Ruhun yapısı nasıldır? Ruhlar görünür mü? Bu dünyaya ruhların gelmesi ne içindir?

 

Bediüzzaman Said Nursi’nin tesbit ettiği üzere ruh, bir kanundur.[1] Tıpkı yer çekimi kanunu gibi… Allah, ruh denen kanunuyla canlıların vücutlarını idare eder.

Kanunun kendini gösterdiği bir yerde düzen olur. O yüzden hiçbir insan düzensizliği ve dağınıklığı sevmez.

Hem her kanun gibi ruh da hakikatlere dayanarak yazılır. Bu yüzden her bir insan yalandan ve sahtekârlıktan nefret eder.

Hem her sabit kanun gibi ruh da bir devamlılık taşır. Bu yüzden hiçbir insan geçicilik ve sonluluktan hoşlanmaz ve haz almaz.

Hem her kanun gibi ruh da bir bütünlük ve birlik üzeredir.[2] O yüzden her bir insan birleştirmek ve bütünleştirmekten zevk alır.

Hem her kanun hükmedici olduğu gibi ruh da hükmedici ve emredici bir özellik taşır. Bundan dolayı hiçbir insan hükmedilmekten hoşlanmaz ve iradesini hiçe sayanı can düşmanı beller.

Hem her kanun her yerde kendi hükmünü ifade etmekle güven vericidir. Aynen öyle de her bir ruh, doğrulukla kendini her yerde ifade ederek etrafına güven verici olur.[3]

Fakat bu ruh kanunu tamamen soyut değildir. Onun kendine has bir vücudu vardır. Bu vücud, onun açısından bir kıyafet gibidir.

Hem bu vücud, ruh denilen hakikat kılıcının bir kılıfıdır. Bu kılıf, yıldız gibi ışıl ışıl bir ceseddir.[4]

Hem ruhun, aynadaki görüntümüz gibi, kendine has bir misâlî bedeni var.[5] Bu misalî bedenle her bir ruh havada ve esir maddesinde temessül edip görünebilir. Hz. Meryem’e görünen Ruh gibi…[6]

Hem ruhun kendine has bir manevi hayatı var. Ki o hayat, maddeyi ihya ediyor.[7] Bu manevi canlılık, ruhun yapısına yakın olan nur ve güzel koku ile besleniyor. Tıpkı topraktan oluşan maddi bedenimizin topraktan yapılan gıdalarla beslendiği gibi…

Hem her bir ruh, Allah için gösterilen gayretlerle ve acılarla güçleniyor. Tıpkı hastalıklarla güçlenen ve direnç kazanan maddi beden gibi…

Hem her insanın ruhu, meleklerden ötede bir kalite ve donanım zenginliği taşıyor. Hz. Âdem’e secde hadisesi bunu bildirir. Evet melekler, kâinat ülkesindeki polislere benzerler. Ruhlar ise, bu ülkedeki askerler gibidirler. Kâinatın iç düzenini melekler sağlarken, bu ülkeyi koruyan ve genişleten ruhlardır. Çünkü yokluğa götüren şeytanlarla ve şeytanlıklarla savaşanlar melekler değil, hür irade sahibi ruhlardır.

Hem her bir ruh Allah’ın emir sıfatıyla yapılmış savaşçı bir fıtrattadır.[8] Hakikatlerle bir kâinat ülkesi kuracak ve idare edecek kadar büyük bir potansiyel sahibidir. Her bir ruh için mutluluk, bu potansiyeli aktif hale getirmektedir. Dünya ise, bu iş için kurulan açılma ve yükselme yeridir. Cihad (fikir savaşı) ve sabır ile ruh çekirdekleri hakikat zemininde filizlenip ağaç olurlar.[9]

Allah biz insanların programlarını ruhlar âleminde mükemmel bir donanım taşıyacak şekilde ilmiyle takdir etmiş.

Hem iradesiyle her bir ruhu orijinal ve eşsiz kılmış. Kudretiyle de her bir ruha nurdan bir cesed ve görüntü tarzında bir beden giydirmiş.

Hem her bir ruha diğer irade ve bilinç sahiplerinden bağımsız bir şuur vermiş. Fakat o şuur buradaki şuurumuz seviyesinde değildir.

Nasıl ki bir bebek ile çocuğun, bir çocuk ile gencin, bir genç ile yetişkinin, yetişkin bir inançsız ile bütüncül bakan bir müminin, sıradan bir mümin ile âlim ve ârif bir evliyanın, bir evliya ile hakikat aynası bir nebinin, bir nebi ile hak elçisi bir resulün şuur seviyeleri aynı değildir. Fakat hepsinin bir şeyleri hissetme ve bilme kabiliyetleri vardır.

Aynen öyle de ruhların ruhlar âleminde bir şuuru var. Fakat çok düşük seviyede… Bu dünyada o şuur açılıp gelişiyor, büyüyor. O bireysel ruh, kollektif bir ruh olma seviyesini kazanıyor. Ahrette ise bu evrensel ruh yönünü, ebedî saltanatıyla yaşayacaktır. Dünyaya gelişin sırrı bu kutsal tırmanış ve yüceleşmedir![10]

[1] Sözler, Lemeat.

[2] İnfitar sûresi, 7-8.

[3] Bu yüzden doğruluk, kendi özüne sadakattir; yalan ise, kişinin kendi özüne hıyanetidir.

[4] Miraçtan bahseden Necm sûresi 1. âyet, Hz. Peygamber’i bütün varlığıyla böyle bir yıldıza benzetir. Onun miracını “Yıldızın kayması ve düşüşü” olarak anlatıyor. Bu mevzuu hiç bilmeyen bir kardeşimiz yakın zamanda sâdık bir rüyada şöyle görüyor: “Her insanın dünyada bir yıldızı varmış. O yıldıza tutunup kâinatta geziyormuş. Kendisinin de bir yıldızı varmış. Geceymiş. Gökyüzü karanlıkmış. Ona rüyada denilmiş ‘Et-tahiyyâtü’nü oku daha hızlı gezersin.’” Herkesin bildiği üzere “Et-tahiyyâtü” duası, Peygamberimiz’in (ASM) Miraçta Âlemlerin Rabbi olan Allah’a, bütün yaratılmışlar adına verdiği selam ve götürdüğü hediyedir. Her Müslüman bu duayı bir miraç manasında olan namazında okuyor.

[5] Bilim dünyası yıldız gibi parlayan cesed ve misâlî bedeni aynı sayıyor. Bunlara “Perispiri” veya “Astral  Beden” diyor. Ruhun madde dünyasındaki görüntülerine ise, “Fantom” diyor

[6] Meryem sûresi, 17.

[7] Zümer sûresi, 42.

[8] Melek ve ruhların bu konumları hadislerle, evliyaların keşifleriyle sabittir.

[9] Mutluluğa dair 20’den fazla kitap yazan Japon profesör Choi Yoon-Hee’nin mutsuzluktan dolayı eşiyle beraber intihar edip ölmesi gösterir ki O, ruhun savaşçı fıtratını bilememiş. Evet en büyük mutluluk, fıtratını yaşama ve özünü sergilemedir.

[10] Bakınız, İnsan sûresi. O sûre böyle yüceleşmiş ruhların ebedî iktidarlarını kare kare anlatıyor.

Sende yorum yazabilirsin