Risale-i Nur Eksenli Din Dersi Kitabı Hakkında Çözümlemeler 2. Bölüm

(Bir önceki yazımıza sayfanın sonundaki “Etiketler” bölümünden ismimize tıklayarak ulaşabilirsiniz)

Bir önceki yazımızda İslam’ı çağın anlayışına en uygun ve aklî şekilde takdim eden Risale-i Nur’u ve içindeki Kur’ânî hakikatleri takdim ve talim etmek maksadıyla hazırlanacak bir zorunlu/yardımcı veya tavsiye din dersi kitabının oluşturulması ile ilgili bazı meseleler üzerinde durmuş ve Filipinler Moro Özerk Bölgesi’nde “Risale-i Nur’un Yüksek Öğretim Müfredatına Entegrasyonu Projesi” kapsamında ders kitabı olarak okutulmak üzere gönderilen kitap çalışmasına dair vaktiyle kaleme aldığımız eleştirel bir incelemeyi bu kapsamda hazırlanacak bir din dersi kitabının ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği konusunda yön vermesi için paylaşmaya başlamıştık.

Şimdi kaldığımız yerden (3.maddeden) devam ediyoruz.

3-Mesela kitabın en başında bazı paragraflar var ki, en sonda söylenilecek veya bahsi geçmese hiç zararı olmayacak bizce gereksiz ve önceliği olmayan meselelerden bahsedilmiş.  Bunlar şunlar: “İlmin ışığı, Akıl ilimle aydınlanır, İlham ve Bilginin kaynağı beyin değildir” isimli başlıklar. (sayfa 8,9).  Somut delile dayandırılmadan ve makuliyet temeli de gözetilmeden, materyalist bir şekilde şekillenmiş zihinlere daha baştan bu tarzda (zorunlu olmayan ve havada kalan) bildirimleri gereksiz ve hatta zararlı bulduk.

4-Bazı yerlerde özgün misaller geliştirildiğine tesadüf ettiysek de (Mesela güzel bir örnek olarak: Bilgi kartı bina yapabilir mi, sayfa 10) fakat genel olarak mevcudu kopyalama metodu kullanılmış. Hem de bunu yaparken yukarda bahsettiğimiz şekilde, ideal olmaktan çok uzak bir tarz uygulanmış. Bazı bölümlerde kabiliyetli yazarlarımızın kitap veya makalelerinden aynen alıntı yapılması belki kitabı daha okunabilir hale getirmişse de özgün bir çalışma olmaktan yine uzaklaştırmış. Ayrıca sanırız sorularlarisale’den de istifade edilmiş.

5-36.sayfadaki Allah’ın ilmiyle ilgili geliştirilmiş tuhaf ve gereksiz misaller, hiç de akıllıca tasarlanmış işlevsel bir metin örneği teşkil etmiyor.

6-Risale-i Nur’dan alıntılanan ve konuyu izah ettiği düşünülen pek çok yer, doğrusu çok havada ve ispatsız kalmış. Çünkü o temelinde çok ilmî ve mükemmel hakikatin, eserlerin başka yerlerinden beslenerek ve özlü olarak geçilen yerlerinin aklî ve delilli bir tarzda işlenerek ve izah edilerek sunulması ve makuliyet zemininin pekiştirilmesi gerekirdi. (Risale-i Nur Eğitim programımızın temel/kaynak kitabı ve ders müfredatı olan kitabımızda yapmaya çalıştığımız gibi) Yani Risale-i Nur’u talim, izah ve ispat hususunda pek bir başarı gösterememiş bu kitap çalışması. Sanki bu haliyle teslimiyeti kuvvetli ve zaten inanan birine hitap eden klasik bir din kitabı havasına bürünmüş ve o harika ve cazibeli hakikatler bir perdenin arkasında saklı kalmış. Ortaya çıkamamış. (Kişisel kanaatimizi sorarsanız daha ileri gidebilir ve bu kitabın Risale-i Nur’u insanlığa mal etme ve Kur’ân medeniyetinin temellerini atma yolunda somut bir başarısızlık örneği olduğunu da rahatça söyleyebiliriz. Emeğe saygısızlık etmiş olmak istememekle beraber umumun hukuku ve istifadesi söz konusu olduğu için bu saptamayı yapmak durumunda kalıyoruz. Elbette bu çalışma güzel ve arzu edilen şekilde ortaya çıksaydı buna en çok sevinecek ve takdir edecek yine biz olacaktık. Bunu cidden samimi olarak söylüyoruz.)

7-“Anahtar kelimeler” ismiyle kelime karşılıkları verilmişse de bunun bölüm sonunda ve her nedense sadece iki yerde yapılması bizce bir zorluk. Sayfa altına yapılması gerekiyordu kanaatimizce.

8-Klasik din kültürü kitaplarında verilen ve herkes tarafından bilinen bazı naklî bilgilerin ağırlıklı olarak verilmesi, kitabı sıradan bir havaya sokmuş bir çok yerde. (mesela: “İnsanların dünyadaki ölümlerinden sonra, kıyâmet kopup yeniden diriltilmeleri anına kadar devam eden devreye, kabir hayatı adı verilir” türünden ifadeler.) Bu yönüyle diğer klasik din kitaplarından hiçbir farkı olmayan birçok ifade kitabın içinde yer almış oluyor. Belki müfredata uygun bir ders kitabı ve “Din kültürü ve ahlak bilgisi” adıyla bastırılan bu kitap için böyle olması bir kusur olarak görülmeyebilir ve ayet, hadis nakledildiği yönünden savunulabilir ama yeni bir tarz ile dinin anlatılması için, hatta Risale-i Nur’un ders kitabı yapılması talebinin karşılanması maksadıyla hazırlanan ve yurt dışına gönderilen bir kitap için elbette düşündürücü ve zayıf bir yön olarak görülmeli bunlar mutlaka. Eğer o tarzda bir anlatım makbul olsaydı neden Risale-i Nur bize o şekilde anlatmıyor diye defalarca kendimize sormalıyız.

9-Kitabı hazırlayanların ve kontrol eden heyetin akademisyenlerden oluşması da çok ilginç. Hiç de öyle akademik bir havası, sistematiği, üslubu mevcut değil ve özellikle sağlam bir mantık kurgusu hiç yok. Zaten kalbe hitap eden şiir tadında manevî bir üslup hele hiç yok. (Lütfen kusura bakılmasın. Açın okuyun ve kendi gözlerinizle görün.)

 

10-Üniversite düzeyine hazırlandığı ifade edildiği halde, şahsen seviyesini ancak orta öğretim düzeyine zorlukla yakıştırabildik. Tabi bütün bu kanaatlerimiz, çok sayıda kopyalama ve alıntıdan maharetsiz bir biçimde bir araya getirilmiş olduğu ve ayrıca orijinal bir üslup inşa edilmediği noktasından bakıldığında takdir edilebilecek bir şeydir ancak. (Lütfen bardağın boş tarafından bakın)

11-Hadis, ayet meallerine ve her kitapta bulunan klasik din bilgilerine çok ağırlık verilmiş. Mesela ahirete iman bölümünün çoğu böyle nakillere ayrılmış, imanî delillerin temellendirilmesi çok yüzeysel ve yetersiz kalmış. Hele meleklere iman bölümü tam bir şok. Bir cümlelik bir makûliyet delilinin haricinde tamamı naklî bilgilerle doldurulmuş. Klasik bir din kitabı anlatımı.

 

12-Tekrar vurgu yapmayı zorunlu gördüğümüz bir husus, tahkikî bir iman oluşturmakta önceliği ve gereği olmayan ve yeri çok sonra gelecek birçok bahislere risalelerden alıntı yapılmak suretiyle yer verilmiş. Bu nokta ya özensizlikten ya da isabetsiz bir metottan kaynaklanmış. (Mesela: Kitaplara iman bahsinde Kur’an’ın nasıl mucize olduğunun ispat edileceği sayfada “Kur’an-ı Kerim Nasıl Okunup Dinlenmeli?” ismiyle bir küçük okuma parçasına yer verilmiş. Makam itibariyle çok gereksiz ve önceliği olmayan bir parça. Halbuki zarurî temeller oldukça eksik kalmış. (Alıntı Mesnevi-i Nuriye’den yapılmış. Sayfa 70)

13-Her nedense hikmet gibi, belagat gibi, tekamül gibi kavramlar açıklanmadan bırakılmış. Daha önce bahsettiğimiz gibi bir taraftan gereksiz sadeleştirmeler yapılmış, diğer taraftan en önemli kavramlar hiç anlatılmadan geçilmiş. (Araf’ı, şefaati uzun uzun anlatan kitap, en temel ve zarurî imanî kavramları es geçmiş.)

14- Kitabın İngilizce yeni versiyonunun görsel olarak modern bir eğitim kitabı tasarımıyla takdim edilmiş örnek metinlerinde ise garip karşıladığımız bir örnek vereceğiz. Risale-i Nur paralelinde hazırlandığı ifade edildiği bu kitap çalışmalarının, ne derece Risale-i Nur’un tarz ve üslubunu yansıtmaktan uzak düştüğüne bizce üzücü bir numune teşkil ediyor. Allah’a iman bölümünün daha ilk birkaç sayfada yer alan bir insan eli görseli var. Beş parmağın açılmış şekilde gösterildiği bu görselin yanında ise insan elinde Arapça “Allah” yazdığı ifade ediliyor! Yorumu takdirlerinize havale ediyoruz.

15-Şunu açıkça söyleyebiliriz ki, kendimize asla mal etmediğimiz ve ümidimizin ve kabiliyetimizin çok üstünde harika bir şekilde ortaya çıkan ve Allah’ın bir ihsanı olarak gördüğümüz görsel destekli ve akademik Risale-i Nur Eğitim Programımız ve onun ders müfredatı olan temel/kaynak kitap çalışmamız ve özellikle alanında dünyada bir ilk olan görsel/interaktif kitap çalışmalarımız, kanaatimizce bu kitap çalışmasından kat be kat daha üst bir metin/proje/program olarak görünüyor her yönüyle. (henüz profesyonel ve modern bir tasarım işçiliğinden geçmediği halde) Yazımızın başında belirttiğimiz goo.gl/hNIUou adresinden söz konusu çalışmalarımızın tamamına ulaşıp her şekilde tetkik edebileceğinizi ve kıyaslama yapabileceğinizi, aktardıklarımızla ilgili kanaatlerimizin doğruluk derecesini kendi gözlerinizle görebileceğinizi ifade etmeliyiz.

Netice olarak; mevcut eğitim programımızın, müstakil bir din dersi programı ve zorunlu (veya seçmeli) bir ders olarak veya hiç olmazsa eğitim kurumlarınca tavsiye edilen bir eğitim programı ve yardımcı/kaynak kitap olacak bir tarzda eğitim alanının içine yerleştirilerek yaygınlaştırılmasına çalışılmasına odaklanılması gerektiği konusundaki talebimizi yineliyoruz.

Ediz Sözüer

Sende yorum yazabilirsin