Ömür Dediğin Bir Gündür!

Ömür Sermayesi

(Allah inkârcılara) “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye sorar. “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte sayanlara sor” derler. Buyurur: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız! (Mü’minûn Suresi 112,113,114)

Ömür ve dünya hayatı bitmez tükenmez gibi geliyor insana, daha doğrusu biz insanoğlu belki öyle zannediyoruz. Oysaki günler, aylar, yıllar hep ömürden geçiyor, tıpkı buz kalıbının eriyip sona geldiği gibi, bizlerde hızla sona yaklaşıyoruz bilmem farkında mıyız?

Zamanın mazi cihetine dönüp baktığımızda çok şeyler bırakmışız hayat yolculuğunda, Ömür, çocukluk, gençlik hiç yaşanmamış gibi geliyor insana, aslında ömür bitiyor biz farkında olsak ta olmasak ta, buz kalıbının eridiği gibi hızlıca tüketiyoruz ömür sermayemizi. Oysaki Rabbimiz bize her gün yirmi dört saatten oluşan tertemiz bir sayfa ihsan ediyor, buna karşılık olarak sadece bir saatini şükür olarak bizlerden istiyor, zaten kulluğumuzun vazifesi nimetlere şükür dua ve tefekkürdür.

Diyelim ki; bir adam size günde yirmi dört altın verse dese ki yirmi üçünü sen kullan ve sadece bir tanesini bana ayır, bizler bunu seve seve yaparız. Evet, Rabbimizde her gün tertemiz yirmi dört saatten oluşan bir sayfa açıyor biz kullarına, bunun bir saatini şükür ile yani Namaz ile geçirmek çok mu zor?

“Dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka birşey değildir.” (Âl-i İmrân, 3/185).

Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talip bedbaht nefsim! Bilir misin, neye benzersin? Devekuşuna! Avcıyı görür, uçamıyor; başını kuma sokuyor, ta avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarıda; avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez.”

Evet, yukarıdaki ayet ve Bediüzzaman hazretlerinin açıklamaları dünya hayatının nasıl insanlara Allah’ı ve ahireti unutturduğunu ve bu hastalıktan kurtulmanın çareleri izah ediliyor, bu manevi hastalığı, ölümü ikaz ve ihtar ederek tedavi ediyor. Zira bütün hataların ve gafletlerin başı nasıl ki dünya sevgisi ise, bu gaflet ve hataları yırtan ve tedavi eden ilaç da ölümdür ve onu çokça zikretmektir. Yani insan ölüm ve kabri tam manası ile anlayıp sürekli onları zinde ve zihinde tutsa, bu gaflet ve manevi hastalıkların büyük bir kısmı düzelir.

Bir gün İbnu Mes’ud Resulullah (sav)’ın yanına girmiştir. Onu bir hasır örgünün üzerinde uyumuş buldum. Hasır, (vücudunun açık olan) yan taraflarında izler bırakmıştı. “Ey Allah’ın Resulü dedim, sana bir yaygı te’min etsek de hasırın üstüne sersek, onun sertliğine karşı sizi korusa!” “Ben kim, dünya kim. Dünya ile benim misalim, bir ağacın altında gölgelenir sonra terkedip giden yolcunun misali gibidir.” Tirmizi, Zühd 44,

Evet, Peygamber Efendimiz dünya hayatını bu şekilde anlatıyor, bir yolcu gibi demek ki bizler burada yolcuyuz Ahiret yurduna gitmek için hepimiz birer yolcuyuz. Hakikat şu ki yolculuğumuz bitmeden ömür sermayemiz elimizdeyken yaratılış gayemizin farkına varıp, kulluk bilincimizi unutmayarak namazlarımızı eda edelim, namazlarımızı aksatmayalım çünkü ömür sermayesi tükeniyor.

Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi; “Ömür sermayesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur.”( Şualar )

Bizler de lüzumlu işler olarak Kur’an-ı Kerimin emir yasaklarına uymayı ve onu kendimize rehber edinmeyi, ailemize ve ulaşabildiğimiz herkese anlatmayı kendimize prensip edinelim. Evet, şuan bu yazıyı okurken bile dünya hayatından bir günü daha ömrümüzün tozlu mazi rafına çoktan kaldırdık bile, yeni güne ve günlere temiz sayfalar açmanın mutluluğunu yaşayıp, her ne kadar hayat zorluklarla deveran olsa da biz hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğini ve bu geçici dünya hayatında imtihanda olduğumuzu unutmayarak Bismillah diyerek hayat yolculuğundaki mücadelelerle yolumuza devam etmeliyiz, çünkü fani dünyadayız, bugün varız yarın ise meçhul. Evet, yazımızı şu güzel dörtlükle bitirmek istiyorum.

Ömür dediğin üç gündür,

Dün geldi geçti, Yarın meçhuldür,

O halde ömür dediğin bir gündür,

O da bu gündür…..

Mehmet Kazar – Araştırmacı Yazar

www.NurNet.org

  • Kategoriden Seçmeler:
  • 1 tane yorum yapılmış

    1. Ahmet Hakan diyor ki:

      Evet ne yazık ki ömrümüzü faydalı bir şekilde kullanamıyoruz günlük meşguliyetlerden dolayı ibadetlerimizi hakkıyla ifa edemiyoruz. Saygılar.

    Sende yorum yazabilirsin