Somali İçin Yardım Vakti…

Afrika’da yaşananları en iyi anlayabildiğim zaman, Erzincan depremini hatırladığım zamandır. 1939’daki depremde kerpiçten yapılmış evlerin bütünü yıkılmıştı.

Şehir tamamen düpedüz olmuştu. Atımız, mandamız, koyunlarımız vardı; hepsi toprak altında kalıp ölmüştü. Babamın kasap dükkanı da yıkıldı. Depremden bir gece önce varlıklı olan biz, deprem gecesi topraktan gecelik kıyafetimizle çıktık. Her taraf kar ve buz… Sobanın sıcaklığı yetmiyordu, küreklerle çadırın üzerine kar attık. Karlar sobanın sıcaklığından eriyor, buz tutunca buzdan bir kulübe oluyor ve ısınıyor. Yani bir nevi kuzey kutbunda yaşayan insanların kardan yaptığı evlerde oturuyorduk. Gıda olarak, kuru üzüm yiyoruz, kar suyu içiyoruz. Erkeklerin yapacağı bir iş yok. Para olsa alınacak bir şey yok.

O yıllar hayatımın en fakir dönemiydi…

Annem, “kıyamet koptu, her şey bitti” diyordu. Babamsa, “akıllı olun, dünya Erzincan’dan ibaret değil, bunlar gelir geçer” diyordu… Yardımlarla yaşıyorduk. Kızılay’ın dağıttığı çadırlarda kaldık. O yardımlar sayesinde belimizi doğrulttuk…

Şimdi açlık Somali’de yaygın hale geldi.

Somali’ye yardım etmek dinimizin emridir. Çöpe atılan ekmekler, yemekler Somali’deki pek çok aç insanı doyurur. Ege Bölgesi’nin dağlarından yağ akar. Ovasından bal akar, Doğu Anadolu buğday ambarı… Somali’yi besleyecek kadar zengin bir ülkemiz var. Fakat modernizm ve kapitalizm, ülkemizi zora sokmuştur. Modernizm israfı artırdı, kapitalizm parayı belli ellerde tutuyor.

Amma şimdi parayı eve hapsetmek ihanettir. İslamiyet zekat köprüsünü kurarak zengin ile fakiri barıştırmış. Zekat köprüsü yıkılırsa, zengin kendi fildişi kulesine çekilir, firavunlar gibi yaşar. Gariban fakirler, o gün karnını nasıl doyuracağını düşünürken, zengin sofralarının artıkları çöplere dökülecek. Korkunç tezada bakınız.

Para, mevki makam güç kaynağı sayılıyor. Halbuki zenginler de, valiler de, krallar da ölümün pençesinden kurtulamıyor. Bugün, Peygamberimiz’i, sahabeleri, Mevlânâ’yı, Yunus Emre’yi, Allah dostlarını rahmetle anıyoruz amma nice zenginleri hatırlayan yok. Boğaziçi yalıları neler söylemiyor? Yirmi odalı evlerde oturup, Boğaz’ın serin suları karşısında keyif çatanlar nerede?

Somali’ye yardım elimizi uzatalım… Bize gayret yaraşır, merhamet Allah’ındır…

Hekimoğlu İsmail / Zaman Gazetesi

1 tane yorum yapılmış

  1. Nabi dedi ki:

    ..Artık soframızdaki ekmeğin, çeşmemizden akan suyun kıymetini bilmeliyiz. Nimeti istihfaf eden bir halet-i ruhiye ve bilfiil yaptığımız israflar rahmet-i İlahiye’den mahrum kalmamıza vesile olabileceği gibi, -Allah göstermesin- gadab-ı İlahiye’yi de celb edebilir. O zaman korkulu bir rüya gibi şimdiden uyarıldığımız “su savaşları ve buğday kavgası” musibetlerine düçar olabiliriz. Musibete gerek kalmadan şimdiden aklımızı başımıza alıp, nimetleri takdir edip, iktisadla hareket edelim.
    Ekmek ve yemekleri asla zayi etmeyelim; abdest dahi alırken suyu ziyan etmeyelim..
    Hepimizin kendince azaltabileceği tüketimleri vardır; musibet kapımızı çalmadan tedbirimizi alalım..

Sende yorum yazabilirsin