Sağlıklı Beslenmede Peygamber Öğütleri

Henüz hormonlu gıdaların, kimyasal gübrelerin, böcek ilaçlarının bulunmadığı bir dönemde Efendimiz (sas), beslenme konusunda da insanları Allah’ın yarattığı fıtrat üzerine olmaları konusunda birçok öğüt vermiş. Kendisi de bizzat bunları uygulayarak hem o dönem sahabilere hem de bize örnek olmuştur.

Her dönemin kendine göre problemleri olduğu gibi günümüz modern dünyasının da bize dayattığı birtakım problemler vardır. Bunların en başta gelenlerinden biri şüphesiz birçok insanın dert yandığı fazla kilolar ve buna bağlı olarak yapılmaya çalışılan zayıflama rejimleri. Piyasada o kadar fazla zayıflama ilacı ve bunlara bağlı olarak diyetler var ki, insan hangisine sarılacağını şaşırıyor. Hele bir de dostlarımızın, akrabalarımızın bizi her gördüğünde “Sen kilo mu aldın?” yahut “Elbisen sana dar mı geliyor?” türü sözlerini işittiğimizde durumumuzun vahametini bir kez daha hissediyor ve başlıyoruz internetten araştırmaya; hangi diyet kaç haftada ne kadar kilo verdiriyor, hangi ilaç yüzde yüz doğal olmakla birlikte fazla kilolarımızı eritiyor veya hangi ünlü hangi doktorun kürünü uygulayarak sıfır bedene sahip olmuş.

Bütün bu kafa karışıklığının ortasında aslında bir de geçmişe, 1400 sene öncesine dönüp bakarsak, o dönemin hâlâ bozulmamış insan fıtratı ve bu fıtratın beslenme alışkanlıklarına bir göz gezdirirsek, bugün ulaşılan birçok neticenin belki de çok önceleri Peygamber Efendimiz (sas) tarafından öğütlenmiş olduğunu görebiliriz. Henüz hormonlu gıdaların, kimyasal gübrelerin, böcek ilaçlarının bulunmadığı bir dönemde Efendimiz (sas), her konuda olduğu gibi, beslenme konusunda da insanları Allah’ın yarattığı fıtrat üzerine olmaları konusunda birçok öğüt vermiş ve kendisi de bizzat bunları uygulayarak hem o dönem sahabilere hem de bize örnek olmuştur.

Mağara dönemi gibi beslen!

Günümüzde, her ne kadar Darwinistçe yaklaşımlarla ortaya çıkmış olsa da uzmanlar, “mağara dönemi beslenmesi” ismini verdikleri yeni bir trend üzerinde tartışmaktadırlar. Her yiyeceğin doğal olanını tüketmek bu akımın en temel öğretisi. Ekmek, şeker, tuz, besi hayvanı, çiftlik tavuğu ve yumurtası, kısacası aklımıza gelen ne varsa bir tarafa bırakıp tabiatta doğal olarak kendi halinde yetişen besinleri tüketmek. Bize hayal gibi gelse de bir hakikate dayanması açısından gerçekten dikkat çekici öğütler. Bu düşünceler bize yine 1400 sene öncesinden bir şeyler hatırlatmakta. Yüce Rabb’imiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.” (Rûm Sûresi 30/41). Ayrıca, doğanın düzenine dokunmama, onu yaratıldığı gibi bırakma hususunda Efendimiz’in (sas), Medine’de, hurma ağaçlarını aşılayan insanlara bunu yapmamaları öğüdünü ve sahabenin, yeterli mahsul alamamaları sebebiyle izin istemeleri üzerine “Siz dünya işlerini daha iyi bilirsiniz.” sitemini hatırlayabiliriz.

***

Yiyeceklerle ilgili öğütleri

Yemeği çok sıcak yememek.

Sıcak yemeği üflemeden soğutmak.

Midenin üçte birini yemek, üçte birini su ve üçte birini de hava için ayırmak.

Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.

Acıkmadıkça yememek.

Sofradan doymadan kalkmak.

Yemeğin yanmış kısımlarını yememek.

İçeceklerleilgili öğütleri

Su içerken oturmak.

Suyu süzerek değil 3 yudumda içmek.

Su içerken besmeleyle başlamak.

Suyu içtikten sonra hamd etmek.

Şerbetler içinde en çok bal şerbetini severdi.

Sofra adabıyla ilgili öğütleri

Önünden yemek.

Suyu içmeden önce yanındakilere ikram etmek.

Yenilen lokmaların küçük olması.

Tabağında yemek artığı bırakmamak.

Sofraya mütevazı bir şekilde oturmak.

Hüseyin Gültekin / Zaman Gazetesi

Sende yorum yazabilirsin