Sağlam İmanlının Her İşine Gıpta Edilir

Evet imanı sağlamlaşan insanın, onun o İmanı insana, her şeyi hikmetle yaratan Allah’ın varlığına ve öldükten sonra insanlar tekrar dirilme günü olacağına ve Allah’ın huzuruna varıp, orada inceden inceye hayatının hesabını verileceğine inanır. Bu inancın neticesinde yüce Allah insanı buraya gönderdiğinin sebebini bildirmek için nazil olan kitabımız Kur’an-ı Kerime inanır ve O Kitap Allah’ın hak kitabı olduğunu kabul eder. Ondan sonra, o kitabı daha iyi anlayıp, insanlara şüphe getirmeyecek bir tarzda açıklayacak olan Allah’ın elçisi Hz Muhammed (a.s.m.) in hak Peygamberi a.s.m. olduğunu da kabul eder.  Ondan sonra, meleklere, sırasıyla Kader ile hayır ve şerrin de Allah’ın takdiri ile olacağına, hakiki bir mü’min gibi inanır.

 

Böylece imanını delillerle sağlamlaştırdıktan sonra ve Müslüman gibi yaşama kararını kesin verdikten sonra, Nur-u imanla nurlanan o aklın emri ile sabah namazına kalkmak için yorgan bir metre yükseğe uçar. Sabah namazına zamanında kalkabilmek için, akşamdan tedbirli yatar. Bu tedbirleri şöyle sıralayabiliriz:

 

Peygamberimi a.s.m. buyurmuş “Sabah namazınız tehlikeye düşmemek için yatsı namazından sonra fazla oturmayın”. Bu tabir taklidi imana sahip olanlar için dır. Yoksa işinden ancak yatsı namazı vaktinde gelebilenler onlar sohbete gitmesinler mi. Evet Risale-i Nur sohbetlerinden aldıkları dersin kuvveti ile Tek bir saat uyusalar da yine sabah namazlarını kaçırmamak için ciddi tedbirli olurlar. Saati mi, telefonu mu kurarlar hiç yatmadan namazı mı beklerler, onların bileceği iştir.  Fakat onların namazları güneş doğduktan sonraya kolay kolay kalmaz. Evet tedbirini alıp, aman sabah namazım kaçmasın düşüncesi ile yatanlar hakkında tehlike azalır. Evet böyle bir merakla yatıp, tedbiri elden bırakmadıktan  sonra, Allah göstermesin sabah namazına kalkamasalarda, onun imanı onu hüngür hüngür ağlatır.

 

İşte burada siz de gördünüz ki iman insanı nasıl değiştirir. Bu izahat ile anladınız ki; iman etmek için akıl ve mantık lazım. Sahip olduğumuz vücudu nefis ve şeytanın elinden kurtarıp aklın eline teslim etmek için kibir ve gururdan da kurtararak hakkı ciddi aramak lazım. 

 

Evet dediğim gibi, Allah’ına ve öldükten sonraki hayata inanan insan ise, başka insandır. Kız çeyiz sandığına herhangi bir şey atarken sevindiği gibi, o da sevap yaparken, ondan bin defa fazla sevinir, aç olanı doyururken lezzet alır,”Komşusu açken o tok yatamaz.” muhtaç olanın derdinden hisse almadan rahat olamaz. Herhangi yerde dini imanı bir hizmet varsa, sıkıntıya da düşse oradan da hisse almak ister.

 

Siz söyleyin imanın tadını almayanlara, imanı olmayanlara din  için iman için fedakârlık olur kelimesini nasıl anlatırsın? Çünkü inanmayan insan, imanlı insanın şefkati nasıl geliştiğini anlamaz ki. Anlaması için imanı olması lazım.  Tıpkı yediğimiz meyvenin lezzetini, başkasına yedirmeden anlatamayacağımız gibi. Kısacası imansız kimseden iyilik beklemen Aptallıktan başka  bir şey değildir. O öz kardeşini bile menfaati için sever. Menfaati bittiği zaman kardeşine karşı sevgi de biter o kadar. 

 

Evet çok kötü bir devirde yaşadığımız için Müslümanların imanları çok zayıfladığı için  imanın gereğini yapmakta olanlar azalmış olarak görürüz. Allah onlara hidayet versin . Biz onlara bir iş yaptırmak veya bir mevki vermek icap ettiği zaman, ehvenini, yani daha az şerlisini seçmeye mecbur kalırız.                

Abdülkadir Haktanır

www.nurnet.org

Sende yorum yazabilirsin