konu doğrudan doğruya sizi ilgilendirmektir. Kesinlikle yaşayacağınız bu büyük olayı dikkatli düşünün.
      Milyarlarca insanın bir kısmı şu anda ölmektedir. Bu ölen insanlar az önce dünyadaydılar. Az önce dünyada olan bu insanların ruhları bedenlerinden ayrıldığı için kendilerini bir anda farklı bir yaşam boyutunda bulmuş oldular. Az önce ölen o insanlar kendi bedenlerini, malını, ailesini, her şeyini bırakıp dünyadan başka bir hayata gittiler. Bu durum şu anda hala devam etmektedir. Sizde bu duruma hızla yaklaşıyorsunuz. Bu durumu kendiniz için düşünün. Az önceki ölen insanlar gibi sizinde hayatınız belkide şimdi bitecektir. Dünyadan ayrılmak her an olabilir. Bunun bilincinde olup ahiret için bir şeyler yapmanız sizin için önemli olacaktır. Kendinizi bir anda farklı bir yaşam boyutunda bulduğunuzda artık gerçek hayat gitmiş olacaksınız.
      İnsanlar uyuyacakları zaman genelde uyanacaklarının garanti olduğunu zannederler. Uyuduğunuz esnada hiçbir şeyin farkında değilken Allah canınızı alabilir ve kendinizi başka bir hayatta bulabilirsiniz. Her uykudan önce şöyle düşünün. Ben uyursam uyanacağımın bir garantisi yoktur. Yani uyuduğumda Allah benim canımı alabilir. Her uykudan önce böyle bir ihtimal olduğundan dolayı Allah’a yönelip samimi tevbe etmeliyim. Günahlarımın bağışlanması ve ahiret için dua etmeliyim. Bunun yanında şükretmeniz, namaz kılmanız ve Kuran okumanızda sizin için önemli olacaktır.
      Her uyandığınızda şöyle düşünün. Bugün dünyadaki son günüm olabilir. Yani bugün son günümün başlangıcı olabilir. Allah bana ahiret için son bir fırsat vermiş olabilir. Her an dünyadan gidebilirim. Bunun bilincinde olup günümü Allah’ı razı ederek geçirmeliyim.

      RUHUNUZ BEDENİNİZDEN HER AN ÇIKABİLİR YANİ HER AN DÜNYADAN AYRILABİLİRSİNİZ. KENDİNİZİ BİR ANDA FARKLI YAŞAM BOYUTUNDA BULABİLİRSİNİZ. HER AN ÖLEBİLECEĞİNİZİ ŞİMDİDEN DÜŞÜNÜN VE AHİRETE ŞİMDİDEN HAZIRLANIN.

    Sende yorum yazabilirsin