Sinirli Anne Babaların Bir Derdi Olsun!

Yavuz Bahadıroğlu bir röportajında söyle anlatıyor: Bir gün Necip Fazıl’a dayanamadım sordum “Niye bu kadar öfkelisiniz?” Yine öfkelice “Öfkeli miyim? diye tepki gösterdi ben ısrar edince “Sen değil misin?” diye sordu. “Hayır” deyince bana şöyle cevap verdi: “Senin keyfin var, benim derdim var!” dedi. İşte zaman zaman kendimi öfkeli bulunca diyorum benimde derdim olmaya başladı. (Çocuk ve Aile Eğitimi-3, Nev Yayınları, S;49)

Evet derdimiz olsun; ancak bu dert, çocuğu fıtrat üzerine yetiştirip yetiştirememenin derdi olsun. Derdimiz olsun; Rabbimiz tarafından emanet verilen bu çocukları hayırlı evlat olarak yetiştirip yetiştirememenin derdi olsun. Derdimiz olsun; ahrette bu çocukların davacı değil şefaatçi yetiştirip yetiştirememenin derdi olsun. Derdimiz olsun; derdimiz Rabbimizin hoşnut olacağı ve olduğu evlatlar yetiştirip yetiştirememenin derdi olsun. Derdimiz olsun; derdimiz “Annelerin ayakları altındaki cenneti” (Nesâî, Cihad,6) kazanamama ve çocuklara kazandıramamanın derdi olsun. Derdimiz büyük; ancak derdimizi unuttuk kendimizi ve çocuklarımızı yaramazlık gibi farklı dertlerle dertlendiriyoruz.

Çocukların yaramazlıklarını dert edip onların ruhunu inciterek bağırıp çağırma ve tokatlar, anne baba için bir kayıptır. Çünkü kazanacak olanda kaybedecek olanda anne babalardır. Her bağırıp çağırma ve tokadın anne babanın sevecenliğin yitirdiği bir gerçektir. Anne babalar her sinirlenişte çocuklarını evlatlıktan uzak görecekleri gibi çocuklarda anne babalarını ebeveynlikten uzak göreceklerdir.

Her ne kadar sinirli iken duygu yoğunluğunu fazlada yaşasak dilimizi yumuşak sözlere alıştırmalıyız. Çünkü sinirlenince çocuklara bağırıp çağırmak, hakaret etmek, tokat atmak çocukla anne baba arasındaki bağı zayıflatacağından buna da en çokta sevinenin şeytan olacağını unutmamak gerekir.

Onun için içindir ki; çocukların yaramazlıklarını ve sıkıntılılarını dert edip bayramlık ağzımızı açmadan ya da elimizi kaldırmadan önce iyice düşünmek gerekir:

  • Ebeveynliğin bir cihat olduğunu, cihadında sabır gerektirdiğini, Rabbimizin de sabredenlerle beraber olacağını,
  • Ne ekersen onu biçersin misali, çocukların sıkıntılarına sabrederek onlarında anne babalarının yaşlılıklarında sıkıntılarına sabredeceğini,
  • Hastalandığında ilk hal ve hatırını soranın, tedavisi için koşturacak kişinin çocuklarının olacağını,
  • Her ne kadar uzaklarda da yaşasalar; kimsenin halini hatırını sormadığı zamanlarda hatırını soracak, bayram ve seyranlarda elini öpmek için gelecek ilk kişinin olacağını,
  • Ölüm haberini alınca en çok üzülecek olanın ve anne babaya son görevini yapmak için çırpınan kişinin olacağını,
  • Kabirde de dahi seni unutmayacak arkandan sadakalar verip ve her namaz sonrası seccadesinin başında hayır dualar yaparak seni yalnız bırakmayacak kişinin olacağını,
  • Öldükten sonra amel defterini kapattırmayacak kişinin de bu çocukların olacağını UNUTMAMAK GEREKİR.

Peki, ne yapmak gerekir?

  1. Öncelikle aile bireyleri sinirliliğin nedeni üzerinde durmaları gerekir. Teşhis doğru olursa tedavide doğru olacaktır.
  2. Sinirliliği artıracağı için çocukları, yaramazlıkları ve olumsuzluklarıyla değil; ilerde Kur’an okuyan, duan eden, hayır hasenat yapan bir kimse imiş gibi hayal edilmeli.
  3. Çocuk eğitimi sabır işidir. Onun için bağırarak ve döverek çocuk yetiştirilemeyeceğine göre çocukların olumsuz tavırlarına karşı sabırlı ve anlayışlı olmalı.
  4. Eve gelen konu komşunun çocuğuna gösterilen anlayış ve sabrın aynısı, anne babalar kendi çocuklarına da göstermeli.
  5. Anne babalar kendilerinin ve çocukların ahlakını bozacak kötü arkadaş ve olumsuz çevreden uzak tutmalı.
  6. Çocukların ahlakını bozacağı için özellikle sinirlilik hallerinde beddualardan kaçınmalı. Dua edilecekse de bu her zaman hayır dua olmalı.

            Bunların yanında:

            Çocuklara karşı sinirlenildiği zaman dili tesbihata alıştırmalı. “Özellikle “La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim”  demeye. Geçmediği takdirde Ayetel Kürsi’yi okumaya. Yalnız bunları okurken de sinirli şekilde değil de Rabbimizden yardım isteyerek ve yavaş yayaş okunmalıdır.

Sinirlilik hala geçmediği takdirde ise çocukların yanında çıkarak başka bir odaya geçilmeli, gerekirse odanın kapısı kapatarak rahatlama adına sessizce de olsa iki damla gözyaşı dökülmelidir.

Mehmet Emin Karabacak / cocukaile.net

Sende yorum yazabilirsin