Ramazanda Öğren Bir Ömür Yaşa

Ramazan ayı, çocuklara ibadet alışkanlıkları ve ahlaki değerleri kazandırmak için güzel bir fırsat. Bu ayda islamiyet hayata geçiyor. Öğrenilenlerin sadece bu aya mahsus kalmaması, güzel davranışların ve ibadetlerin sonra da devam etmesi mümkün. Ama nasıl?

Her anında oruç soluduğumuz, bereketi çok bu günlerde çocuklar da bizlerle aynı atmosferi paylaşıyor. Yarı uykulu kalktıkları sahurda, misafir kokulu bir iftar sofrasında, teravihte tutulan saflarda doyasıya hissediyorlar Ramazan’ı. Bazen de ilk defa tuttukları oruçla büyükler âlemine adım atıyor, küçük bedenleri halsiz düşse de sabrediyorlar. Tabii zihinlerinde bazı soru işaretleri oluşmuyor değil. Bu soru işaretleri, bazen bizi gülümseten sorulara dönüşüyor, dökülüyor dillerinden: “Oruç nasıl tutulur, neden gece kalkıp yemek yiyorsunuz, teravih namazı neden bu kadar uzun?..” Peki, hayat tarzımızın bir ay tamamen değiştiği, oruç, Kur’an, namaz ibadetlerinin ve yardımlaşmanın doruğa çıktığı bu mübarek ayı miniklere nasıl anlatmalı? Tüm bu soruların cevabını ilahiyatçı ve din eğitimcisi Nurullah Dağ veriyor.

Çocukların görerek öğrendikleri kalıcı oluyor. Bu sebeple ebeveynler, ibadetlerini çocukların görebileceği şekilde yapmalı ki; minikler anne-babalarını örnek alsın. Onları model olarak gören çocuk, ibadetlerini zamanla içselleştirip ve ilerleyen yaşlarda da devam ettiriyor.

Sahur ve iftarın muhakkak çocuklarla birlikte yapılması gerektiğini vurgulayan Dağ, böylece çocuğun Ramazan’da belli zaman dilimlerinde yemek yendiğini görmesi gerektiğini anlatıyor. Ona göre Ramazanın geldiğini çocuk evde hissedebilmeli ki, bunu hayatına da geçirsin.

Ramazan’da evlerde özel bir düzenin olması gerektiğini söyleyen Dağ, yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor: “Ramazan’ın yaz aylarına denk gelmesi, çocukların evde olması demek. Yani annelere biraz daha fazla görev düşüyor. Kur’an, bu ay içinde indirildi. Bu kitabın önemi, diğerlerinden farkının ne olduğu Ramazan fırsat bilinerek anlatılmalı. Çocuklarla birlikte Kur’an-ı Kerim okunarak ezberler yapılabilir. Bunun yanında tecvit kaidelerini bozmadan, manasına uygun hafızları dinlenebilir. Abdussamet, Sıddık Minşevi, Ahmet Naina gibi.

Evinizde Ramazan kitaplığı hazırlayın

Ramazan’da yapılması gerekenlerden bir diğeri de evde kitaplık hazırlanması. Kitaplıkta elif ba cüzü, Ramazan hikâyelerinin anlatıldığı kitaplar, hadis kitaplarının olması çocuğun ilgisini canlı tutuyor Dağ’a göre. Hem de çocuğun Ramazan’ın eve birtakım değişikliklerle geldiğini anlamasına vesile oluyor. Çocukları teravihe götürmek de önemli. Dağ, gürültü yapsalar dahi camiden çıkarılmamaları gerektiğini düşünüyor.

Nurullah Dağ, orucun çocuklar üzerindeki etkisinin büyüklerin dünyasında hissettikleri gibi olmayacağını ancak sağlam bir karakter, dolayısıyla da sağlam bir toplumun temelini oluşturacağını anlatıyor. Ona göre, çocuk daha küçük yaşta hiçbir baskı söz konusu değilken, kendisini denetleyecek kimse yokken yemek yemez. Annesinin hazırladığı lezzetli yemeklere sırf Allah’ın emirlerine itaat ve yasaklarından sakınmak için el uzatmaz. İşte böyle bir ibadet çocuğa, kendini her zaman gören ve hareketlerini takip eden bir varlığın olduğunu gösterir. Asıl amaç, üzerine farz olmayan çocuğa oruç tutturmaktan ziyade bu ibadeti sevdirmek ve alıştırmak olursa bu sıkıntılı bir dönem değil, oldukça eğlenceli ve yıl boyunca özlenen bir zaman dilimi olarak zihinlere işler.

İbadetlerin kalıcı olmasında ebeveynin önemi büyük

Nurullah Dağ’a göre, bu ayda yerine getirilen ibadetlerin kalıcı olması için diğer aylarda da hassasiyet gösterilmeli. Bu da ancak ebeveynlerin Ramazan’dan sonra da ibadetlerine devam etmesiyle gerçekleşir. Çocuk ilk önce anne babasını örnek alır. Bu nedenle en büyük sorumluluk ebeveyne düşüyor. Dağ, “Anne baba her zaman namaz kılar, Kur’an okursa çocuk da bunu hayatına geçirir. Bir hadis-i şerif bize şöyle bir hatırlatmada bulunuyor: “İbadetlerin en hayırlısı az da olsa devamlı olanıdır.” İbadetler Ramazan ayına mahsus kalmamalı, ömür boyu devam etmeli. Ramazan ayı sonunda bu konuyu kendi vicdanımızda iyice düşünmeli, Ramazan’da kazandığımız iyilik ve ibadet alışkanlıklarımızı sonra da devam ettirme kararında olmalıyız. Dini çocuklara sevdirmeli ve onları ödüllendirmeyi de unutmamalıyız.” diyor.

Hangi yaşlarda oruç tutulmalı?

Oruç tutmak, çocuğa büyük bir mutluluk verir. Ancak yetişkinlerin dahi zorlandığı bu uzun günlerde çocukların iftara kadar oruç tutmaları beklenmez. Peki, hangi yaşlarda oruç tutulmalı? Bu sorunun cevabını din eğitimcisi Nurullah Dağ veriyor: “Okulöncesi yaşlarda sahur ve iftar heyecanını yaşayan, gündüzleri yarım günlük denemeler yapar. 7-10 yaşlarına gelen çocuklar sağlık durumu müsaitse yarım günlük denemeler ya da birkaç gün oruç tutabilir. İbadet sorumluluğunun başladığı ergenlik öncesi 10-13 yaşlardaysa, oruç daha ciddiye alınıp bir ay boyunca tutulur. Oruç tutan çocuk muhakkak ödüllendirilmeli. Hatta hediyenin ne olduğunu söylememek onları daha çok isteklendirir.

Verebilmeyi çok daha kolay yapabildiğimiz bu ayda infak etmenin huzuruna çocukların da dâhil edilmesi gerektiğini anlatan Dağ, harçlıklarının bir kısmını vermeleri sağlanarak yardımlaşma duygusunun da yerleştirilebileceğini söylüyor. Ona göre, kutsal ayları hoşgörü ve sevecenlikle geçiren her çocuk, İslami veya geleneksel kuralları hayatın doğal süreci içinde öğrenmiş olur. Orucun ve Ramazan’ın özünü kavrayan çocuklar, bayram etmenin manevi hazzını da farklı yaşar.

Fatma Turan / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin