Ramazan Ayını Uğurlarken…

Ramazan’ı uğurlarken gözümüze çarpan hususlar…

Ramazan geldi sevinçle karşıladık, kimileri; “havalar çok sıcak” dedi “nasıl oruç tutacağız” kimileride; “havalar sıcak olsa da Rabbimin emridir “oruç hiç bırakılır mı” diye, Rabbine olan itaatini ortaya koydu. Öyle veya böyle sonuçta sayılı günler idi, tutan ve tutmayanlar için sayılı günler gelip geçiyor, şimdi ise yavaş yavaş onu uğurlama zamanı gelirken, içimizi hüzün kaplıyor. Ramazan’ı uğurlarken hüznün yerini bayram sevinci alıyor. Aslında gün gelecek bayram sevincini tam yaşayacağız, çünkü o gün sadece oruçlular için açılan Reyyan kapılarından Allah’(cc)ın izniyle cennete gireceğiz.

“Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. ‘Oruçlular nerede?’ diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.” ( Buhârî, Savm 4; Müslim, Siyam 166) İşte asıl Bayram Reyyan kapılarından Cennete girmek olacaktır oruçlular için.

Şimdilerde Ramazan’ın kıymetini bilen pek az kesim kalmış gibi görülse de, yinede oruç tutanların çoğunlukta olduğu güzel diyarımızda Ramazan havasını tüm soluklarımızda hissedebiliyoruz ve Rabbimize, affetmek için bize sunduğu bu mübarek ay ve geceler için, gökteki yıldızlar adedince yarattığı mahlûkatlar sayısınca sonsuz şükürler olsun.

Malum havalar sıcak olunca, hakiki oruç tutan ile tutmayanlar farkının kolayca görülebileceği bir mevsimdir ağustos ayında tutulan oruç. Çoğu insanlar sadece aç kalmaktan ve susuz kalmaktan şikâyetçi olsada, havaların sıcaklığını bahane edip oruç tutmadıklarını müşahede ediyoruz.

“Çünkü hava çok sıcak ve çalışıyoruz, oruç tutamıyoruz.” Dediklerini işitiyoruz.

Evet, hava çok sıcak, ama ne yazık ki klimanın altında oturup çalışanların dahi oruç tutmadıklarını görüyoruz. Açık olan lokantalar ve masalarında oruçtan bihaber yemek yiyenler, dışarıda elinde sigara ile gezenler ve daha birçok örnek…

Biz nereye gidiyoruz bu vurdumduymazlık neden?

Bir diğer vurdumduymazlık konusu ise, geneli olmasa da oruç tutan bazı kesimlerimiz evlatlarına oruç tutturmuyor güya merhamet ediyor.

“Evladım sahurda yemek yiyemiyor ve aç kalıyor onu kaldırmaya kıyamıyorum”.

Dediklerini işitiyor ve çok üzülüyoruz. Öyle bir gün gelecek ki kendi eliyle evlatlarını Kur’an-ı Kerimin haberiyle, “Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşine…” (Bakara Suresi 24 ) sunacaklar, işte o zaman evladına ve kendine kıydıklarını anlayacaklar, ama o gün ki eyvahlar fayda vermeyecektir.

Kendini unutanlar, varlık sebebini unutan insanlar, oruç tutmayı sadece aç ve susuz kalmaktan ibaret sanırlar, bilmezler ki, aç ve susuz kalmalara, Allah'(cc)ın ihtiyacı yoktur.  Ortada bir gerçek var ki, aç ve susuz kalmaya bizim ihtiyacımız var, çünkü nefis aç ve susuz kalınca ancak Rabbine tam itaatin farkına varıyor. Kendini unutanlar demiştim ya, işte aç ve susuz kalan nefis o an kendini hatırlıyor ve varlık sebebini anlayıp, Rabbinin emirlerine teslim oluyor.

Evet, Ramazan ayının son günlerini yaşamaktayız. Ramazan’ı uğurlarken onun kıymet ve kadrini bilenlerin içini hüzün duygusu sarıyor. Çünkü o, bereket getirmişti bizlere, Kur’an-ı daha çok okumamıza vesile olmuştu, ibadetlerimize aşkla şevkle bağlanmamıza vesile olmuştu, bir parça ekmeği paylaşmayı öğretmişti, her akşam misafire kucak açmayı, iftar ve sahurun bereketinden nasiplenme fırsatı sunmuştu bizlere. Ve en önemlisi, nefsi dizgine getirmişti. Şeytanları zincire vurup, cennet sofralarını önümüze sermişti. Adeta her iki cihanımıza nur saçmıştı.

Bu ayın manevi atmosferi bitmesin diye ve gelecek yıl tekrar ona kavuşma arzusuyla Rabbimize dua edip, bu mübarek ayın bize verdiği manevi atmosferi tekrar yaşama duasıyla… Rabbim, bizleri Ramazan ayını hakkıyla idrak edenlerden ve sadece oruçluların girebileceği Reyyan kapılarından Cennete giren kullarından eylesin.

Mehmet Kazar – Araştırmacı Yazar

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin