Sebepler Tenteneli Bir Perdedir

“Binaenaleyh nimete bakıldığı zaman Mün’im, san’ata bakıldığı zaman Sâni’, esbaba nazar edildiği vakit Müessir-i Hakikî zihne ve fikre gelmelidir.”

Bir nimetin sadece insana olan faydalarına nazar edilirse ona mana-yı ismiyle bakılmış olur. Halbuki  o nimet, insanı ve onun ihtiyaçlarını bilmeyen toprağın, suyun, ağacın yahut güneşin işi olamaz. O nimeti bir Mün’im (nimetlerdiren)  yaratmıştır ve bize ikram etmektedir.

Her biri, bir sanat mucizesi olan varlıklara baktığımızda da onları yapan Sani’ zihnimize gelmelidir. Bir çiçeğin yapılışını ne toprağa verebiliriz, ne suya, ne güneşe, ne de bahar mevsimine. Bunların tümünü birlikte çalıştırarak o eseri meydana getiren Allah, bütün kâinatı onun imdadına göndermekte ve onu taklit edilmesi mümkün olmayan bir sanat mucizesi olarak icat etmektedir.

Sebeplere bakıldığı zaman da “Müessir-i Hakikî zihne ve fikre gelmelidir.”  Risalelerde çokça ve önemle işlendiği gibi, Cenâb-ı Hak bu hikmet dünyasında bir takım varlıkları bazı sebeplerle yaratmaktadır. Bunun en açık örneği insanın yaratılışına anne ve babasını sebep kılmış olmasıdır. İnsanı anne ve babası yapmış değillerdir, zira onlar da yapılmışlardır. Anne ve babayı yaratan kim ise, onlar vasıtasıyla insanı dünyaya gönderen de O’dur. Aynı şekilde, bir meyveyi ağacın yaptığı söylenemez, zira ağaç da yapılmış, yaratılmıştır. O halde, o ağacı kim yaratmışsa, ondan meyveleri süzüp çıkaran da  O’dur.

Adem babamızın topraktan yaratılması, kavun ve karpuzun ağaç olmaksızın ince bir saptan çıkarılması gösteriyor ki, anne-baba ve ağaçlar sadece birer sebeptirler. Onların yaratılmasında ve onlardan neticelerin süzülüp çıkarılmalarında ayrı İlâhî sanatlar sergilenmekte ve farklı  isimler tecelli etmektedir.

Sebeplere riayet edilmesi fıtratın bir kanunudur. Ağaç dikmeden meyveye kavuşmak mümkün değildir. Ancak bu sebeplere bakıldığında  “Müessir-i Hakikî zihne ve fikre gelmelidir.” Bunların, o mucize eserleri yapamayacakları düşünülmeli ve  Müessir-i Hakikinin (gerçek tesir sahibinin) ancak  Cenâb-ı Hak olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bir önceki cümlede de ifade edildiği gibi sebepler tenteneli bir perdedir; az bir dikkat ile bu hakikat görülecektir.

Prof.Dr.Alaaddin Başar

Sende yorum yazabilirsin